Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

İTÜ Maslak Kampüsü’ndeki PTT Çalışanı

Cuma günü, PTT aracılığı ile para göndermem gerekti. Para öğleden önce gitmek durumunda. Seans 12:30’da kapanıyor. 12:10 gibi çıktım işyerinden. Maslak’ta bulunduğum yere en yakın PTT Online şubesi İTÜ Maslak Kampüsü içerisinde. 15-20 dakikalık bir yürüme mesafesi var. Maslak’ta karşıdan karşıya geçmenin bile zülum olduğu bir güzergahta iki üstgeçitten birden geçerek kampüse ulaştım. Kapıdaki güvenlik çıkardı ilk marazı. “Öğrenci filan değilim, PTT şubesine gitmem lazım, istersen kimliği bırakayım, 10 dakikaya geri döneceğim.” İkna oldu. Kimlik filan da istemedi. Bak, ben bunu da anlamıyorum, maden içeri girmem herhangi bir rsik içermiyor, ne diye zorluk çıkartıyorsun? Bir risk söz konusuysa, ee o zaman neden kimliğimi vereyim teklifini es geçiyorsun? Ya da ehrhangib ir kayıt almıyorsun? Yalandan bir güvenlik anlayışı, neyse…

İyi bayramlar dedik lan!

Artık bir klasik haline gelen (ya da gelecek olan) “tatil günü iş yerinden yazılar” serisine bir katkı daha yapalım. Ramazan Bayramı’nın şeker adı altında tatil olarak değerlendirilmesine karşı çıkan, ama yine de bayram tatilini 9 güne çıkartmaktan geri durmayan pek şaaane iktidarımızın vermiş olduğu kararın aksine Pazartesi yarım gün ve Cuma günü tam gün olmak üzere çalışıyorum. Bu da yetmezmiş gibi –ki hiç bir zaman yettiği vaki değildir- Perşembe gününe konan mesai ile “lan ne bayramı, ne tatili, gene iş, gene iş” diye köpükler saçmaktayım ağzımdan. Ve hasıl olan can sıkıntısından, bu halet-i ruhiyeyi gözbebeeemiz bu siteye aktarmak niyetindeyim.

Kara Cuma

Cuma günleri ne tatlı, ne şeker, ne sevimli günlerdir değil mi?  Öğrenciysen haftayı ödev, proje, bir ton ıvır vızır şeyle geçirmişsindir; çalışıyorsan sinir, stres, uykusuz sabahlar, müdürden azar işitmeler daha bir gerçek, daha bir can sıkıcı bir ton sıkıntıyla. Ama Cuma geliverince o an için upuzun olacakmış gibi gelen yerine ve kişisine göre bol uyku, belki bol eğlence, tembellik, miskinlik, adeta cennetten bir köşe tadında haftasonuna ramak kalmış bir hissiyat... Lakin kazın ayağı her zaman öyle değil.

Gırtlak gırtlağa

Bir şeyler yemek hayatımın en önemli özetlerinden birisi olsa da gelişmiş bir yemek kültürüm yoktur. İşbu nedenle bir mekanda yemek yiyorsam beni o masada mutlu etmek çok kolaydır. Ben, alt tarafı, lahmacun, pide, her türlü kebap, pizza, patates kızartması, kuru fasulye-pilav’dan keyif alan ortalama bir mideye sahibim. Lakin öğle yemeği sırasında Le’Passione, Suzy’s gibi abuk sabuk isimlere sahip mekanların abuk sabuk mönüleri arasında sıkışıp kaldığımdan dolayı öğle yemeklerim işkence haline gelmişti.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?