Hakkımızda hayırlısı…

Nasıl oluyorsa oluyor, son birkaç aydır site için bir şeyler karalama amacıyla word dosyası açtığımda ikinci, üçüncü cümleden sonrası gelmiyor. Nasıl darlandım, nasıl canımı sıkıyor bu durum anlatmam mümkün değil. Misal, şu anda tam da üçüncü cümledeyim ve içimde tarif edilemez bir duygu “sil yazdıklarını, kapa word’u” diye bana çemkiriyor. Yemin ediyorum huzurum kalmadı ya…

Acaba sorun word programında mı diye, wordpressin kendi editörünü, notepadi filan da kullandım ama sonuç değişmiyor. Open Office gibi alternatifleri de deneyeceğim, nihai sonucu yine buradan paylaşırım sanırım.

Ülke gündemini milliyet.com.tr manşetlerinden takip eden adam var ya, “Lindsay Lohan yine sarhoş görüntülendi” diye harap bitap düştü. “Facebook hakkında şok iddia”yı da okursa kalpten gidecek diye korkuyorum.

Neyse ki anayasa tartışmaları filan derken kan yaptı, yüzüne renk filan geldi adamcağızın. Yarın “Birbirlerine benzeyen ünlüler” moduna geri dönüş yapar nasılsa…

Tüm yurt sathında yaşanan, Acun Ilıcalı’nın bir boka benzemeyen “Var mısın? Yok musun?” programına son vermesinin coşkusu da yarım kaldı arkadaş… Adam gitti aynı ekiple Survivor yaptı ya… Acun Firarda da gelirse bu yaz, çok çekeceğiz çok… “Ohh what a great shoes is this…” Allah belanı vermesin senin e mi?

Geçen sene katılarak en iyi topluluk blogu seçildiğimiz ve benim 1 hafta extra all inclusive tatil kazandığım Blog Ödülleri’ne Ulvi’nin baskıları ile bu sene de aday olduk. Gerçi oylama süreci de bitmek üzere, geç haber vermiş olduk ama, çok da fifi… Veteran Micheal Schumacher kontenjanından girmiş bulunduk artık. İddiamız yok.

O değil de, Anayasa görüşmeleri sırasında gördüğüm bir şey beni dehşete düşürdü, bahsetmezsem pipim düşer. Başbakan, malumunuz üzere, çok ilgili görüşmelerle. Her oturuma geliyor, oy kullanıyor, AKP tarafından gelmeyen varsa ağzına sıçıyor, sonuçları Meclis’teki odasından takip ediyor filan. Lakin kendisi meclis sıralarında otururken bu AKP milletvekillerinin “Otomobil fuarında manken görmüş ergen” pozlarına anlam veremiyorum ben. Ellerinde cep telefonları ile başbakanı fotoğraflıyorlar, yüzlerde eblek bir gülümseme filan…

Ee abi sen zaten miletvekilisin, bu adam senin genel başkanın, ee bunca oturumluk ortak mesainiz var zaten sizin. Bu ne la? İlk defa mı başbakan görüyorsun arkadaşım? Az ağırdan satsana kendini, allala!

Hahaha bak başbakan denince çenem düşüyor. 23 Nisan’ın makamları bir günlüğüne çocuklara teslim etme geleneği var ya, izlemişsinizdir haberlerde filan, bu senenin “kullan-at” başbakanı başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olmadığı yorumunu yapmış. Büyük ihtimal öğretmeni ezberletmiştir o cümleleri ve büyük ihtimalle soruşturma geçirecektir Pazartesiden itibaren ama, asıl mesele Başbakan’ın gülüp geçmek yerine kızı iknaya çalışmasıydı bence. Haha, çocuk direndi biraz ama, başbakan diretti. Çocuk da “Tayiple Tayyip olmayayım” diyerekten “Ee tabii o açıdan haklısınız, doğru olabilir” filan dedi. Başbakan da sevinmiştir “Ehe ikna ettim” deyüüü… Ne komik memleketiz ya biz, hay Allah!

Milliyet Gazete Arşivi

Canarino başkan, Fasulyeden’de gördüm diyerek blogunda yer vermiş, ben de kendisinden görüp burada yer veriyorum. Bir nevi loop’a girmiş oluyoruz böylece. Geçtiğimiz hafta, kusma aparatı ve Maraton Almaty’yi takip eden bireyler olarak haberdar olduğunuz üzre, Milliyet Gazetesi 3 Mayıs 1950 ile 30 Haziran 2004 tarihleri arası gazete arşivlerini internete açtı. Türkiye için bir ilk olan bu uygulama sanırım ömrünü kütüphane köşelerinde geçiren yakın tarih araştırmacılarını çok memnun edecektir. Daha Fazlasını Oku

Üslubu beyan, ayniyle insan!

Başbakan’ın son konuşmalarından bir derleme:

“Bunların dünyadan haberi yok!”
“Dar kafalılar!”
“Fosilleşmiş zihniyet!”
“Sermaye ırkçıları!”
“Bunlar iki koyunu güdemezler!”
“Eski komünist kafalar!”
“Bunların okur yazarlıkları da yok!”
“Bize içerideki düşmanlar yeter!”
“Bu zihniyet sadece çöp üretir!”
“Bekâra karı boşamak kolaydır!”

Yanlış hatırlamıyorsak, “Üslubu beyan, ayniyle insan!” diye bir laf vardır.

Hasan Pulur, Milliyet 19 Ekim 2005

Fethullah Gülen vs Cumhuriyet

Geçtiğimiz günlerde Yargıtay Ceza Genel Kurulu laikliğin Türkiye’de vazgeçilmez, reddedilemez ve zayıflatılmaz temel bir kavram haline geldiğini belirterek, bu değeri korumak için herhangi bir cezai yaptırıma ihtiyaç olmadığına karar vermişti. Bu karar yazılı ve görsel medyada, ülkem kahvehanelerinde epeyce yer bulmuş, tartışılmıştı.. Sonra da her önemli haber gibi toplumumuzun genelinin hafızasından silinmiş, yerini gelincilere kaynanacılara, yani ortalama Türk vatandaşının kalbinin gerçek sahiplerine bırakmıştı.. Daha Fazlasını Oku