2009 Bütçe Açığı: 15 niree, 43 nireee?

Hükümetin ekonomik programını çok beğeniyorum. Tayyip Erdoğan’ı Allah başımızdan eksik etmesin, neydi o beylik cümleleri, hah, Cumhuriyetin 80 yılda yapamadığını, AKP hepitopu 7 senede yaptı. Bu tablo karşısında şapka çıkarması gerekirken tırıvırı yapan mantıktan ve izandan yoksun bir kitle var. Onları kınamaktan başka ne gelir elden? “Son Osmanlı: Yandım Tayyip” sinemalarda, gidin izleyin işte…

Konuyu nereye getireceğim; 2009 yılı bütçe görüşmelerinin oldukça afaki, gerçek dışı rakamlarla kabul edildiği yönünde CHP’nin çok ciddi bir muhalafeti vardı. Tamam CHP kötü bir muhalefet partisidir, böyle kabul edip geçelim. Lakin bütçe görüşmelerindeki muhalefetini birebir takip etmiş birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, on numara direndiler, hükümeti akl-ı selime davet ettiler. Hatta global bir krizin kapıda olduğunu, krize karşı önlem alınması gerektiğini, bu iyimser rakamlarla bu işin yürütülemeyeceğini, sanal bir refah yaratılmaması gerektiğini ısrarla belirttiler.

Tabii ki mevcut TBMM yapısı içinde bu söyledikleri herhangi bir anlam ifade etmedi. Toplum zaten bütçe görüşmesiyle filan ilgilenmiyor. CHP yine kötü bir muhalefet partisi olduğuyla kaldı. Ötesi olmadı.

245225

Şimdi biraz o günleri hatırlayalım. 2009 yılı bütçe görüşmelerinde, tüm aksi iddialara ve muhalefete rağmen hükümetin bütçe açığı tahmini 15-16 milyar lira civarındaydı. 2009’un neredeyse sonuna geldik, ilk 10 aylık periyotta devletin bütçe açığı ne kadar olmuştur? 15 milyar lira? 20 olabilir mi? 30 mu yoksa?

Değil efendim. 2009 için 15 milyar lira öngören hükümetin aksine, daha yılın bitmesine 2 ay varken bütçemiz 43.2 milyar lira açık verdi. Yani 2008’in ilk 10 ayında verdiğimiz 4,8 milyar lira açığa kıyasla %785 artış gösterdi.

Detayları buradan okuyun. Ben haber sitelerini ziyaret edip hükümetin ekonomik poltikalarını öven yorumlar yapmaya gidiyorum.

Fazlasını Oku

Devletin Zirvesinde Gizli Kamera

Herkesin aylardır takır takır yazdığı, çizdiği, yorumladığı Kürt açılımı konusunda kelime üretmek dahi gelmiyor içinden. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti deyip duruyoruz ya, bu süreç o koskoca Türkiye’nin nasıl bir zihniyetin elinde olduğunu ortaya koydu resmen. Bahsettiğim zihniyet sadece iktidar değil, bilfiil, her şeyi ve her yanıyla yönetici erki. Buna muhalafet, hatta tüm unsurları ile TBMM’de dahil.

Aylar önce Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın peşpeşe yaptığı ABD ziyaretleri sonrası Çankaya’dan peşisıra açıklamalar gelmişti “Tarihi fırsat kaçıyor” diye. Bu fırsatın ne olduğu, nereye kaçtığı hala daha belli olmamakla birlikte, Kürt açılımı olarak ortaya çıkan, demokratik açılıma evrilen süreç resmen bu söylemle başlamıştı diyebiliriz.

Şimdi, iktidar şöyledir, muhalefet böyledir, açılım şurdan sakattır, burdan elzemdir diye ortada hasıl olan kakofoniye destek çıkacak değilim. Ne mecalim var bunun için, ne de arzum. Benim derdim böylesine kritik bir mevzuda bile bir araya gelemeyen iki liderdir. İktidar lideri ile anamuhalefet lideri, yani Türkiye’nin en kritik politikacılıları aylardır görüşecek mi görüşmeyecek mi diye kilitlendik, izliyoruz.

Onla tek şartta görüşürüm, telefonda görüşmem, mektup yazdım, daha gelmedi ki, müsaitseniz hayırlı bir iş için gelicez, televizyonda görüşürüm, kamera olmaz, kameraman olmaz, robot kamera koyalım, gizli kamera şekli yapalım… Eytereah beh! Gizli çekim porno mu lan bu kadar tantananın altındaki sebep?

Bu mudur arkadaşım sizin ülke yönetme biçiminiz? Bu mudur kritik meseleleri ele alma, ülke gündemini şekillendirme yolunuz, yordamınız? İlkokul çocuğu gibi atışma konusunda üstünüze yok biliyoruz, zerre de utanmıyorsunuz da, etrafınızda 50 tane danışman fink atıyor; bir tane mi akıllı bir adamınız yok?

Vallahi delirdim sonunda. Adam makam odasına gizli kamera koymuş yahu hahaha, öbürü de kamera beni şişman gösterir diyor, başka da bir şey demiyor.

Fazlasını Oku

Neler oluyor hayatta? #1

Sabahın 8’nde geliyorum işyerine. Olağandışı durumlar haricinde 9:30’a kadar herhangi bir iş yapmıyorum. Bol bol kahve, bol bol gazete filan. Bir de, zaman zaman birim içinde basında çıkan ekonomi haberlerini derleme ihalesi üzerime kalıyor. Benzeri bir derlemeden Fasulyeden için her gün yapmak lazım aslında. Bir nevi kısa kısa gündem takibi. Başlayalım:

Yaşanan global krizin ülkemizi teğet geçtiğini iddia eden, devletin resmi rakamları üzerinden muhalefet yapanları, koskoca iktisat profesörlerini felaket tellallığı yapmakla suçlayan Tayyip Erdoğan, Elbistan’da halka “Milletin sırtından doyan doyana, Bunu gören yürek nasıl dayana, Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana!” şiiriyle seslendi. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Toplumsal rönesans ve muhalefet

Bir yaşam biçimi olarak muhalif olmanın pek tabii ki içinde bulunduğumuz toplumun direnci açısında ciddi bir önemi var. Lakin bu muhalefet duygusunun sadece toplumu yönlendiren, şekillendiren, biçimlendiren erklere karşı yürütülmesinin de bir kusuru var. Yukarıdakilere, tepedekilere dikkat kesilen, sorgulayan, araştıran birileri iseniz toplumun bizzat kendisini, en alt kademesini –ya da en üst kademeyi şekillendiren tüm olguları- gözden kaçırabiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin asıl ihtiyacı olan hatt-ı muhalefet değil, sath-ı muhalefet. Bu bu satıh, toplumun her kademesi, her hareketi, her duruşu… Daha azı ile mücadele kolaycılıktan başka bir şey değil. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

SS Subayı Sosyal Demokrat

Bu ülkenin en büyük eksiği muhalefet. Akp nin bu kadar güçlü olmasının sebebi muhalefet eksikliğidir. Alın size sosyal demokrat muhalefetimiz. Bir insanı eleştirebilirsin, sevmeyebilirsin ama her işin bir ahlakı var arkadaş. Canan Arıtman’ın gündem yaratan (!) açıklamalarını okumuşsunuzdur. “Özür diliyorum” kampanayasını başlatanların bu cesareti Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyaretinden aldığını söylüyor ve ekliyor:
“Cumhurbaşkanı’nın bu kampanyayı desteklediği görülüyor. Abdullah Gül, cumhurun, yani Türk milletinin cumhurbaşkanlığını yapsın, etnik kökeninin değil. Cumhurbaşkanı’nın anne tarafından etnik kökenini araştırın görürsünüz.” (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Kemal Kılıçdaroğlu vs Dengir Mir Mehmet Fırat

An itibariyle CHP milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu ile AKP milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat’ı yanyana getirmiş ve neredeyse tüm kanallarımızın canlı verdiği müsabakadır. Kılıçdaroğlu, garip isimli politikacı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın bir zamanlar yönetici ve ortağı olduğu şirketin tüm pisliklerini ortaya dökmekte; Fırat ise “Ama ben o şirketten ayrılmıştım” şeklinde bir açıklama yapmaktadır. Kılıçdaroğlu Fırat’ın henüz ayrılmadan şirketin hayali ihracat yaptığının Maliye Bakanlığı belgeleriyle ortada olduğunu ve şirketten ayrıldıktan sonra da o şirkete ait tırların aranmadan geçmesi için Gümrük Müdürlüğü’ne yazı gönderdiğini, ve o tırlardan birisinde eroin yakalandığını kanıtlamıştır. Dengir Mir Mehmet Fırat ismi yeterince uzun değilmiş gibi başına “Baron” da eklenmiştir. Heyecanla izlemekteyiz.

Fazlasını Oku