Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Sözümü Dinlemedin

Bundan 10 sene önceydi; Orduda, siyasette, iş hayatında ne kadar biat etmemiş adam varsa hapse atılıyordu. Ben sana, "Bu iş cadı avı, muhalifler sindiriliyor" dedikçe, sen intikam diye bağırıyor, bıyık altından gülüyordun. Yıllar sonra geldin bana kandırıldım diye ağladın. SÖZÜMÜ DİNLEMEDİN. Doymadın, 10 yaşındaki çocuğun bile farkına varabildiği hilelerle, uydurma belgelerle, sözde sehven ama aslında şehven sahtekarlıklarla TSK paramparça edildi. Kozmik odasına girildi, ülkenin ne kadar sırrı varsa çıkarılıp yabancılara parça parça servis edildi. Ben sana "yapma, ülkeyi felakete sürüklüyorsun" dedikçe, sen "bağırsaklarımızı temizliyoruz" diye gevşek gevşek gülüyordun. Yıllar sonra geldin bana kandırıldım diye ağladın. SÖZÜMÜ DİNLEMEDİN.

Çirkef Demokrasi

Yerel yönetim konusunda dünyada eşi, benzeri olmayan, en büyük Türk dehalarından birisi Melih Gökçek Çankaya ilçe sınırları içerisinde bulunan 7. cadde ile ilgili bir referandum hazırlığında. Referandumda sorulacak 15 adet sorudan birisi “Burada içki içilsin mi içilmesin mi?” Yöneltilen eleştirilere, literatüre de kendi ismiyle kazınan bir aymazlıkla karşı çıkıyor Gökçek. “Halk kendi caddesinde ne yapılıp yapılmayacağına kendisi karar verecek. Bu demokrasidir.” Hasiktir sen ordan.

“Refarandum” yaz 3250’ye gönder

"Referandum varmış 21 Ekim'de." Önce bir duraksıyorum. Referandum ne acaba? Sonra sözlüğe bakıyorum, halk oylaması diyor. Tekrar bir duraksama... Popstar gibi bir şey mi acaba, esemes mi yollayacağız? Ülen ben Bayhan'a bile yollamadım ki, kralı gelse yollamam. Sonra öğreniyorum ki kral değilse de cumhurbaşkanı imiş mevzu bahis. İyi de bu soruyu niye bize sormuşlar? Bugüne kadar neyi bize sormuşlar? Eh madem böyle bir hadise var, biz de konunun üzerine eğilelim ve oyumuzu bilinçli bir şekilde kullanalım diyerek şöyle bir gözden geçirme yapayım diyorum:

11. cumhurbaşkanını kim seçsin?

Biliyorsunuz 21 Ekim'de referandum için sandık başına gideceğiz milyonlar olarak. Tabii, bu referandum için harcanan milyonlarca dolarlar uçuşacak beynimizin kıvrımları arasında. Misal o paralarla kaç öğrenciye karşılıksız burs verilebilirdi acaba? Ya da kaç tane mayın temizlenirdi Güneydoğu'dan? Peki ne için gidiyoruz sandığa? Anayasa'da küçük birkaç değişiklik yapmak için... Ee peki zaten değişmeyecek mi bu anayasa? Onun için cıngar çıkmıyor mu şimdi? Evet, bir kaç ay sonra toptan değişecek bir anayasada küçük birkaç düzeltmeye gidiyoruz. Batıyor rahatlık. Batıyor milyon dolarlar...

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?