Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Burası Türkiye Ulan!

İngilizce kursunda Amerikalı bir öğretmenimiz bulunmakta. Kendisi aynı zamanda ingiliz dili ve edebiyatı hocası olarak bir üniversitede çalışıyor. Onun anlattığı bir hikayeyi paylaşayım izninizle: -"Ya ben bu ülkeye bir türlü akıl sır erdiremiyorum. Türkler çok zeki insanlanlar ama bazen hakikaten anlayamıyorum. Sınav yaptım. 90 kişilik sınıfta 17 kişi sınavda kaldı. Bunlardan içinde bir kız var. 38 saat devamsızlık yapmış. Dolayısıyla hiçbir şey yapamamış sınavda. Şimdi rektör beni arıyor bu kızın babası şu ülkede büyükelçi büyük adam bu kız sınavdan geçmeli. Peki dedim, diğer 16 kişi ne olacak. Çünkü insanlar konuşacak. Bak ona puan vermiş geçmiş biz geçemedik. Bu doğru olur mu? Rektörün cevabı o zaman sen yeniden sınav yaparsın soruları da kolay sorarsın herkes mutlu mesut olur. Ya bu kız bomboş kafayla mezun olacak. Diplomayı alsa ne olacak ki? 6-7 Ülkede hocalık yaptım. Ben dünyanın hiçbir yerinde böyle bir şey görmedim."

Falancanın oğluna, filancanın kızına…

Çoğumuzun hayatına ara sıra davetsizce girip çıkmıştır falancagiller. Anne babalar, akrabalar, aile dostları, komşular, öğretmenler pek severler bize falancanın oğlu ve kızıyla ilgili örnekler verip, örneklerin altından çaktırmadan karşılaştırma yapmayı... İlginçtir bu kodumun falancanın oğluyla filancanın kızı da tam ailelerin istediği ideal yaşam tarzını benimserler. Sınavlardan hep yüksek alırlar, olur da kırk yılda bir başarısız olurlarsa kesin fazla heyecanlanmışlardır. Ne bileyim okulu zamanında bitirip planlarını yıllar önceden yaptıkları işlere hemencecik giriverirler, hatta işler onlara teklif edilir o derece harikadırlar. Zaten hayat planları her zaman bellidir bunların ve tıkır tıkır işler.

Boş kağıt verme sanatı

Üniversite sıralarından geçmiş veya geçmekte olan önemli bir çoğunluğun en az bir kere tattığını tahmin ettiğim "Boş kâğıt verme" sanatını icra etmenin inceliklerinden bahsetmeden önce, bu eylemin sanıldığı kadar kolay, basit ve şımarıkça olmadığını vurgulamak isterim. Hemen babam gibi "yok öyle bir şey işin ne lan otur çalış" diyenlerin kalbini kırarım. Tamam, belki bu işi adet hale getirdiğimden biraz içimi rahatlatmak ve kendimi kandırmak için başka yerlere bok atıyorum ama iki dakka dinleyin işte...

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?