TaşlaMA!

Kotlar “imaj” için beyazlarken, imaj uğruna giydiğimiz bu kotlar, onları beyazlatan biz kot işçilerinin hayatlarını karartıyor. Böylesine derin bir uçurumda ölüme sürükleniyoruz.

Sadece Türkiye’de 10000′e yakın işçi hasta!

Silikozis hastalığına yakalananların büyük çoğunluğu daha 20′li yaşlarda. Hastalığın etkisiyle değil koşmak, yürümekte bile zorluk çekiyor ve haliyle başka işlerde de çalışamıyoruz. Çoğumuz sigortasız olduğumuzdan, hiçbir sağlık ya da sosyal güvence desteği alamıyoruz.

Yakın zamanda ise Kot işçisi arkadaşımız Hüseyin Özkaya aynı hastalık sonucu hayatını kaybetti. Kot işçileri ve aileleri, birileri fazla kazansın diye açlığa, sefalete ve ölüme itilirken, onları bu durumu sürükleyenler ellerini kollarını sallayarak gezinmekte, insan yaşamı üzerinden kazandıkları servetleriyle günlerini gün etmektedirler. Mavi Jeans, Collezione, Levis, Lee, Little Big, Diesel, Adil Işık, Loft, Colins gibi pek çok yerli ve yabancı şirket ölümcül işlerini buralara göndererek işsizlik ve yoksulluk halini kendilerine ucuz işçilik olarak döndürmeye devam ediyorlar. Bu işin yurtdışında yasaklanması üzerine, “Nasılsa burada işçilerin hayatı ucuzdur ve hesabı sorulmaz” yaklaşımıyla atölyelerini de bir bir kurmuşlardır. Bu sektörün önemli organizatörlerinden biri olan Mavi Jeans, bu kanlı pazardaki payını her geçen gün daha da büyütüyor. Merteks gibi taşeronlar kentin varoşlarında kurdukları bir çoğu kaçak, sayısız ölüm atölyeleriyle birçok işçinin ölüm sebebi olmaya devam ediyorlar!

Hem de göz göre göre!

Merdiven altı atölyelere iş veren büyük kot tekelleri Ölüme ittikleri kot işçilerinin yaşamından birinci dereceden sorumludur. Küçük atölyeler nasıl ki bu işçi katliamına imza atmışlarsa büyük tekeller de azmettiricilik yapmış, suçun kaynağı olmuşlardır. Artık kot kumlama işini “lazer sistemiyle yapıyoruz” diyerek insanların vicdanlarını sömüren, gazetelere yaptırdığı haberlerle önceki sorumluluğundan sıyrılmaya çalışan Mavi jeans ve diğerlerinden hesap sorma zamanı. İnsan hayatını hiçe sayan Kapitalizme ve ölüm saçan şirketlerine Dur! Deme zamanı.

Biz kot işçileri olarak; bilerek cinayetlere sebep olan patronlara ve şirketlere karşı sessiz kalmadan, devletin ve yetkililerin “ihracatımız yüksek bu işi fazla kurcalamayın” sözlerine aldırmadan mücadelemize devam edeceğiz.

Yaşasın Kot İşçilerinin Birliği!


Kot İşçileri Birliği
kotiscileribirligi@gmail.com
www.kottaslama.org

yeni-fasulyeden-kom

Fazlasını Oku

Bugün Ben Bir GÜZEL Gördüm

Yaşama mefhumundan nasibini alan herkesin hayatında özel anları vardır. Özel günleri, bitmesini istemediği, sanki bu bitmesini istememek durumunun farkındaymışçasına fütursuzca akıp giden dakikaları vardır. O dakikalar özeldir. Diy mi?

Öyle bir özelliktir ki bu, işleyişin öznesi veya nesnesinin yerine bir başka özne veya nesne yerleştirildiği zaman, hiçbir özelliği olmayacağına emin olunan özelliklerdendir. İçimize çekmeye kıyamadığımız özelin, ufak isim değişiklikleriyle bir anda rutinleşeceğini bilmemizin, hala yitirtemediği  ‘değerli’.

Ben de bu akşam üstü bahsettiğim mükemmellikte anlar edindim kendime. Haydi iç de, çay koyayım, sevdicek. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

6 Ekim IMF ve DB Direnişi

image-98B2_4ACBAC52

Saat 10 gibi çıktığım meydandan tünele kadar yürüdüm. Merak ediyordum; IMF ve Dünya Bankası karşıtı gösterilerin boyutu ne olacaktı, hangi gruplar katılacaktı, olay çıkacak mıydı… Şiddetten uzak renkli, müzikli, danslı Direnistanbul hareketine sempati duysam da hiçbir gruba aidiyet hissetmediğim için sadece 1 Mayıslarda sokakta olan limonlu tayfayı temsil ediyordum kendimce, içimde haykırma isteği ve coşkusuyla, karşı olmanın heyecanlı romantizmiyle…

Sırt çantam, kapşonlum, babamdan kalma atkım ve elimde fotoğraf makinemle başladım İstiklal’in havasını solumaya. Meydan çevik kuvvet ve haberciler dışında henüz boştu, grupların lise önünde ve tünelde toplanıp yürüyeceklerini duymuştum. Önce renkli giysileri ve “başka bir dünya mümkün” yazılı dünya haritası balonlarıyla bayanlardan oluşan minik bir grup gördüm. Sonra “kaldıraç” yazılı kırmızı sancaklarıyla 30-40 kişilik grup geçti yanımdan. Liseye yaklaştığımda çevik kuvvet hazır bekliyordu yine, arkasında fena sayılmayacak bir kalabalıkla TKP ve ÖDP sancakları yanyana durmuş toplanıyordu. Direnistanbulcuların tünelde toplaştığını bildiğimden yürümeye devam ettim. Bu sırada turuncu sancaklarla bu sefer 30-40 kişilik Halkevleri geçti marşlarla. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

1 Mayıs Çevik Kuvvet Bayramı

Dünya’nın dört bir yanında İşçi Bayramı olarak kutlanan 1 Mayıs, güzel ülkemde Çevik Kuvvet Egemenlik ve Dayak Bayramı olarak kutlanır yıllar yılı. Orda bok varmış gibi Taksim’i kapatırlar işçilere. Girmek isteyeni, istemeyeni, slogan atanı, atmayanı, yaşlı dedeyi, küçücük çocuğu, turisti, yerliyi, öğrenciyi, işciyi, aman diyeni, diyemeyeni hepsini sırayla döverler. Lokanta’da yemek yersin, yanına dayak servis ederler; hastanede tüpten oksijen yersin, portakal aromalı biber gazını da katık ederler. Kısacası kafalarında kaskları, ellerinde yangın tüpüne doldurulmuş biber gazları, copları ile bayramlarını büyük bir coşkuyla kutlar çevik ve kuvvetli abilerimiz. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Gece Yarısı Ekspresi

Nevizade’de dostlarla geçirilen bir Cumartesi akşamından sonra ve tam da ekonomik krizin etkisini derinden hissederken eve dönüş yolundaki bir gece yarısı hikayesi…

Muhabbetin meze, alkolün şeker kıvamında ve Ulvi’nin insan olduğu bir gecenin ardından, alkolik gençliği düşünerek sabaha kadar otobüs seferi koyan muhterem İETT’nin otobüsüne binmek üzere “Mecidiyeköy üzerinden” Taksim-Sarıyer seferi yapan çift biletli yeşil otobüse doğru yol aldım. “Ulan bu parasızlıkta otobüsü kaçırırsam eve kadar travesti milletini selamlaya selamlaya yayan giderim.” düşünce balonu ile koşarcasına hareket ettim. Durağa geldiğimde otobüsün kapılarından insanların taştığını gördüm, ürperdim ancak yılmadım. Harbiye’nin travesti gerçeği gözüme daha korkutucu geldiği için arka kapıdan hamle yaparak, füleli adımlarla kapı kapanmadan kendimi otobüse istifledim. Kapının da kapanması ile birlikte, yolcuğumun son derece rahat konforlu ve sıkıntısız geçeceğini düşünerek, gece hangi rüyaları görsem, sıcak yatağımda nasıl bir pozisyon alsam saçmalıklarını aklımdan geçiriyordum ki, hemen yanımda bulunan zatı muhterem bir ağabeyimin otobüsün orta tarafında oturmakta olan iki genç ile sözlü münakaşaya girdiğini fark ettim. Diyalog şu şekilde gelişiyordu: (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

1 Mayıs restleşmesi

1 Mayıs 1977 yılında yapılan, yüzbinlerce emekçinin katıldığı Taksim Mitingi’nden bu yana tamı tamına 31 yıl geçti. Katledilen masum insanların daha faiilleri bulunmamışken ülke demokrasisi olarak 31 yıldır bir arpa boyu ilerleyemediğimizi 1 Mayıs 2008’de bir kez daha gördük.

Aslında olan bütün olaylar iktidarın demokrasi ve özgürlük anlayışının birebir yansımasıydı. Aylardır demokrasi nidaları ile yeri göğü inleten iktidar partisi bir kez daha bir krizi yönetemeyerek bu krizden de kaos yaratarak ayrıldı. Tam olarak diyebiliriz ki kaos yaratmaları bir sonuç değil, olayın başlangıcı olmuştu. Birkaç gün önce başbakan “ayakların başı yönettiği nerede görülmüş” diyerek fitili ateşlemişti.
Bugün Taksim Meydanı tamamen bir abluka altındaydı. Çevreyi çok iyi bildiğim için gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki bugün Taksim’e çıkmanın mümkünatı yoktu. Zaten ilerleyen saatlerde bir gazetecinin söylemi ablukayı özetler nitelikteydi: “Eğer bizans İstanbul’u böyle savunsaydı Osmanlı İstanbul’u kesinlikle fethedemezdi, ayrıca emniyet müdürü Taksim’e girdiği gibi Osmanlı da Viyana’ya gitseydi orayı da fethederdi. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku