İmreniyorum

Hiçbir zaman işe yaramaaycak gereksiz isimleri hafızasında tutmayan , bu nedenle serbest çağrışımlara maruz kalmayan hafızalara imreniyorum. (Bkz. Yazının görseli)

Balıktan anlayan insanlara çok imreniyorum. Gri bi mahlukat işte. Nasıl biliyorlar anlamıyorum. “I ıh bu barbun, taze ama, ızgarası olmaz bunun, Karadeniz’den göçer bunlar, mevsimi değil, yavru daha…” Hem tutar, hem pişirir, sofrayı da kurduğu gibi otomatikman kendi kaldırır. Balık tutma işiyle uğraştığı için sabırlıdır da.

Düğünlerde piste çıkıp, bütün dikkatleri üzerine çeken ağır abilere feci derecede imreniyorum. Çılgın Sedat tadında her yöreyi çok güzel oynuyorlar. Metin Akpınar’ın Hasip ile Nasip filmindeki gibi kasap, Çökertme’de efeleniyo, Misket’te üzerlerine yok. Takım elbiseli, sivri burun rugan ayakkabılı ağır abiler. “Binlerce dansöz var” çıkınca pisti bizim amatörlere bırakıyorlar. Düğünler ayrı bir alem zaten. Düğün yapmadan “Biz evlendik Paris’te kendi aramızda” diyenlere de ayrı bir imreniyorum.

Şehirlerarası yollara hakim insanlara imreniyorum. “Samsun ayrımına hiç girme ya, yeni duble yol yaptılar şimdi, direkt Bolu’dan sonra Ankara tabelasını takip et, yol seni çıkarır zaten.” “Sandıklı yoluna hiç girme, Isparta şehir merkezinin içinden geç, Burdur tabelasını görünce, Varan Tesisleri’nin yanından mıcırlı yoldan hemen Antalya yoluna veriyor seni” “Muhteşem oldu o yol. Yarım saatte Adapazarı’ndasın.” “Daha yeni yaptı orayı, jilet gibi. Gölü dolaşmana hiç gerek yok Allahuekber Dağları’nı görene kadar devam et zaten.” Ülkeyi, Türkiye’yi , toprağını iyi tanıyan insanlara da imreniyorum.

Lisede bi çocuk vardı. Adam Galatasaray’ın sutopu takımında oynuyordu. Fiziğini, kızların bakışlarını, vücudundaki yağ oranını falan saymıyorum. Arkadaş, adama bütün hocalar iltimas gösterirdi. Uyurdu derste paso mesela. Kimse kızmazdı. “Ah yavrum tabi 05’te kalkıp antrenmana gidiyorsunuz” Kampa giderdi, olimpik bir şeylere katılıp burs kazanmıştı. ÖSS’ydi, KPSS’iydi, adamın hiç umurunda olmadı. Kulağında müzik, üzerinde kulübün verdiği GS-Adidas eşofman üstü dolanırdı ortalarda. Beden dersinde karın kaslarını falan gösterirdi. Kıskanmak falan değil, sporcu insanlara hep imrenmişimdir. Biz sutopu istesek “Ne işin var, okulunu etkiler, üniversiteye kapağı at, oralarda gidersin” diye kandırdılar. Kapağı attılar sonra tabi.

İsviçrelilere, Norveçlilere imreniyorum. Ne kadar huzurlu bir ülkede yaşadıkları için. Ama biliyorum orada doğup büyüsem “Soğuk yağmur vikingler bıktık a.k., şöyle heyecan veren bir ülke olsa, futbol, deniz, güneş, hava, kum, kuzusu, kurdu, yunusu, emrahı” diyip Türkiye’ye imrenirdim.

Altın bilezikli insanlara imreniyorum. Dünyanın neresine giderse gitsin aç kalmayacak adamlara. Ressam, gitarist, heykeltıraş…

Profesyonel veya amatör sporculara çok imreniyorum. Hele olimpiyatlarda yarışanlara… Milli marşın çalması, elini kalbine götürme v.s.

Ununu elemiş, eleğini asmış, torun torbaya karışmış, güneye yerleşmiş, 365 gün tatilci modunda gezen, Ziya Şengül bronzluğunda dolaşan süper emeklilere imreniyorum.

Bir müzik aletini hakkıyla çalan insanlara çok imreniyorum. Ha iki kişiye, ha on bin kişiye. Birilerinin önünde müzik icra etmek ve alkışlanmak…

Kasada oturan dayılara imreniyorum. Genelde lokantalarda bulunurlar, kimi babacan, kimi suratsız olur. Ünlülerle çekilmiş fotolarını asarlar duvara . Kebap tarzı ise Tatlıses ile, daha ciks bir mekansa dizi yıldızları ile fotoları olur.

Sayfiye mekanlarında 8-17 çalışan Arçelik, Vestel veya çeyizcilere imreniyorum. O kepenk indirme sesi, sabah dükkanın önünü süpürme, püfür püfür olsun diye yerleri sulama.

Güzel ıslık çalanlara, uzun ve davudi sesle geğirenlere…

refet

minyonların sevgilisi

İmreniyorum” üzerine 3 yorumlar

  1. Ben bu aralar öğretmenlere imreniyorum,yılın %40’ı tatil yapabildikleri için.
    Yazın çalışılmazmış arkadaş.
    Kışı sevmeye başladım lan.

  2. Annemin alamet-i farika niteliğindeki cümlelerinden birisiydi. “Öğretmen olsana oğlum, bak 3 ay yatıyorlar, mis” diye diye başımın etini yemişti. Dinlemedim ahhh, ah bu kafamm ahhh, o gün bugündürrrr, tatil bana günahhhh…

    Dipnot: Refet sitenin isim babası. “Yazsana ulan” diye az çemkirmedim. Gerçi gene yazmadı, başka yerden kopya-yapıştır yaptım. Bak, ben de refet’in düzenli yazdığı sanal ortamlara imreniyorum heyhat!

  3. Ununu elemiş, eleğini asmış, torun torbaya karışmış, güneye yerleşmiş, 365 gün tatilci modunda gezen, Ziya Şengül bronzluğunda dolaşan süper emeklilere imreniyorum.

    ——————————————————————-

    En fazla buna imreniyorum.Her akşam mangal yanında rakı.Hatta yaşlanmama bile gerek yok bütün hayatımı böyle geçirebilirim 😀

Yorumlar Kapalıdır.