Similar Posts

7 Comments

  1. Aynen boyle seyler geciriyordum kafamdan, belki yazacaktim sen benim yerime yazmissin. Herkes surekli sistemim yapisindan, politikacilardan falan sikayetcidir Turkiye’de ama gel gor ki en cok sikayet edenler sikayet edilen seyler kendi faydasina olunca kullanmaktan cekinmez.

    En basitinden ornek, yillardir OSS kalksin denir ama yerine ne olacak bilinmez. Bazi ulkelerde uygulanan lise notlarini baz alan sistem uygulansin diyemez kimse… Sebebi de herkesin su gercegi bilmesidir, eger bu sisteme gecilirse ogretmenler, ogrenciler, veliler bir rusvet agi kuracak, universiteye giris haklari parayla alinacak. Bu ogrenciler, ogretmenler ve veliler politikaci ya da kapitali elinde tutanlar da degil ki yahu… Ama herkes birbirini biliyor, curumusluk yukarida degil, butun topluma sirayet etmis. Her seyden sikayet edenler az biraz samimi davranmaya calissa belki duzeliriz ama her seye bahanemiz var maasallah. Elin adami 20 km kuyruk olmus trafikte sagda bombos duran otobus seridine girmez ama bizimkilerin cok acil isi vardir, iste cok yorulmustur ve trafik sorunu bir tek Istanbul’da vardir zaten. Ondan sonra bok atacak yer de belli “Batinin ahlaksizligini aliyoruz”.

  2. Şöyle de birşey vardı. Bilmem hatırlar mısın 01.01.2008 itibariyle yemek harcamalarında KDV mi ne düşürülmüştü. Bununla ilgili bir haber yapmışlar, mekan sahibi ile röportaj yapılıyor. Vergi yükü yaktı, yıktı milleti filan gibi ezbere, klişe cümleler kuruyor adam. Peki siz yansıttınız mı bu vergi indirimini fiyatlarınıza diye soruluyor. Mekan sahibi “Yok, şey, biz zaten zam yapacaktık, dokunmadık o yüzden” diyor. Ulan madem vergiden kırıldı bu millet, madem senin çok şeyinde, düşürmüşler işte oranı. Ee hadi düşürsene fiyatları! Çakal!

    Kıssadan hisse: Bu ülkede kimse kendi nemasına dokundurtmuyor, tıpkı kendi çıkarına dokundurtmadığı gibi.

  3. Dalga geçilecek muhtemelen ama yazacağım.
    Bu yazı stad giriş kuyruklarında gişelere girmek için kaynak yapan bizleri de kapsıyor değil mi?

  4. Hahaha tabii ki kapsıyor, ki yazı sırasında kaynakçılık mekanizmasını da örnekler arasına almak aklıma gelmişti.

    Zaten bana kalırsa bir ülkenin ahlaki yada ruhsal durumunu çözümlemek için tribüne bakmak yeter çoğu zaman…

  5. herhangi bir yazılı kaynakta rastlamadım ama (meali: google’da aradım çıkmadı) şöyle bir hikaye vardır, belki bilirsiniz.

    TBMM ilk açıldığında Anadolu’nun bir şehrinden halk vekillerini uğurlarken içlerinden “bizi orda iyi temsil edesin” diyenler olur. vekilin cevabı; “siz sütseniz ben sizin kaymağınızım. süt bozuksa kaymak da bozuk olur, süt iyiyse kaymak da iyi.”

    gerçek mi yoksa sadece bir hikaye mi bilmiyorum ama bu durumu daha iyi anlatan başka bir ifade yok sanırım. en baştakilere söverken onların da bu toplumun ürünü olduğunu unutuyoruz.

    Ahlaksızlık her zaman vardı da ahlaksızlığın moda olması daha yeni bir sorun sanki. Ahlaksız davranışlar prim yaparken, ahlaklı davranmaya çalışanlara uzaylı gözüyle bakılıyor. İnsanlara neden ahlaklı davrandığının açıklamasını yaparken bulabiliyor insan kendini.

  6. bu yazi mac girisi kaynak yapan ve senelerdir tek bir bilgisayar programina, muzige, filme 5 kurus vermeyen bizleri de kapsiyor sanirim 🙂 “download” olayinin serbest olmasinin felsefik boyutunu ne kadar tartisirsak tartisalim yaptigimiz sey hirsizlik. bu hirsizligi yakalamak zor oldugu icin rahat rahat yapiyoruz ama hirsizlik oldugu gercegini degistirmiyor.

Comments are closed.