Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

İnleyen Nağmeler / Yeni Rakı Reklamı

Arşive koyalım dursun diyerekten yazıyorum bu yazıyı. Bayılıyorum sinemada alkol reklamı izlemeye. Yeni Rakı'nın şu reklamı da benzerleri gibi güzel, naif ve alabildiğine davetkar olmuş. İzleyin bakalım, rakı içme isteğiniz tavan yapmayacak mı?

Yüzleşme

YÜZLEŞME DEFOT Fotoğraf Sergisi Yer: Kafe Pi Tünel Bistro Tarih: 21 Mart 2009 / 15.00 Fatih Kaçmaz Volkan Kaval

AKP’nin Tübitak Mücadelesi

Bu sayfalarda pek sık alıntı yazıya yer vermiyoruz aslında. Lakin zaman zaman başka mecralarda yazılan bir çok yazıyı da koymak için can atıyorum açıkcası. Bu gibi durumlarda kendimce bazı kriterler ve eşik koyarak, o kriterleri ve eşiği aşan yazılara yer vermekte fayda var. İlk kriter, elbette, "başka bir mecrada, FasulyedenKom'dan haberdar olmayan birisi tarafından yazılan yazıyı buraya almanın kime ne faydası var?" şeklinde. Son günlerde üzerine oldukça kelam edilen kurum Tübitak hakkında, ek$isozluk'te rastgeldiğim harika bir derleme var. Haftanın en beğenilen yazılarından birisi olmuş hatta. Paylaşmak boynumuzun borcu olsun. Körü körüne muhalefetten rahatsız olanlar var ya, onlara da "Bu zihniyetle körü körüne ya da değil, ölümüne muhalefet etmezsek kaybedeceğiz" diyor, büyük Türk politikacısı Nihat Doğan'ın şu sözleriyle giriş kısmını noktalıyorum: "Şerefiniz varsa AK Parti'ye oy vereceksiniz"

Gece Yarısı Ekspresi

Nevizade’de dostlarla geçirilen bir Cumartesi akşamından sonra ve tam da ekonomik krizin etkisini derinden hissederken eve dönüş yolundaki bir gece yarısı hikayesi... Muhabbetin meze, alkolün şeker kıvamında ve Ulvi’nin insan olduğu bir gecenin ardından, alkolik gençliği düşünerek sabaha kadar otobüs seferi koyan muhterem İETT’nin otobüsüne binmek üzere “Mecidiyeköy üzerinden” Taksim-Sarıyer seferi yapan çift biletli yeşil otobüse doğru yol aldım. “Ulan bu parasızlıkta otobüsü kaçırırsam eve kadar travesti milletini selamlaya selamlaya yayan giderim.” düşünce balonu ile koşarcasına hareket ettim. Durağa geldiğimde otobüsün kapılarından insanların taştığını gördüm, ürperdim ancak yılmadım. Harbiye’nin travesti gerçeği gözüme daha korkutucu geldiği için arka kapıdan hamle yaparak, füleli adımlarla kapı kapanmadan kendimi otobüse istifledim. Kapının da kapanması ile birlikte, yolcuğumun son derece rahat konforlu ve sıkıntısız geçeceğini düşünerek, gece hangi rüyaları görsem, sıcak yatağımda nasıl bir pozisyon alsam saçmalıklarını aklımdan geçiriyordum ki, hemen yanımda bulunan zatı muhterem bir ağabeyimin otobüsün orta tarafında oturmakta olan iki genç ile sözlü münakaşaya girdiğini fark ettim. Diyalog şu şekilde gelişiyordu:

Neler oluyor hayatta? #1

Sabahın 8'nde geliyorum işyerine. Olağandışı durumlar haricinde 9:30'a kadar herhangi bir iş yapmıyorum. Bol bol kahve, bol bol gazete filan. Bir de, zaman zaman birim içinde basında çıkan ekonomi haberlerini derleme ihalesi üzerime kalıyor. Benzeri bir derlemeden Fasulyeden için her gün yapmak lazım aslında. Bir nevi kısa kısa gündem takibi. Başlayalım: Yaşanan global krizin ülkemizi teğet geçtiğini iddia eden, devletin resmi rakamları üzerinden muhalefet yapanları, koskoca iktisat profesörlerini felaket tellallığı yapmakla suçlayan Tayyip Erdoğan, Elbistan’da halka "Milletin sırtından doyan doyana, Bunu gören yürek nasıl dayana, Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana!" şiiriyle seslendi.

Lüküs Hayat

Amacım ne tereciye tere satmak, ne de tiyatroya gidin lan ayılar demek. Sonuçta herkes kafasına göre takılsın, bana ne? Bu müzikal oyunun da herhangi bir yazıya, övgüye ihtiyacı yok. Viki yazmış yazacağını boru mu? Ama dostlar o Zihni Göktay'ı bir görün isterim. Adam şarap gibi yahu. Yaşlandıkça tatlanıyor. Açık söylemek gerekirse kendi başına alıp götürüyor oyunu. Allah gecinden versin, benzetmek gibi de olmasın Suna Pekuysal'ı kaçırdık bir çok kez, bari Zihni Göktay'ı kaçırmayın derim.  (Bu benim şahsi gözlemimdir, ha hepiniz tiyatro hastasısınızdır benim haberim yoktur o ayrı) Müzikal ile söyleyebileceklerim ise esprileri güncel, ayrıca politik taşlamaları da burdaki birçok kişiyi mest edecek kadar bol.

Bilim ve Teknik değil, bildiğin Sızıntı…

TÜBİTAK’ın ünlü popüler bilim dergisi Bilim ve Teknik çalışanları, Darwin’in 200. doğum günü ve Türlerin Kökeni adlı efsanevi eserinin 150. yayınlanış yıldönümü sebebiyle mart sayısında Darwin ve Evrim özel dosyası…

Ferah Ülkemizde Huzurlu Bir Gün Daha…

Malumunuz olduğu üzre kapitalist dünya çok ağır bir krizle sarsılıyor. “Resesyon mu değil mi?” sorusu ile başlayan süreç, “depresyon mu değil mi?” ile devam etti. Şu an tüm dünyadaki algı “bu depresyonun allahı lan” şeklinde olsa da, çok şükür başbakanımızın “bu kriz bizi teğet geçecek” sözüne olan sonsuz inancımız sayesinde, ülke olarak ayakta kalabiliyoruz. Hem ekonomik altyapımız, hem de sonsuz moralimizle dünyayı kasıp kavuran kriz, bizde ancak tatlı bir esinti tadında hissediliyor.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?