Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bi’ Bakar mısınız?

Özürlüler Vakfı’nın yürüttüğü “Bi’ Bakar mısınız?” sosyal etkinliği bugün Cevizlibağ metrobüs durağındaydı. Basın mensuplarının yakından takip ettiği, Tan Sağtürk’ün de destek verdiği grubun amacı toplumun %12’sini oluşturan engelli vatandaşlarımızın kent…

6 Ekim IMF ve DB Direnişi

image-98B2_4ACBAC52 Saat 10 gibi çıktığım meydandan tünele kadar yürüdüm. Merak ediyordum; IMF ve Dünya Bankası karşıtı gösterilerin boyutu ne olacaktı, hangi gruplar katılacaktı, olay çıkacak mıydı... Şiddetten uzak renkli, müzikli, danslı Direnistanbul hareketine sempati duysam da hiçbir gruba aidiyet hissetmediğim için sadece 1 Mayıslarda sokakta olan limonlu tayfayı temsil ediyordum kendimce, içimde haykırma isteği ve coşkusuyla, karşı olmanın heyecanlı romantizmiyle... Sırt çantam, kapşonlum, babamdan kalma atkım ve elimde fotoğraf makinemle başladım İstiklal'in havasını solumaya. Meydan çevik kuvvet ve haberciler dışında henüz boştu, grupların lise önünde ve tünelde toplanıp yürüyeceklerini duymuştum. Önce renkli giysileri ve "başka bir dünya mümkün" yazılı dünya haritası balonlarıyla bayanlardan oluşan minik bir grup gördüm. Sonra "kaldıraç" yazılı kırmızı sancaklarıyla 30-40 kişilik grup geçti yanımdan. Liseye yaklaştığımda çevik kuvvet hazır bekliyordu yine, arkasında fena sayılmayacak bir kalabalıkla TKP ve ÖDP sancakları yanyana durmuş toplanıyordu. Direnistanbulcuların tünelde toplaştığını bildiğimden yürümeye devam ettim. Bu sırada turuncu sancaklarla bu sefer 30-40 kişilik Halkevleri geçti marşlarla.

Üniversiteme Dokunma

Sabancı Üniversitesi’nin uyguladığı bölümsüz üniversite sistemi son günlerde YÖK ile Üniversite arasında yaşanan bazı sorunları gözlerönüne serdi. Üniversite, YÖK’ten onay alarak 1999 yılından bu yana uyguladığı bu sistemle, program gruplarına aldığı öğrencilerinin bilgi düzeylerini Temel Geliştirme Programı aracıyla eşdeğer hale getirmekte, ardından öğrencilere rehberlik hizmeti sunarak, onlar için en uygun bölümün kararını öğrencilere bırakmakta. Yani özetle, ÖSS’ye girdiğiniz 17 yaşında mühendis olmanın hayalini kurarken, üniversitede geçirdiğiniz birkaç senenin ardından, diğer mühendis adaylarını tanıyıp, hayata nasıl baktıklarını, kararlarından dolayı niçin pişman olduklarını, niçin olmadıklarını tartıp, ölçüp, biçip daha sonra “ben mühendis olmayacağım, siyaset bilimi okuyacağım” diyebiliyorsunuz.

13 saniye!

13 saniyede neler yapılabilir? Misal gözlerinizi kaç kere kırpabilir, kaç adım yol katedebilir, kaç kere ellerinizi çırpabilirsiniz? Kaç tane çekirdek çitleyebilirsiniz? Bir sosisliyi 13 saniyede yiyebilir misiniz mesela? Ya da 100 metreyi 13 saniyede koşabilir misiniz? Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de nüfusa oranla, günlük kişi başı ayrılan okuma süresi sadece 13 saniye. Bu süre bazı Avrupa ülkelerinde 24 dakikaya kadar çıkabiliyor ki, 13 saniye okuyan bir toplum ile ve onun 110 katı fazla okuyan bir toplumun arasında ne ciddi, ne manyak, ne delice bir uçurum olabileceğini aklınız alabiliyor mu?

Bireysel Aktivizm #1

Hayata daha acı bakanlar aktivist olur ya hani; 6 saatlik bir otobüs seyahati sırasında, verilen 30 dakikalık ihtiyaç molasında, en ciddi ihtiyaç olan tuvalet için 50 Ykr talep eden zalim…

Bireysel Benchmark Eylemi

Kapitalizm dediğin dipsiz kuyu, çalışanlarına boş birkaç saniye bile bırakmama gayretiyle bilimum tiksinme hissiyatını sonuna kadar hakediyor. Çalıştığım kurumda da piyasaların içinde bulunduğu durumdan ötürü ciddi bir stres ve yoğunlukla boğuştuğum birkaç haftanın ardından anlık bir rahatlama ile yaymış, tüm gün gazete okuyan, forward maille gönderilen karikatürlere bakan, her daim Cnbc-e açık bulunan televizyonun kumandasını ele geçirip NtvSpor’a, Dest-i İzdivaç’a kayan, zaten genel halet-i ruhiye itibariyle takım elbiseli, canti çalışan sınıfından oldukça uzakta duran, paspal ötesi ve kirli sakallı birisi olmamın farkedilmesi üzerine, hemen bir iş icat edildi başıma.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?