Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

100 kelimeyi geçen platonik aşklar

Yağmurlu bir sonbahar akşamında başlamadı bu hikâye. Aslında hava durumunun da bir önemi yoktu. Zaten önemli olan; geçmişin en alakasız havalarında yaşanılanlar değil miydi? O halde nedendir ki benim için bu herhangi zamanın meteorolojik bilgileri? Zaten ne istesem boş, ben gri havayı sevip iktidarımı korumaya çalışsam da hava bütün muhalefetini kullanarak mavi gökyüzüyle otoriteme karşı çıkıyordu. Yüz kelimeyi geçen platonik aşklar için ağlıyordum günün en mantıksız saatlerinde. Hoş, mantık aramam bile mantıksızdı. Elimde olan bütün kelimeleri birleştirip tren yapıyordum ve sonra kaçabileceğim en gri ülkeye kaçıyordum. Sonra düşünüyordum da neden kaçtığımı... Ve nereye kaçtığımı... Zaten ne istesem boş, kaçabileceğim bütün ülkelerin gri tonları uyumsuzdu sağanak gözyaşlarıma...

Gitme!

- Gitme… - Olmaz…Olmamalı yada. - Neden? - Eyleme ihtiyacım var benimde. Bana sadece gitme diyorsun. Peki sonrası… - Çözebiliriz belki… - Çözmek için bağlı olmak gerekmiyor mu? - …ne diyebilirim ki daha. İstediğin neyse onu yap o halde. Gerçekten gitmek istiyor musun? - Bilmiyorum,kafam karışık. Sadece bir şey yapmalı olduğumu biliyorum. - Tamam!... Bir şey yap o zaman. Kal mesela. - Ben…yapamam. Ben seninle çok yalnız hissediyorum kendimi.

Tesadüfen yalnızız…

Gölgelerimiz kardeşmiydi, yoksa siyah beyaz bir filmin 2 değişik versiyonunda aynı rolü mü oynamıştık.. Hem başroldeydik hem figüran.. Hayatımız parmaklarımızın arasından kayıp giderken empati kurabiliyormuyduk hayatla? Ulaşabiliyormuyduk büyük aşka?.. Arzularımız çıkarcı ve benmerkezci kişiliklere bürünüyor.. Tehlikeli ilişkiler yaşıyoruz.. Sahte ve plastik..

Sevda kanun dışı eylemimdir!

Yanından geçiyoruz tahta perdenin, hergünkü yolumuzda.. Yalnız biri, bir genç sıçrıyor görmek için öte yanını, bunca bezgin insan arasında... Algıda enayilik bi bakıma.. Masmavi nehirler boyu kayalara çarparak akarken, kaybedilmişken saman sarısı düşler ve son kuşlarını da yakınca mevsim birer birer kızarınca dünya ırmakları, her kıtada biraz ölmek adetimdir..

Yıllar öncesine aşık olmak

'Aşıksın sen' dedi sevdiğim bir abim.. Aşıksın.. Gecenin en hoşnutsuz saatinde sezonun ilk ayazından nasibini alırken ellerim, gözlerim uykusuz, bedenim yorgun ve gözlerim boş bakarken karardı yine etrafım bir anda. Söylencek çok şey yoktu aslında. Çok çaba sarfetmedim ne cevap verebilirim diye. Zaten tüm çabamı gözlerimi açık tutmak için harcıyormuşum gibi hissettim.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?