Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bal ulan! Kaymak ulan! Alayına reçel ulan!

İnsanoğlu’nun icat ettiği en güzel şeyler listesine 4. sıradan girer bence kahvaltı yapmak. Yani düşünsene, bundan seneler önce adam “Aman dinazor ısırmasın götümü, zehirli yılanlar sokmasın cinsel tenasül uzuvlarımı” kaygıları arasında, “Şu geyiği indireyim de, çiğ miğ yerim artık”tan öte bir midesel atraksiyon düşünemezken nasıl olmuşsa olmuş, artık evrilmiş mi diyelim, vahiy mi gelmiş diyelim bilemiyorum ama ballı, kaymaklı, on numara peyniri, tereyağı, kızarmış ekmeğiyle hatta böyle sarısına ekmek banabileceği sucuklu yumurtasıyla filan müthiş bir şey koymuş ortaya. Çay demlenmesi hadisesine girmiyorum bile, dikkatinizi çektiyse... Hastası olmazsın da naparsın allah aşkına?

Kuru kuru gitmez o tostlar

Perşembe sabahı, gene geç kalıp servisi kaçırdığım için, işe giderken Eminönü'nden motora atladım. Kalkalı bir saati geçtiğinden de, acıkmış bir vaziyette, motorun üst kısmında, günün üçüncü sigarasını içerek, çay servisini bekliyordum. Yaşlı amca geldi, çay isteyen olup olmadığını sordu. "Amca, bir çayla iki tost ver buraya." dedim. Çayı bıraktı, tostları da getirmek üzere aşağıya indi. Getirdi tostları, o gelene kadar çayı sigaraya katık ettiğimden, boş bardağı uzatınca, bir tane daha isteyip istemediğimi sordu. Nazikçe hayır dedim.

Kahvehane

Hani kahvede oturup bir çay yudumlamayalı, muhabet aromalı sigara kokusunu üstümüze başımıza sindirmeyeli bayağı da olmuştu. Bayağı derken, bayağı bayağı olmuştu. En son lise yıllarında 7 sene kadar önce, yeni başladığımız sigara ile rahat rahat suni tenefüs yapmanın, okey şıkırtısı ile başlayıp 52'liklere geçişin, özellikle cuma günleri öğleden önce peş peşe gelen Edebi Metinler ve Matematik derslerinden kurtulmanın en keyifli en güzel yoluydu. Açılışını, yarım saat kadar daha erken kepenk kaldıran karşı pasajdaki atari salonunda bekleyerek geçirirdik ki; bi' şeyi beklemek ancak bu kadar zevkli olur hani. Yalnızca, sağlamda kareydik diye geçiştirilmeyecek derecede de sağlam kareydik doğrusu. Mekan (Selçuk İşhanı Yıldızeli Kıraathanesi) desen güzide lisemizin mezunlar lokaline dönmüştü. Eskisi yenisi herkes oradaydı. Sonra ne oldu yaklaşan öss stresi mi? Yoksa bi şekilde baş gösteren ortacılara tavır mı? -18 polis baskını korkusu mu? Ya da hepsi birden mi? Tam kestiremiyorum şimdi ama büyüsü birden bozuldu gitti.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?