Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Su Akar Yolunu Bulur

Diyecek bir şey bulamamıştı. Su akar yolunu bulur, diye fısıldayabildi sadece. Baktı önündeki resimlere. Tekrar tekrar baktı. Uzun uzun baktı. Mutlu olması lazımdı, öyle kandırmıştı şimdiye kadar kendisini. Onun mutluluğunu kendi mutluluğu olarak görmeliydi. Öyle görecekti, hep bunu düşünmüştü.

Sadece bir rüya

Sadece bir rüyaydı, geçti yavrum rahatla, bak ben buradayım... Kendimi bildim bileli rahatsız uyurum ve kabuslar görürüm. Küçük bir çocukken annem bağıra çağıra uyandığım zamanlarda bana sıkıca sarılır ve bunları söylerdi. Yaşadığım şeyin sadece rüya olduğunu, gerçekte var olmadığını ve her ne olursa olsun bana sarılarak beni koruyacağı duygusunu aşılamaya çalışırdı. Rahatlardım annem bana sarıldıkça ve olan her kötü şeyin rüya olduğuna inanırdım.

Saymaya başladım

Erkut evden çıkmış çoktan. Masanın üstünde bulduğum anahtarı çantaya attım. 4 kat merdiveni kondisyon eksiğime rağmen, koşarak rekor sayılabilecek bir sürede indim. Taksi evin önünde duruyordu. Kapıyı açtım, bindim. Niyetim taksiyi çalıştırıp, yakındaki taksi durağına kadar götürmek, oradaki takcisilerden bir tanesine ufak bir ücret karşılığı anahtarı teslim edip beni bu arabayla Ömer Hayyam'a kadar bırakmasını rica etmekti. Evet alışık oldukları bir şey değildi, ama kabul etmeyeceklerini de sanmıyordum. Arabanın arka koltuğuna oturur oturmaz sırt çantamı açtım, içine az önce koyduğum anahtarı o karmaşa içinde aramaya koyuldum. Kalbim atmaya başlamıştı. Gittikçe heyecanlanıyordum. Şimdi bir şeyler ters gidecekti. Hep böyle olurdu, ne zaman işler ters gidecek olsa, bunu önceden hissederdim. Bu da benim bir yeteneğimdi. Bazen ben heyecanlandığım için mi işler ters gidiyor diye sorarım kendime. Cevabı da bence evettir, ama bu konuda henüz kanıtlanmış bir bilgiye sahip değilim.

Düşümde seni gördüm

Gece yürüyorum...Geceyarısını geçeli ne kadar olmuş? Çok değil sanırım. Hava soğuk ama dayanılmayacak kadar değil. Yurt binasının önüne gelmek üzereyim muhtemelen laboratuvarlardan dönüyorum, P'nin önünden geçiyorum, O binasının önüne geliyorum, birden ürperiyorum, boğazıma değen soğukluğu hissediyorum... Keskin bir şeyler hissediyorum boğazımda, aslında bakmaya cesaret de edemiyorum ama bakmadan da ne olduğunu anlayabiliyorum... Bir el de uzanıp ağzımı kapatıyor usulcacık, ben zaten tepki vermeye çalışmayacağım. Aklıma gelmediğinden değil ama hiç tepki veresim yok; zaten ölmek de fazla koymayacak bana...

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?