Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Fatmanın Eli’nden Afrodit’e…

Fatma, İslam peygamberi Muhammed’in kızı, İslamiyette ilk fitne olayının kahramanlarından Ali’nin karısı, ikinci fitnenin kahramanlarından Hüseyin ve Hasan’ın annesi. “Fatma Anamız” diye anılır. Hadis kaynaklarında Fatma ile ilgili en önemli hikaye Muhammed’in eşlerinden birisi olan Ümmü Seleme’den aktarıldığına inanılan “Örtü Ehli” hikayesidir. Hikayeye göre Ümmü Seleme’nin evine Fatma elinde bir kap çorba ile girer. Muhammed Fatma’dan eşini ve iki oğlunu çağırmasını ister. Ali, Hasan ve Hüseyin de gelir ve 5’i sofraya oturup çorba içerler. O sırada Ahzab 32/33 iner. “Ey ehl-i beyt! Allah sizden günahları gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.” Muhammed kendisi ve sofradaki diğer 4 kişinin üzerine bir örtü serer ve ellerini havaya kaldırarak “Allah’ım! Bunlar benim ehl-i beyt’im ve yakınlarımdır. Onlardan günahları gider ve onları tertemiz kıl” diye dua eder.

<art href= Tasarım Yarışması

"Sanat toplum için midir, sanat için midir onu bilmez. Bence benim içindir, sence de senin için olmalıdır." cümlesiyle tam da 1 yıl kadar önce yayın hayatına başlayan <art href= hem 1. yaşını kutlamak, hem de “fikirleri gerçeğe dönüştürmek” adına bir tasarım yarışması için kolları sıvamış. Yarışmanın konusu Medyada Yasaklar ve Sansür olarak belirlenmiş.

O div senin, bu class benim…

16 Eylül 2008’de değiştirmiştik tasarımı en son. Ufak, tefek, görsellerle oynama yazı tipini değiştirme filan gibi küçük sürprizler, belli belirsiz mutluluklar yaşasak da, 1 yılı aşkın süredir aynı tasarımla devam ediyoruz. Ve tabii çok normal olarak belli bir bıkkınlık, belli bir sıkıntı hali hasıl olmadı değil. En azından ayran gönüllü olan bendeniz de... O yüzden tasarım değiştirmeyi çok uzun zamandır düşünsem de, Wordpress temalarında tam istediğimi bulamama ve css editleme konusunda kendime hiç güvenememe nedeniyle sürekli erteliyordum. Ama artık zamanı geldi... Yaktık gemileri, geliyoruz!

Ramak ne lan?

FasulyedenKom için yeni bir altyapı, yeni bir tasarım, yeni bir mecra arayışı ile ilgili bir bilgilendirme yapmak lazım sanki. Zira “Ramak Kaldı” dedik, sonrasını getiremedik. Gerçi bu yeni sistem ile ilgili çok kişinin merakla beklediğini, dur bakalım nasıl birşey olucak dediğini de zannetmiyorum. Zannetsem de kılımı kıpırdatmazdım gerçi. Böyle de ağırdan satarım kendimi.

Ramak kaldı

Hayata, topluma, insana daha farklı bakan; gördüğünü, duyduğunu, hissettiğini daha farklı yorumlayan; belki daha gergin, belki daha ele avuca sığmaz, ama muhakkak daha duyarlı bir gözlemcilik anlayışı ile; tasarımı, duruşu, temeli yeni; daha aç, daha fakir, daha yorgun ama daha tutkulu; daha güncel bir FasulyedenKom’a ramak kaldı... Az sabır...

Bıkmaz usanmaz yaratıcılık: rotten

Küresel ısınma denen mevhum (mefhum değil mevhum) bizi kavur kavur kavururken, insanoğlu “aman bir de şu bilgisayarı alayım kucağıma, fanı ile ısınıp terleyeyim, sonra bir duş alır, yatarım” diyemiyor. Hem zaten Euro 2008 sürerken, buna paralel, hayata dair tek güzel şey soğuk bir biraymış gibi gelirken bilgisayar demek de ne demek? FasulyedenKom düsturu bu şekilde elbette, ama herkes ben gibi, sen gibi değil ki? O gibi, gibi, gibi... Envai çeşit insan var dünyada, hepsi de tırıl tırıl.

Çoklu ortam, boklu ortam

Uzun zaman önce ara verdiğimiz bir Boklu Ortam servisimiz vardı. Burada video olsun, şarkı olsun paylaşımlarda bulunuyor; site içeriğini zenginleştirirken ziyaretçilerimize de keyifli dakikalar yaşatıyorduk (Hahasssktir lan...) Neyse efendim, tam şu sıralar boklu ortam olayını canlandırmak için gerek içerik, gerek programlama anlamında çalışmalar yapmaktaydık. Ve bilmem inanır mısınız, kendi çapımızda test yayınına da başlamıştık.

Bir site: Dahke.zine

Bu siteyi günlük adsl kotası tüketimine katan bireyler bilirler Dahke'nin ne menem bir şey olduğunu. Sınırsız tarifeye geçmiş elitler de elbette. Site tanıtımı tadında bir yazı olacak belki ama zaten uzun uzun anlatmaya da gerek yok kendilerini. İnternet dergahının şeyhlerinden birisidir bana kalırsa ve sanırım 98'de başladılar yayın hayatlarında, ya da hayat yayınlarına.

Alibeyköy Meydanı ve Özçelebioğlu plaza

Bir pazar sabahı (sabah dediysem bildiğin sabah hani, 7 filan) gözleri henüz açamadan dakikalarca yürümüş, açık bir ekmek fırınından iki poğaça kapmış, minibüse binmişim. Buz gibi araca ilk binen benim, hatta henüz şöför bile binmemiş. Hemencecik 3-5 kişi daha gelse de kalksa diyorum ama kime diyorum alo? Beşiktaş'tan başlayan güzergahta Barbaros, Gayrettepe, Levent filan derken Yapı Kredi Plaza'nın oraya geliyorum.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?