Zingarella

Öyle bir yemek düşünün ki sevgili okuyucu, buram buram ensest koksun. Şimdi açılış olarak çirkin bir cümle kabul ediyorum ama siz de kabul edin ki vurucu bir tınısı doyurucu bir gıdısı var. CMYLMZ’nin daha ilk yıllarında Hülya Avşar Şov’a Kenan Doğulu’yla beraber katıldığı ve tüp kullanarak sahanda yumurta yapıp yemeğe gıdık ismini verdiği bir program vardı, salyalar akarak gülmüşlerdi kendi esprilerine. Evet ne diyordum, tavuklu yumurta! İçinden çıkan şeyle beraber çırpılmak, yavrunla beraber aynı tavada pişirilirken göz göze gelmek bunlar çok ağır travmatik olaylar. Benim diyen aşçıyı şakayık gibi ağlatır şerefsizim. Gerçi etrafta benim lan o benim oğlum sikerim lan benim diye dolaşan bir aşçı ben epeydir görmedim, çok oldu yani biraz flu anılarım. Evet ne diyordum, analı kızlı! Vicdan dramı, ahlakdışı bir paradigma, kimsenin tatmak istemeyeceği bir hüzün yemeği. Ya piskopat mısın be sevgili atam, atabarım; patatesli havuç desen ölür müydün amına koyim. Hayır bu yemeği olduğu gibi kabul eden o topluma da laflarım var, terbiyesiz pis ataerkiller. Daha Fazlasını Oku

Üstünel Köftecisi

Geçtiğimiz haftasonu Ankara’ya gittim. Ankara ziyaretlerimde nerede ne yenilecek, nerede ne içilecek kararları ben değil Gizem veriyor elbette. Ben yiyiciyim. Seni çok enteresan bir yere götüreceğim deyince bile kafamda bir sanayi muhitinde köfteciye gideceğimiz fikri oluşamadı tabi. Uzun zamandır merak ettiğim Ulus, Kale civarını gezdikten sonra İskitler’de Sanayi’nin içinde bulunan Üstünel Köftecisi’ne gittik.

Mekan esnaf lokantasıyla, “nezih bir yer oluşturalım da aileler de rahatlıkla gelebilsin” ayarında bir yer. Arada kalmış. Girişi ile çevresinden izole olduğunu hissediyorsunuz. Ki zaten gittiğimizde neredeyse tüm masalar çoluklu çocuklu aileler ile doluydu. Belli ki iyi iş yapıyor.

İç dizaynı ahşap ağırlıklı, çok beğenmedim. Tuvaletinde buz gibi su akıyor, ondan da pek hoşlanmadım. Lakin oraya ferah mekanlar görelim de, içimiz açılsın diye gitmedik. Amaç köfte. Daha Fazlasını Oku

10 Lira’m

Dün işten çıkarken ATM’den para çekmiştim. 3 tane 20’lik. Cüzdan da çektiğim paralardan başkası da yoktu kağıt olarak. 3×20, o kadar… Akşam eve gittim, yemek sipariş ettim. 11.75 tuttu. 20’liklerden birisini verdim çocuğa, “1,75 var mı abi?” dedi, “var” dedim. Cüzdanın bozukluk kısmı da sereserpe doluymuş, ordan 1,75 bulmaya çalışıyorum. Bulamadıkça terledim, terledikçe panikledim. Sanki çocuğun sabırsızlığı artıyor, ben 20 saniye içinde o parayı vermezsem yemeği vermeyecek, dönüp arkasını gidecekmiş gibi… En nihayetinde buldum, verdim; ve tabii ki alıp afiyetle yedim yemeğimi… Geçti, gitti…

Bugün sabah 06:20’de uyandım, apar topar hazırlandım ve servisi beklemeye başladım. Biraz hızlı hazırlanmış olmalıyım ki, genelde ucu ucuna yakaladığım servisin gelmesine 10 dakikaya yakın süre vardı. Hemen yaktım bir sigara… İstanbul sabahı alabildiğine sisli, kasvetli…

Düşün daha yeni uyanmışım. Hatta uyanamamış; anlamsızca sigara içiyor, “Akşam eve gelince erkenden uyuyacağım” diye her gün kendime verip de tutamadığım sözü yineliyorum.

Sonra keskin bir “Laaan?!!” sesi kafamda… Kendi kendime cevap veriyorum;

– Noldu olm?
– Lan gerizekalı, sen dün çocuğa 1,75 verdin ya…
– Ee, verdim evet…
– Peki 10 lirayı geri aldın mı kuş beyinlim benim?!
– Aaa… Aaasiktirrr!

Aaasiktir tabi ya… Hemen al cüzdanı, bak bakalım 10 TL var mı orda… Yok di mi? Yok tabi a.k. Sabah sabah düşündüğün şeye mi yanasın, 10 TL bahşiş bıraktığına mı?..

Bugün de ordan sipariş versem, “abi böyle böyle olduydu dün” desem? Samimiyetimi ispatlayabilir miyim? Yoksa beleş yemek peşinde koşan bir çakal damgası mı yerim? Allahım o 10 TL’yi alamazsam, oturur ağlarım… Koydu olm, evlat acısı gibi koydu 🙁

Gırtlak gırtlağa

Bir şeyler yemek hayatımın en önemli özetlerinden birisi olsa da gelişmiş bir yemek kültürüm yoktur. İşbu nedenle bir mekanda yemek yiyorsam beni o masada mutlu etmek çok kolaydır. Ben, alt tarafı, lahmacun, pide, her türlü kebap, pizza, patates kızartması, kuru fasulye-pilav’dan keyif alan ortalama bir mideye sahibim. Lakin öğle yemeği sırasında Le’Passione, Suzy’s gibi abuk sabuk isimlere sahip mekanların abuk sabuk mönüleri arasında sıkışıp kaldığımdan dolayı öğle yemeklerim işkence haline gelmişti. Daha Fazlasını Oku