Kişisel UNICEF

50 trilyonluk süper loto ikramiyesi için çeşitli hayallere daldım ben de herkes gibi. Hemen seyahatlere çıktık, günlerce sarhoş olduk, onla yattık bunla kalktık, partiler verdik, dünyanın derdi tasasını bir kenara bıraktık, sağımıza solumuza eşimize dostumuza büyük hibeler yaptık, ortak arkadaşlar için bar açtık, orda yıllarca içtik muhabbet ettik, Fener maçından başka maç açmadık, gidenleri geri getiremeyeceğimiz için üzüldük,  çocukları sevindirdik, gelecek nesillerimizi kurtardık. Velhasıl-ı kelam yürüye yürüye şampiyon olduk.

Yeri gelmişken söyleyeyim, paragraf başı kavramına ne oldu? Ben artık görmez ve uygulamaz oldum o kuralı. İş yerinde “Gönlümden Kopanlar” başlığı altında herkesten zengin olduğum zaman benden istediklerini not bile aldım ve harfiyen uymak üzere de söz verdim. Sonuçta o parayı tek başına yemek götlüğün eşanlamlısıdır. Peki herkesten farkımız var mı acaba hayallere dalarken diye sorgulamak lazım. Üç aşağı beş yukarı ilk olarak edinilecek şeyler bellidir ama ya zevklerimize harcayacaklarımız ya üreteceğimiz projeler? Genelde merak ettiğim kısım burası oluyor ütopik hayal muhabbetlerinde. Ben de izin verirseniz kendi projemi anlatmak istiyorum sizlere.

Projemin ismi “Kişisel Unicef” ya da evrensel ismiyle “Personal Unicef (PUNICEF)”. Ne sike dermandır bu kuruluş hemen özet geçeyim. Kaynağımızı www.dunyadevletleri.com olarak alırsak 253 tane ülke portföyümüz var. Hedefimiz her ülke vatandaşı bir iyi aile kızından nur topu gibi bir çocuk sahibi olmak. Bunu tabii ki her ülkeye ayrı ayrı gidip de projeyi dillendirmek ve sonuca bağlamak imkansıza yakın olacağından kelli, bir proje adı altında dünyaya duyurmak en mantıklısı diye düşündüm. Böylece bu projeye katılmak isteyen her bir ülke vatandaşı hanımefendi kendilerini tanıtıp olaya iştirak edicekler. Bütün babalık işlemlerini yerine getireceğim tabii suretle. Çocukların ve annelerinin bakımı her daim yapılacaktır. Burada bir parantez açıp ülke statüsünde olmayan milletlerden de adaylıkları kabul edeceğimi belirtirim, dolayısıyla 300 küsür anne ve 300 küsür çocuğumla beraber herhangi bir adada yahut yerleşim biriminde toplu olarak yaşamayı da taahhüt edebilirim, ama bu öneri toplu bir kabulu gerektiriyor. Cibutili annemiz çıkıp derse ki ben kendim büyütmek istiyorum bu çocuğu, ona bi’ şey diyemem. Giden gider, kalan bebeler bizimdir. Popstar türevi bir aday seçme jürisi pek tabii ki olmayacaktır. Dünya çapında reyting amaçlı bir şova da dönüşmesini istemem. Sadece kendime özel bir proje olacağından mahremime milyarları sokamam, ama proje dahilinde benimle birlikte çalışacak ve dünyaya bilgi akışı sağlayacak gönüllü bireyleri yanımda görmekten memnun olurum. Hem olumlu hem olumsuz geri dönüşleri de okumakten büyük keyif duyarım, çünkü eleştirilerin ve projeye yönelik başka fikirlerin de katkısının büyük olacağını düşünüyorum. Sanırım her çocuğuma da bir yaka kartı takacağım, yoksa onlara nasıl seslenirim ki? Şşş çekik gel buraya, aloo çiroz, bak bakayım çerkez. “Burası unicef merkez, kafasına göre herkez” derlerse elbet disiplini sağlamasını da bileceğim. Çeşitli yönetiliş biçimleri üzerlerinde deneyip kobay olarak kullanabilirim, ama yapamam neticede hepsi evlatlarım. İzninizle son paragrafa geçmek istiyorum.

Her milletten kendi kanına sahip bir çocuk. Bir baba daha ne isteyebilir? Birbirlerine ne kadar benzeyecekler, hangileri benim huylarımı alıcak, kaç farklı dilde birden baba diyecekler, hepsiyle beraber çektireceğim foto dünya üzerinde çekilen en manalı ve belki de manasız foto mu olacak, gerçekten bazı annelerle duygusal ilişki yaşayacak mıyım, bazı çocuklarımı kayıracak mıyım, büyüdüklerinde kendi aralarında maraza çıkacak mı, yaz günü iskele kenarında 600 tane dondurma yalayan insan hakkında kıyıdan geçen balıkçı ne düşünecek, vereceğim harçlıklardan servetim eriyecek mi, hepsine kendi para birimlerinde mi harçlık vereceğim yoksa ortak bir birime mi geçeceğiz, ilk baba diyen Angola’lı yoksa Bhutan’lı mı olucak, mini çaplı bir dünya kupası düzenleyebilir miyim FIFA nezdinde, ileride büyük adam olduklarında hangi biriyle gurur duyacağım, deplasmana sırf kendi çocuklarımdan 5 otobüs kaldırabilir miyim, veya bir gün sıkılır mıyım, sikerim böyle aşkın ızdıraplarını diyip sille tokat çocuklarıma girişir miyim, gerçekten de bu kadar zalim olabilir miyim, 300 farklı kaynanayla baş edebilir miyim? Soruları o kadar çoğaltabilirim ki, hatta sırf bu konudan bir yazı hatta bir film bile çıkarabilirim. Deneysel hayat projelerimle bundan sonra sizlerle beraber olmaya karar verdim tam da bu cümleyi yazarken. Görüşmek üzere.

Kişisel UNICEF” üzerine 3 yorumlar

  1. Ulvi öncelikle insan değilsen diyerek duamızı edelim.

    O çocukların hepsi cimbomlu olur umarım. Tek temennim bu. Fenerli olup babalarına benzeyeceklerine cimbomlu olsunlar da geniş geniş küfür edebilelim.

  2. Ulan cocuk falan bahane etme. Alenen “Harem kurmak istiyorum ama bu devirde toplum tarafindan kinanmak istemiyorum. Sosyal sorumluluk ayagina hatunlari toplayacagim, sonra da ver Allahim ver” diyorsun. Ama bak yine de sana hizmeti gorev biliyorum. Madem o kadar cok hatun kisi olacak. Al sana rehber.

    Murat Bardakci’nin Osmanli’da Seks kitabindan Mürşid-i Müteehhilin alintisi…
    ————————-
    Bu iş, ne zaman olur?,..

    Gerek zor ile ve gerek rıza ile hamamda mücamaat edenin (ilişkide bulunanın) veledi, ahmak olur.

    Ve ayın evveli ve ortası ve ahirinde (sonunda) cima edenin veledi, mecnun (deli) olur.

    Cumartesi gecesi cima edenin veledi, şârib-i hamr (şarap içici) olur.

    Pazar ve çarşamba gecesi cima edenin veledi, hayasız (utanmaz) olur.

    Öğleden evvel ve sonra cima edenin veledi, şaşı olur.

    Ve ramazan bayramı gecesi cima edenin veledi, anaya ve baba ya âsi olur.

    Ve kurban bayramı gecesi cima edenin veledi altı parmak ve güneşe karşı ve ayak üzeri (ayakta) cima edenin veledi, yerine bevledici (işeyici) olur.

    Ve baldızı ve kızı hatırında (baldızını ve kızını düşünürken) iken cima edenin veledi kız olur.

    Ve hıyn-i cimada (ilişki sırasında) fercine bakanın veledi, ammi (herkese ait, ortamalı) olur.

    Ve avan-ı cimada (ilişki sırasında) öpenin veledi sağır olur.

    Ezan ve kamet arasında cima edenin veledi, mürai olur.

    Şaban ayının yarı gecesi cima edenin veledi münafık olur, meğer örtülü olalar (üzerleri örtülü olmazsa).

    Sefere gideceği (yola çıkacağı) gece cima edenin veledi, malını asiliğe sarfedici olur.

    Karnı aç iken cima edenin veledinin cismi hafif (zayıf) ve karnı tok iken cima edenin veledi cismi sakil (şişman) olur.

    Ve gece ahirinde (sonunda) cima, gece evvelinden iyidir. Zira gece evvelinde mide dolu olur ve ahiri (sonrası) boş olur.

    Ve vakt-i inzalde (boşalma sırasında) çirkin suretler (yüzler) tasavvur ve tahayyül (hayal) ederse, veledin azası (organları) ayıplı olur….

    Ve kötü kimseleri hatıra getirmek, velede zararlıdır. Hub suretler (güzel yüzler) hatıra getire, veled hüsündar (güzel yüzlü) olur. Ve sulehadan (dine uygun kişilerden) ola deyu (diye) niyet ede. Zira hin-i inzalde (boşalma sırasında) hatıra ne gelirse, Mevlâ veledi öyle halkeder (yaratır). Avrat da böyle niyet ede.

    Rivayet olundu ki, bir hatun cima vaktinde satıhta (yerde) bir yılan gördü, veledi yılan şeklinde zuhur etti.

    Ve pek koca ve pek küçük kızla da cima olunmaya.

    Ve hasta avratla dahi cima etmeyeler. Zira edene zaiflik iras eder (zayıflık, hastalık bulaşır).

    Hayz ve nifas (aybaşı ve lohusalık) vaktinde haramdır, helâl itikad ederse (helâl olduğuna inanırlarsa) küfürdür.

    Resul-i Ekrem’den sual olundu ki, “Hayız halinde (adet durumunda) cima edene ne lazım gelir?”. Buyurdular ki, “Bir yahut yarım altın sadaka versin, kefaret olur”. Ve hadiste varid oldu ki (“söylendi ki” anlamında), bir kimse avratının dübüründen (arka tarafından) cima etse Allah-u teâlâ ve melekler ona lanet eder ve rahmet-i hakka vasıl olmaz (hakkın rahmetine ulaşamaz).

    Ve haizenin (adet gören kadının) göbeği altından dizi altına değin zekerini sürmek mubah değildir. Uyluğuna ve göbeğine dahi böyledir, zira cimaya sebep olur. Amma öpse ve sıksa ve gömlek üzerinden sürünse nefsini teskin (yatıştırmak) için caiz olur. Ve avrat avrata sürtüştürmek caiz değildir.

    Hadis: “Avrat avrata kapaklama, ikisi de zina etmiş olur ve gusül lazımdır.

    Ve cünüp olan er ve avrat cima vakti elini ve fercini yıkaya.

    Ve eğer avrat izin vermez ise, erkeğin menisini taşraya (dışarıya) dökmesi caiz değildir.

    Cariyede, mutlaka caizdir.

    Amma avratın çocuk düşürmesi haramdır, nısıf (yarım) diyet lazım gelir.

    Ve ayın evvelinde ve sabaha yakın cima ederse veledi cömert olur.

    Ve pazartesi gecesi cima ederse veledi âlim ve zahid (sofu) olur.

    Ve salı gecesi cima ederse veledi cömert ve şefkatli olur.

    Ve perşembe gecesi cima ederse veledi alim ve mütteki (inançlı) olur.

    Ve perşembe günü öğleden evvel cima ederse âlim olur ve şeytan ondan kaçar.

    Ve cuma gecesi cima ederse veledi abid (ibadet eden) ve muhlis (içten, samimi) olur.

    Ve cuma namazından evvel cima ederse veledi ehl-i cennet (cennete girecek kişi) veya şehid olur. Bu, cümle (bütün) hadis ile sabittir.

  3. Haha, yazının yazılışını anbean takip ettim ve her cümlede güldüm, baya güldüm ha… Ben bu adamı sevebilirim ya, biraz zorlamam lazım ama olabilir. Herkesin tanıması, hani en azından 1 kere oturup 3-5 bira içmesi gereken birisi… Sonra nefret de edebilir, garanti vermiyorum ama 🙂

Yorumlar Kapalıdır.