Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Hodri Meydan (çok feci +18, kırmızı nokta filan)

Şimdi efeniim, toplumumuzun damarlarına inmeyi amaç edinen FasulyedenKom olarak bir anket hazırladık. Maksat internet kullanabilen ve bu yetisini "Enlarge your penis" anatemalı mailleri okumak ve koskoca puntolarla, kırmızı kırmızı "Click Here to Enter" yazılarına korkusuzca tıklayan, harıl harıl Gülben Ergen, Paris Hilton videosu arayan gençliğimizin hardcore kültürünün seviyesini öğrenmek. Buyrun hele..

Golf ve golfçünün dostu Fıratpen sunar

Antalya'nın Sorgun ilçesindeki ormanlık alana otel ve golf sahası yaptırmak için izin alan yetkililere karşı yürüyüş düzenleyecek olan muhtarların ruhen yanındayız. Güzelim doğal güzelliklerimiz eriyor. Meğer ne golf meraklısıymışız. Yürüyün…

Göğe akıyorum

Geceyi severim.. Göğü de severim.. Sanki her ikisindeki sınırsızlık beni cezbeder.. Kendimi daralmış, bir köşeye sıkışmış hissettiğim her anda onlardan medet umarım geceye taşırım hayatımı ve göğe bakarım.. Çocukluğumda da böyleydim…

De siktir git, kovirem seni

Burada da süresi doldu Edelman'ın. Geldi, istediği gibi söz söyledi, posta koydu, ortalığı karıştırdı ve gidiyor. Belli ki yeni görev verilmiş. Can Dündar'ın yazıdan araklama olarak bi bakalım napmış netmiş bu sikindirik adam. Yazıyı okuduktan sonra da hep bir ağızdan 'Gidişin olur da dönüşün olmaz inşallah' diyelim.. Kendisi en azından bunu haketti.

Bir küfür okudum

Orhan Pamuk'un pek şaşaalı bir şekilde piyasaya sürülen kitabı Yeni Hayat'ın pazarlama sloganıydı "Bir kitap okudum hayatım değişti" cümlesi.. İnsanın gerçekten hayatını değiştiren anlar olduğuna, sadece bir "an" diye hiç bir anın yabana atılmaması gerektiğine de inanırım.. Bunalımlı anlarınızda ne yaparsınız? Tamam biliyoruz uykusuz kalırsınız, iştahınız kesilir, sigara tüketiminiz, alkol tüketiminiz artar bir nevi uyuşukluk içinde bilinçli yada bilinçsiz acınızı sızıya çevirmeye çalışırsınız .

Devir sıfat devri

Siz de farkında mısınız son zamanlarda ne kadar çok sıfatlara takılıp kaldığımızı, kişileri isimlerle değil sıfatlarla andığımızı.. Aidiyet duygusu veya kimlik arayışı gibi tabirlere iş düşüyor gene birilerini nitelemek için ve ne kadar çok duyar olduk bu iki tamlamayı..

Fenerbasket.com açılmış, saçılmış…

Beşiktaş'tan sonra bu sene de Fenerbahçe'nin yatırım yapması, başarıyı ciddi anlamda düşünmesi ile renklendi parkeler.. Sermaye ve vergiden kurtulmaya dayalı müessese takımlarının sürüklediği basketbolumuza da renk geldi elbette.. Buna sonra değinelim izninizle ve Fenerbahçe'nin basketbola yaklaşımı sayesinde artan taraftar desteğinin, ilgisinin meyvelerinden FenerBasket.com'un yayın hayatını kutlayalım..

Arabesk dinliyorum gözlerim yaşlı

Uzun zamandır bazı özlediğim sesleri duyamıyorum. Aslına bakılırsa duyduğum zaman bir daha duymamak için dua ettiğim sesler olsa da mevcudiyetinin anlamını yeni idrak ettim… O ki yıllardır modern genç tarafından tekme tokat kovuldu; o ki entelektüel sohbetlerde hep horlandı, itildi; o ki kalbindeki acıyla modern dünyanın duvarına, gökdelen camlarına çarpıp ölen güvercin misali, çarpıp çarpıp parçalanan bir kesimin sesiydi; o ki varoşlara tanrının bir hikmetiydi: Arabesk..

İt’tiler…

Her Pazar akşamı televizyon karşısına geçip, bilet kuyruğunda, maça giriş ve çıkışlarda, tribünde yaşanan taşkınlıklarda çevik kuvvetin müdahalesini “Hakketmiştir onlar !” diyerek izleyen Türk Halkı ve bunu izleten Türk medyası bir gerçeği hep unutmuştu... Bir bilet kuyruğunda sıraya girmeyen veya çizgiyi geçen adamlar, çocuklar, gençler, stadyum kapılarının sayısı yetersiz diye itişip kakışıp çıkmaya çalışan taraftarlar polisin copunu ne kadar hak ediyordu ? Veya etrafı LÜTFEN'lerle donatan, şiddete kırmızı kart gösteren medya neden inip, kalkan polis coplarını şiddetten saymıyordu. Tribünlerde yaşanan sadece birkaç küfürleşme “BİBER GAZI” gibi kimyasallar ile mi bastırılmalı, kalabalık ve çıkışı zor olan stadyumlarda ezilme ve yaralanmalara yol açmalıydı?

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?