6. yıl: Hepi börtdey Fasulyeden!

27 Temmuz 2004′te, 56K modem ve dial-up bağlantı ile ıssız bir yayla evinden başlayan bir maceradır FasulyedenKom. (“Bugün ise dev plazalar ve binlerce kişilik istihdamı ile sektörün öncü…” diye devam edeceğim sandınız di mi?) Hayat bugün Fasulyeden! Daha fazla ses, daha fazla gürültü, daha fazla kelam ve daha fazla ahkam ile hayat yarın daha da Fasulyeden! Kutlu olsun!

…demiştim geçen sene bugün. Aradan geçen 365 gün 6 saat daha yaşanılabilir kılmadı hayatlarımızı. Eee öyleyse, bu mücadeleye devam etmekten başka şansımız var mı sandıydınız? (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Dahke #8

Her ne kadar BÖ! oylamasında Bobiler’e oy verdiği camiada kulaktan kulağa dolaşan Immo’ya kişisel garezimiz olsa da, 3-5 kişi herhangi bir Kadıköy sokağında yakalarsak ağız, burun dalacak olsak da Dahke dediğin kendi kurumsal kimliğini oturtmuş, Immo’suz da elbet yürüyebilecek, seyirtebilecek, senden, benden, sokaktaki adamdan, tribündeki omuzdaştan teşekkül, hep okumak istediğimiz, arsızca yazmak istediğimiz, psikopat bir coşkuyla sevmek istediğimiz mahallenin güzel abilerinden, canımız, kanımız ve hatta bilfiil yoldaşımız. 8. Sayıyı çıkaracaklar da biz öyle, uzaktan seyredeceğiz… Olmaz öyle. Detaylar aşağıda… (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Seks objesiyiz lan, n’olmuş?

Fasulyeden Fanzin’i çıkarmak yılların, bir türlü geçmek bilmeyen, günbegün büyüyen özlemidir benim için. İnternet’te bir şekilde yazıyoruz, çiziyoruz, yorumluyoruz ama zaman zaman gözden kaçırdığımız bir şey var, basılı bir mecra oluşturabilmek bizim yola çıkış amacımızdı. Ancak çok büyük ölçüde tembellikten, zamansızlıktan belki de, belki de yeterince büyük bir arzu duymadığımızdan mıdır bilinmez; bir türlü hayata geçiremedik bu hayalimizi. Biz Fasulyeden’i matbu vaziyette karşınıza çıkaramadık belki ama bugün ilk defa basılı hem de en ulusalından bir mecrada yer bulduk kendimize. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Yılın en iyi topluluk blogu değilsek, neyiz?

Yılın en iyi topluluk blogu muyuz, bilmiyoruz; ancak eğer öyleysek bunu duymak bizim de hakkımız. Yıllarca bu gerçeği bizden saklayanlara bir özür şansı doğdu: Blog Ödülleri oylaması. Bu sene ikincisi yapılacak olan Blog Ödülleri organizasyonuna FasulyedenKom olarak Topluluk Blogları kategorisinde aday olarak katılmış vaziyetteyiz. Kayıt kısmı tamam, şimdi de ödül alırken yapacağımız konuşma üzerinde çalışıyoruz. Ya kürsüden, ya da döner bıçaklarıyla töreni basarken, kısmet… (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Mecmuanın Sokak Çocukları

Pazarlama çağındayız diyerekten her bir zıkkıma bir slogan, bir vecize, bir motto yakıştırması yapmak lazım. Bu işin amentüsü bu. Sacece “tü kaka kapital düzen” diyerek de dalmayacağım konuya. Elbette bu akımın büyük oyuncusu milyon liralık reklam stratejileri ile kapitalist ajanslar birliğidir. Ama araba markası için, çikolota için üretilen sloganlarla da darlandırmamak lazım hadiseyi. Çünkü daha geniş bir açıdan bakıldığında en bir alt kültür ürünlerinin bile hayatlarını bir motto ve bir imaj ile sürdürdüğünü, ya da en azından bu şekilde güçlendiklerini kabul etmek gerekiyor. Haliyle reklam kötüdür, motto kötüdür, imaj kötüdür demek ortaokullu ergen söylemi olabilir ancak. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

5. yılımıza girdik!

“Mecmuanın sokak çocukları” mottosu ile giriştiğimiz bu site elbette kimsenin hayatının merkezine oturacak, oturtulacak kadar mühim değildir. Olmasın da zaten. Bu en başta hayatımıza, hayatlarınıza haksızlık olur ki, bu sitenin temel amaçlarından birisi hayata saygı göstermektir. Hayatla mücadelenin de temelinde bu saygı vardır. Ya da yoktur bilmiyorum, şu an uzun cümleler kuran bir cümle mühendisi olmak da istemiyorum. Tek başına mecmua ya da tek başına sokak çocuğu olmak da mühim değil o kadar. Ki zaten şu cenderenin içinde ne tam bir mecmua olabildik, ne de içimizdeki çocuğu olması gerektiğinden fazla muhafaza edebildik. Uzun ve yorgun lafın kısası; biz, mecmuanın sokak çocukları, ellerimizle büyüttüğümüz, gözlerimizle eskittiğimiz, dilimizle keskinleştirdiğimiz çocuğumuz FasulyedenKom’un bugün 4 yılı geride bırakmasının ve yepyeni bir 5. yıla ayak basmasının heyecanı ile yanıp tutuşuyoruz. Odun ateşinde, cayır cayır hem de… (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Bir medya analizi

Siyasal Bilgiler Fakültesi’ndeki Anayasa Hukuku derslerimizin başındaydı, kürsüdeki hocamız şöyle seslendi: “Devlet organları 3’e ayrılır. Yasama, yürütme, yargı. Buna kuvvetler ayrılığı denir. Ama son dönemlerde bu organlara bir tane daha ekleyebiliriz: MEDYA. Yarı şaka, yarı ciddi, dersin giriş konusu böyle belirlenmişti. MEDYA artık siyasetin, hukukun iç işlerine iyiden iyiye girmişti. Günümüz dünyasında, özellikle ülkemizde, yazılı ve görsel basının ülke gündeminde yarattığı etkileri en derinden hissetmekteyiz. Bugünün en etkili propaganda aracı tartışmasız MEDYA olmuştur. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku