Bu savaş bizim savaşımız değil!

Dün öğle saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı, resmi internet sitesinden bir savaş uçağı ile iletişimin kesildiğini açıkladı. Saat 2 civarıydı yanılmıyorsam. İlk haberler, savaş uçağının düştüğü ekseninden yapılmıştı, öyle okuduk, öyle sandık. Akşam saatlerine doğru ise, medyada uçağı Suriye’nin düşürmüş olabileceği konuşulmaya başlandı.

Asker, hükümet, yetkililer, herkes sessizliğini koruyor, herhangi bir açıklama yapmıyordu. Zira başbakan Brezilya’dan dönmekteydi. Dönsün diye bekledik.

Kendisi dönünce havaalanından “Düştü mü, düşürüldü mü bilmiyorum; Suriye özür diledi mi, neden diledi, bilmiyorum” tadında açıklamalar yaptı ve konuyu görüşmek için Genelkurmay, Dışişleri, Milli İstihbarat gibi kurumların katıldığı bir zirveye geçti. Bu kez de zirve bitsin diye bekledik.

Zirve sürerken yabancı basın Suriye’nin Türk uçağını vurduğunu flaş haber olarak geçmekteydi. Tedirginlik içinde bekledik. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Diplomatik heyet sırrı: ABD vs. Türkiye

zVn91

Daha önce de yazmış olmam muhtemel ama, bu diplomatik görüşmelerle ilgili çok soru işaretim var. İkili görüşmeler, heyetler arası görüşmeler, basın fotoğraf çekerken birbirinin kulağına eğilip, iki kelam edip, sonra kahkahayı basmalar filan… Gizem dolu bir süreç… Bu sır perdesini aralamadan ölmemeliyim.

Misal; Tayyip Erdoğan İngilizce bilmiyor sanırım hala. Ama atıyorum, kapı önü el sıkışma sekanslarında Berlusconi’nin bir şakasını, Obama’nın bir jestini –arada tercüman olmadan- anlıyor ya da anlıyormuş gibi yapıp gülüyor. Ya “Senin first lady’de lokum gibiymiş haa” dediyse herif?! Der mi der… Ne gülüyorsun anlamadan, bilmeden?

Gerçi meselem azgın Berlusconi değil; Tayyip Erdoğan ABD’ye gidip Obama ile görüştü. Ya da şöyle söyleyeyim, Obama aylar önce, başkan seçilmesinden hemen sonra Türkiye’ye gelmişti. Allahım nasıl coşku, uçak kapılarında karşılamalar, bilmem kaç pare top atışları, askeri bando, sağol sağol sağol filan… Geldi, burada yer yerinden oynadı, gitti…

Şimdi bizimkilerin iade-i ziyaretlerine bakıyorum. Gerçi Türkiye’de yine yer yerinden oynadı ama ABD basını ne kadar ilgi gösterdi bilmiyorum. Manşet olmadığından eminim mesela. Bizim Türk televizyonları ise canlı canlı yayınlıyor, saniye saniye… “Tayyip Erdoğan otelinden ayrıldı, şu anda Beyaz Saray’a giriyor” diyor misal televizyondaki muhabir. Görüntüye bakıyorum, sanki herif ABD’de Beyaz Saray’a değil, Karaköy’de hırdavatçıya giriyor. O nasıl Beyaz Saray girişi lan? Kapıda yalandan bir tane muhafız asker, selam durmuş. Bir tane kadın var karşılıyor. Elini sıkıyor filan. Obama’nın Ortadoğu danışmanının stajyer asistanı titrine sahip gibi, ötesi değil…

Bizim heyet arka kapı olması muhtemel Beyaz Saray girişinden dalıyor içeri. Obama Oval ofiste bekliyor o sırada. Orada karşılıyor haspam… İnsan kalkar bir kapıya kadar gelir, densiz!

Hayır, 30 dakika sürmesi planlanan ziyaret 2 saat sürdü diye seviniyoruz bir de. İşte Obama’nın bize verdiği önem… Başbakan’a dostum dedi… İşte ABD’nin en önemli müttefiki Türkiye…

Eee ama hassiktirin lan ordan!

Fazlasını Oku

İnadına Azerbaycan!

image-3A83_4AD55E3C

Bursa’da oynanacak olan Türkiye-Ermenistan maçına Azerbaycan Bayrağı getirilmesini yasaklayan bir vali; bu yasak üzerine valiyi mahkemeye veren birkaç Bursalı; mahkemeye verilince geri vites yapan bir vali var Türkiye’de. İşgüzar, ikiyüzlü, samimiyetsiz ve yalancı bir bürokrasi, diplomasi var. Bu akşam da salak bir senaryo, garip bir tiyatro oyunu var.

Bu maçın ilk ayağı Ermenistan’da oynandı. Burada alınan önlemlerin, herkese bilet satmama, bindirilmiş ve uysal kıtalarla tribünleri doldurma, içeri o bayrağı, şu pankartı sokamama vesaire, hangisi alındı? Asala pankartları, Karabağ pankartları asılmadı mı tribünlere? İsteyen dostca davrandı, isteyen ıslıkladı. Ermenistan emniyeti, federasyonu, Erivan valiliği, o, şu, bu, kim müdahale etti?

İster hamaset deyin, ister retorik; Şimdi biz kime, neye, neden ve nasıl yaranmaya çalışıyoruz? Bu yaptığınız maç değil, bu uyguladığınız diplomasi değil, bu yaptığınız tiyatro, bu kurduğunuz senaryo…

Fazlasını Oku

Altın Gününde Dünya’yı Kurtarmak

“Abi şu herifler de sabah akşam yatıp ne para kazanıyor” geyiğini yapmadım diyen varsa bir adım önce çıksın iki tokat atayım, çünkü bu geyiği yapmayan bir insan evladı olduğuna inanmıyorum. Denetçi olur, futbolcu olur, köşe yazarı olur, Ahmet Çakar olur, başka bir şey de olur fakat bunlardan bir tanesi mutlaka bu geyiğin kurbanı olmuştur. Aslında birazdan bahsedeceğim mesleği düşününce “bu adamların aldığı her kuruş helal olsun abi, çok çalışıyorlar” diyeceksiniz. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Welcome to Turkey Mr. President

Amerika Birleşik Devletleri’nin yeni başkanı Barack Obama sonunda Türkiye’de. Tüm ulusumuza hayırlı olsun. Bu gelişle ilgili olarak en sonda söylemeyi düşündüğüm şeyi, bir çırpıda ifade edeyim: Sakın, ama sakın Obama’nın şehrinizde olduğu saatlerde trafiğe çıkmayın. Heder olur gidersiniz asfalt üzerinde yeminlen… Bu çok önemli uyarının ardından bu ziyaret münasebetiyle çok çok sayın, çok çok değerli Başkan Obama’ya iki kelam etmek niyetindeyim. Edeyim o halde. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Tayyip, bir çaldır, kaydedeyim teli…

Davos’la ilgili tantana devam ededursun, daha ilk günden beri aklımı kurcalayan abuk sabuk bir detay var. Artık daha fazla içimde taşıyamayacağım, bitsin bu işkence. Şimdi Davos’ta Erdoğan’la Peres/moderatör ittifakı arasında mevzu çıktı, Erdoğan zirveyi terketti filan. Buralarda bir sıkıntı yok, çok açık. Sonra Erdoğan helikopterle Almanya’ya hareket etti, ordan da sanırsam ki ülkeye döndü. Akşamın ilerleyen saatlerinde bir haber düştü ajanslara, Peres, Erdoğan’ı aramış, tavrından dolayı özür dilemiş. Burası da tamam. Merak ettiğim ise şu, şimdi bu adamlardan birisi İsrail Cumhurbaşkanı, bir tanesi Türkiye Başbakanı. Ee ikisi de Davos’ta olduğuna göre makam odalarında değiller, dolayısıyla cep telefonundan görüştüler. Peki, Peres Erdoğan’nın telefonunu nerden biliyor? Yani nerden biliyor derken, Erdoğan Başbakan olunca ABD Başkan’ından tut, İsrail’e, ordan İran’a kadar tüm başkanlara, başbakanlara telefonunu mu veriyor? Ya da onlar mı Erdoğan’a veriyor? Ya da herhangi bir uluslarası kongrede karşılaştılar, “hacı bi çaldır kaydedeyim senin numarayı” muhabbeti mi dönüyor? (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Ahmedinecad Türkiye’de

İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad 14 Ağustos’ta Türkiye’ye geliyor. Hayır Ankara’ya değil, İstanbul’a… Yok resmi ziyaret değil, çalışma ziyareti. Yok yok, Cumhurbaşkanı ile görüşmek için Köşk’e çıkmayacak, bizzat Cumhurbaşkanı ayağına, İstanbul’a gelecek. Yok canım, dış ilişkilerini onur üzerine kuramayan bir ülke için ayıp filan değil ki yaşananlar. Normal!

Şimdi burda dış ilişkilerin protokolleri üzerine ahkam kesecek durumda değilim. Bu konuda birkaç teamül dışında bir bilgim yok. Ama o birkaç teamül bile yukarıdaki paragrafın ne kadar absürd olduğunu gözler önüne serebiliyor gerçi. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku