Ahahah ben buna gülüyorum ya!

2010’a girdiğimiz bu ilk dakikalarda FasulyedenKom istatistiklerine bakıyordum (çok normalmiş gibi), adamın birisi “liseli kızların etek altı görüntüleri” yazıp girdi siteye… Yeni yılın ilk hiti… Ahahaha, manyak mısın lan, yılbaşı gecesi derde bak adamdaki… Hay Allah’ım… Herkese mutlu seneler, o gerizekalı hariç…

Milli Arama Motoru

zVn91

BTK Başkanı Tayfun Acarer, ‘yerli arama motoru’ kurulmasına yönelik çalışmaları 2010 yılında tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. Acarer ‘Youtube’ ve ‘Google’ başta olmak üzere mevcut arama motorlarının yabancı kaynaklı olduğunu hatırlattı ve “Bu nedenle, internet yoluyla yapılan her türlü haberleşme yabancı ülkelere gidiyor, oradan geri geliyor. İşin bu açıdan bir güvenlik tarafı var” dedi.

Mevcut yabancı arama motorlarının Türkiye’nin ihtiyaçlarına cevap vermediğini, ülke hassasiyetlerine zaman zaman duyarsız kaldığını savunan Tayfun Acarer, Türkçe karakterlerden kaynaklanan sıkıntılar da yaşandığını dile getirdi. “Çalışmalarımızı, üniversitelerin yanı sıra işletmecilerle birlikte sürdürüyoruz” diyen ve yerli arama motorunun Türkiye’nin yanı sıra Türk cumhuriyetleri ile İslam ülkelerinde de çok tutulacağını düşünen Acarer, şöyle devam etti:

“Bu ülkelerin bizim arama motorumuza çok daha fazla güveneceğini düşünüyorum. Yerli arama motoru kurulması çalışmaları kapsamında ‘Anaposta Projesi’ni de yürütüyoruz. Proje kapsamında 70 milyon vatandaşımızın her birine 10 GB mail kotası olan bir elektronik posta adresi verilebilecek. Her çocuk doğar doğmaz nüfus cüzdanında yazılı olan bir e-posta adresine sahip olacak. 70 milyon kişinin TC kimlik numarası eşleşmesi seviyesinde kullanılabileceği bir mobil ağ sağlanmış olacak. Yahoo, Hotmail, Gmail gibi yabancı ve güvenli olmayan posta adresleri-ağları kullanılmamış olacak. İslam ülkeleri ile Türk cumhuriyetleri, Türkiye’nin posta altyapısını tercih edecektir. Böylece uluslararası büyük bir ağ ve internet haberleşme ortamı sağlanmış olacak.”

Şimdi anladığımız kadarıyla Google arama motoru, yani, hani bir kelime yazıp, onunla ilgili sonuçları öğrendiğimiz web servisi, bizim e-postalarımızı yurtdışına sulu götürüp, susuz getiriyormuş. Dolayısıyla yüce devletimiz bu duruma müsade edemeyeceği için hemen yerli arama motoru çalışmalarına başlamış. Yerli arama motorunun e-postalarımızın güvenliğini nasıl sağlayacağı konusu henüz muamma ama, ben eminim ki yerli bir arama motorunu gören dış mihraklar, e-postalarımıza salça olamayacaklar, milli güvenliğimizi tehdit edemeyeceklerdir.

Doğan bebek de dahil tüm vatandaşlara mail uygulaması da çok fantastik bir fikirmiş. Şey yapalım, bayramlarda filan başbakan tebrik maili atsın 70 milyona, spam manyağı yapsın bizi.

Olay her yönüyle garip aslında ama web sitesi sahipleri için google’da ilk sayfalarda çıkmak hayati bir önem taşıyor malumunuz. Çünkü bu dünyanın en çok kullanılan, hatta internetin kendisi sayılan bir sayfadan gelecek binlerce hit demek, o da reklam ya da satış demek, para demek en nihayetinde. Google’da kimin daha yukarıda çıkacağına pagerank denen karışık algoritma karar veriyor. Türk arama motorumuz hazır olunca bu herifler büyük ihtimalle Google’u toptan yasaklayacaklar. Biz de intranet tadında yeni arama motorunu kullanacağız toplum olarak.

Tamam kullanalım, anarşik olmaya gerek yok da, o arama motorunun anahtarı neticede bir bürokratta olacak abi… O bürokrat adamın “Yauv bizim eniştenin oğlunun kargo şirketi ilk sırada çıksın, hanımın kardeşi sanal mağaza mı ne öyle bir şey açtı, onu bir tepeye alalım” demeyeceğinden ne kadar eminsiniz?

Ya da milli arama motorumuzun sayfaları indekslemek için göndereceği örümcekler muhalif partilerin, haber sitelerinin, köşe yazarlarının sayfalarına ne kadar ilgi gösterecekler sizce?

Bu gidiş nereye, nasıl, ne amaçlı bir gidiş, bilmiyorum… “Oraya girme, buraya girme” konseptindeki bir sansürcülük anlayışından “buraya gir, buraya gir” kapalıçarşı esnaflığına bir evrilme midir nedir, bilen varsa beri gelsin…

Google Wave

Madem günü davetiye üzerinden açtık, Google Wave ile devam edelim. Google’un bir süredir internet dünyasının bir numaralı gündemi halini alan yeni servisi Wave için davetiye arayanlar, davetiye dağıtanlar arasında duymamanın imkansız olduğu bir ses var; “Hacı nedir bu wave?”

Wave, Google tarafından “web üzerinden iletişimin ve paylaşımın yeni aracı” olarak tanımlanmıştı. Tabii herkeste büyük bir merak… CNet “They came up with Google Wave, which organizes Internet discussions in the trendy stream of consciousness fashion. It’s a little bit Twitter, a little bit Friendfeed, and a little bit Facebook all in one service, allowing you to send direct messages to online contacts with real-time replies, share photos or documents, and add or delete members of the conversation as needed.” diye tasvir etmiş ecnebice…

Facebook’un pabucunu dama atacak, Twitter yalan olur, Friendfeed de ne ola ki? filan derken herkes yavaş yavaş wave’de yerini alıyor almasına da; sonuç nedir? Bilmiyorum.

Bildiğim tek şey, ben bi’ bok anlamadım hacı bu wave’den… “Anlamaman normal hele bir de ben bakayım” diyen varsa, davetiye isteğini yorum bölümünde belirtsin; yorumda kullandığı mail adresine davetiye göndereyim.

Haydi bakalım…

zVn91

görsel şurdan

Ordular ilk hedefiniz: Google’dır; İleri!

Dün zilyon tane haber sitesine yansıyan bir haber vardı. Habere göre Atatürkçü Düşünce Derneği, Atatürk’e ve Kemalizm’e hakaret eden bir sitenin Google Sites hizmetinden faydalanması sebebiyeti ile Google‘a erişimin engellenmesi için mahkemeye başvurmuştu. ADD’nin resmi web sayfasında konuyla ilgili bir açıklama olmadığı için, bu haberlerin mutlak doğruyu yansıtıp yansıtmadığından emin değilim. O yüzden yazıyı “Eğer doğruysa…” ekseninden götüreceğim. Elbette aksi yönde bir haber ya da açıklama gelmesi durumunda bunu belirtmemiz hiç te umrumuzda olmayan basın meslek ilkelerinden birisi. Misal ADD aslında Google’un değil de, sadece o sitenin kapatılması için talepte bulunmuş olabilir, o durumda yazının bir bölümü hükmünü yitirir tabii. Daha Fazlasını Oku

Google’dan mı geldin anacım? #2

Google aramaları ile ilgili çok ciddi takıntı sahibi, manyak bir insan oldum. Her gün analytics raporları başta olmak üzere farklı birkaç kaynaktan sitenin istatistiklerini kontrol ediyorum. Olağanın aksine şu kadar hit almışız, bu yazı şu kadar okunmuş, bak görüyor musun şu siteden bu kadar ziyaretçi gelmiş gibi verilerle çok ilgilendiğim söylenemez. Çünkü az çok idrak ettim ki, Türkiye’de hit almak aslında hiç te zor değil. Daya erotik içeriği, daya pornografik etiketleri, tıkır tıkır ziyaretçi gelsin. Bu. Gerçekten bu. Ehh biz de bu yolun yolcusu olma niyetinde olmadığımıza göre, “keşke yazılarımızı daha çok kişi okusa” arzusu ile, “obarey sitemize bir milyon abaza gelmiş” tedirginliği arasında yaralı bir güvercin modundayız.

Velhasıl-ı kelam hit verileri çok ilgimi çekmiyor, hatta zaman zaman en az ziyaretçi rekorunu kırıyoruz bugün diye salakça bir heyecan yaşıyorum. Ama dostlar google aramaları diye birşey var ki, dedim ya, manyaklık derecesinde saplantılı bir haldeyim. Her gün bakıyor, o aramayı kimin yaptığını tahayyül etmeye, nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ve son olarak yaptığı arama neticesinde bizim siteye girince acaba ne düşündü, yüz ifadesi nasıldı gibi sorularla manyaklığımı tescilliyorum. Daha Fazlasını Oku

Google’dan kıyak: Fasulyeden Abonelik

Google’dan çocuklar vardı geçen evde, tanırsınız belki, Larry Page ile Sergey Brin… “Abi napabiliriz sizin site için?” dediler. “Olm google aramalarından abuk sabuk ziyaretçi göndermeyin yeter” dedim. “Haa bir de bu aralar Hadise, düm tek filan arayan olursa bize gelsin, hitimiz artsın.” “Hay hay…” dediler, Larry açtı laptopunu, iki satır kod yazdı, “tamamdır abi” dedi. Ben de gitsinler de Lost izleyeyim diye “tamam işte, hadi yeter” dedim. Ama Sergey bir dal sigara daha otlandı benim paketten. “Abi, istersen sizin okurların e-posta adreslerini toplayalım, sonra siteye yazılan yazıları her gün e-posta adreslerine yollayalım. Hep sürekli takipçiniz olurlar, ilgi artar filan” dedi. Larry de “hay aklınla bin yaşa kanka” dedi, bu sefer FasulyedenKom’a iki satır kod yazdı. “Lan” dedim “sen bizim sitenin şifrelerini nerden biliyorsun?” Hiç oralı olmadı kerhaneci Larry. “Tüm interneti aldınız, doymadınız Allahsızlar” dedim, güldü gevrek gevrek. Daha Fazlasını Oku

Etek altı fotoğrafçılığı ile savaş

Japon milleti nefes alan en sapık milletler kategorisinde lider, ne lideri; şampiyon, adeta bir rekortmen ve hatta sektör devi sayılabilir. Türlü türlü filmleri, seks oyuncakları, liseli kızların kullanılmış iç çamaşırlarını satması, böyle saçma bir pazarın oluşması vs. Bu çekik gözlü, “Çok çalışkanlar abi” yaftasını çekinmeden yapıştırdığımız millet, özellikle kültürel bir arada kalmışlık hissiyatı içinde olan yeni nesiliyle, detaylarına girmeye gerek olmayan bin türlü rezilliğin mimarıdırlar. Anlaşılan bunlardan birisi de sokakta, okulda, barda, kafede kadınların etek altı görüntülerini gizli gizli çekmekmiş ki, iPhone fenomeninin mucidi Apple firması, Japonya için ürettiği modellere, telefon sessiz moda alınsa bile car car öten bir deklanşör sesi eklemiş. Amaç gizli görüntüler alınmasının önüne geçmek. Apple 1, sapıklar 0. Daha Fazlasını Oku