Az sakin olun

Gündemlerimizin ne kadar değişken olduğu konusunda hemfikiriz sanırım. Çoğu şey de istediğimiz gibi gitmiyor.

Soma faciasını yaşadık, unutmamak lazım.

Fenerbahçe; son 10 yılda bir klüp bu kadar sarsılabilirdi. Başkanı tarafından bir grup taraftara şampiyonluk kutlamasında siktir çekilmesi bile artık krizlere alıştığının göstergesiydi. Unutmamak lazım.

Erdoğan coştukça coştu. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de tansiyonu hiç düşürmeyecek belli. Unutmamak lazım.

Okmeydanı karışık, unutmamak lazım.

Geziyi asla unutmamak lazım.

Daha dün deprem oldu, unutmamak lazım. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Yas Eşiği ve Sosyal Mutabakat

Kritik bir konu, sıkıntılı bir süreç. Kedi gözlü yetkili abiler keşke bizlere “Beyler, 2014 yas tüzüğünü açıklıyorum, instagram orucu 2 gün sımayli orucu 24 saat.” diye yol gösterse de bilgilensek. Yas eşiği neymiş, sosyal mutabakat sınırlarımız nelermiş. Kıyafete bağlı kısıtlamaları da Neslihan Yargıcı’dan veya Okan Bayülgen’den alsak aynı şekilde. Yoksa ayağında New Balance ile 1 Mayıs’a gidilmez ile gözünde Ray-Ban ile Soma’ya gidilmez gibi aynı familya ürünü eleştirilerden nasıl kurtulacağız? Yas evine veya eyleme giderken dolabından en ucuz kıyafeti seçip markalarını gözümüze sokmamalısın diye bir direktif verme keyfiliğinde nasıl bulunabiliyor insanlar?

Öte yandan İzzet Çapa gibi balık ve garnitürden tabağa Soma yazma veya canlı yayınlara baret takıp surata kömür sürerek çıkma gibi artık uç noktalarda işi magazine dökmenin eşik olduğunu düşünüyorum.

E şimdi ama senin de bir eşiğin var illa ki sevgili okuyucu, başkasının da var. Ne yapmalı? Toplumsal bir kırmızı çizgi çekip kutuplaşmak sağlıklı mı? Başta dediğim gibi kritik konu. İnsanları veya kurumları vicdanlarıyla baş başa bırakıp bekçiliğe soyunmamak sosyal mütabakat olarak belirlenmeli der yürüyen merdivenin sağına çekilirim.

Fazlasını Oku

Cak Cak Sakız Çiğneyen Prenses

Ankara’da, Devlet Tiyatrosu’nda, protokolde, en önde, oyuncuların gözü önünde sakız çiğneyerek oyun izleyen bir vatandaşımıza, tiyatro oyuncusu tepki göstermiş. Öncelikle oyun sırasında kaş göz işaretleri ile birlikte sakız çiğneme taklidi yapmış. Daha sonra da oyunu durdurarak “Bir şey sorabilir miyim, bu ne şimdi?” diyerek, yine sakız çiğneme taklidi yaparak tepki göstermiş. Sonradan anlaşılmış ki, bu tiyatro oyuncusu her akşam performansını sunarken, oyunun bir bölümünde, ön sırada oturanlara spontane gelişen monologlarla takılır, oyununun bir parçası olarak arz-ı endam edermiş.

Ama asıl fenası, daha da sonradan en önce sakız çiğneyerek oyunu izleyenin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın kızı Sümeyye Erdoğan olduğu anlaşılmış. Sümeyye Hanım bu olay karşısında gülüp geçmek ya da utanıp sıkılmak yerine kalkıp oyunu terketmiş. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Cemaate Girmek Gerek

Daha önce de anlatmış olmam lazım; hayatımın bir döneminde cemaatle yollarımız kesişmişti. Sinsilikliklerine doğrudan, ilk elden, birebir tanık olmuşumdur. Sene 1994-1995. Daha yaşım 11. Lanet okuyarak kaçtım ellerinden. Ben gibi kurtulanlar oldu, o sele kapılan arkadaşlarım oldu. Herkes hayattan kendisine bir şekil yol biçti.

Düne kadar da cemaat görüşüm çok net ortada. Ama artık yeter! Artık muhaliflik, anti-cemaatçilik miyadımı doldurdum. Yanlış yolda olduğumu, cemaate haksızlık ettiğimi farkettim. 2011 itibariyle, düne kadar “ellerinden kurtuldum” şeklinde anlattığım hikayemi artık “vay anam nasıl da kaçırdık balığı?” şeklinde anlatmaya başlıyorum. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Batı’nın Ahlaksızlığını Aldık…

Yazmayalı epey bir zaman olmuş. Zaten çok fazla bir yazımız da yok orası ayrı bir mevzu, tartışılır. Fakat içinde bulunduğumuz dönem, yapılan tartışmalar ve ülkenin içine girdiği yörünge beni bazı şeyleri yazma ihtiyacı duymaya sevketti. Ukalalık yapmak değil niyetim. Sadece belirli düşüncelere parmak basmak, onları yeniden gün ışığına çıkartmak.
Bir toplumun yol göstericileri her zaman o toplumun aydınları olarak adlandırılır. Aydınlar yarattıkları fikirler, içine girdikleri tartışmalar ile toplumu aydınlatırlar. Düşünsel bazda özgürlüğün gelişmesine katkı verirler. Düşünen bir toplum üreten bir toplumdur. Bunların temel dinamiği de aydınlardır. Ne yazık ki ülkemiz içinde bulunduğu dönemde tam bir kavram karmaşası yaşadığı gibi tam bir aydın açmazı içine düşmüş durumda. Kendilerine aydın adını verenler aydınlık getireceği yerde karanlık vadederlerken, toplumu işin içinden çıkılamaz bir kaosa sürüklemektedirler. Bu duruma tepki gösteren insanların sesi ise kalabalığın arasında yitip gitmekte, duyulamamaktadır. Bazen de inatla bastırılmaktadır. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Süngerden Hallice

3 haftadır evdeyim. Askerliği yedek subay yapınca, bir aylık bir izniniz oluyor, subay muamelesi gördüğünüz için. Subay da memur neticede işte, o yüzden memurların hakkı neyse, devlet babamız bize bunu uygun görüyor. Güzel bir şey. Devlet babanın bana verdiği hakkı dilediğim şekilde kullanamadım ama olsun. Neticede bir aylık bir iznim var. 3 haftasını erittik şimdiden.

3 haftadır süngerden halliceyim. Televizyon izlememeye çalışıyorum. Daha doğrusu böyle bir çabam yok, yani izlemeyeyim diye kasmıyorum da, zaten televizyon izlemeyi pek seven birisi değilim. Ara sıra bir iki tane komedi dizisi falan denk gelirse onlara bakıyorum. Eskiden bembeyaz Türk idim. Cenebece-e’den başka kanal izlemezdim. 2000’lerin başında 80’leri yaşıyordum. Tek kanallı dönem gibi bir nevi… Sonra oradaki diziler de sarmaz oldu. Neden? Çünkü altı yedi sene önce verilen dizilerle şimdi verilen diziler bir değil. O zamanlar Seinfeld vardı, Married with Children vardı, Coupling falan vardı. Şimdi dayadılar polisiyeyi, gerilimi; takip etmiyorum öylesini. Geniş Aile var onu izliyorum evde olduğum zaman. Aslında bir ara da “Yerden Yüksek” dizisine bakmak lazım. Onu da merak ettim… (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Türbanlı İmamlara Evet!

Türban konusunda özgürlükçü ve insani olan tavrın, serbestlikten yana olması gerektiğini bildiğim -hem de çok iyi bildiğim- halde, türbanın varlık sebebinin insani ve özgürlükçü olmaması münasebetiyle çoğunun/çoğunuzun anti-demokratik ve hatta faşizan bulduğu cenahta yer aldığımı az çok bilirsiniz; bir kere daha not düşeyim. Yazdık bunları kitaplarımızda.

Faşizan mı? Evet. İnsani mi? Hayır. Toplumsal barışa katkısı olur mu bu tavrın? Kesinlikle olmaz. Kimse didaktik cümleler kurup da, telkinlerle özgürlük, demokratlık, bilmemnecilikten bahsetmesin. Zira dediğim gibi hissiyatımın, fikriyatımın ve bu konudaki -bireysel- ideolojimin ne olduğunu kimseden dinlemeye ihtiyacım yok. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku