Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bi’ Bakar mısınız?

Özürlüler Vakfı’nın yürüttüğü “Bi’ Bakar mısınız?” sosyal etkinliği bugün Cevizlibağ metrobüs durağındaydı. Basın mensuplarının yakından takip ettiği, Tan Sağtürk’ün de destek verdiği grubun amacı toplumun %12’sini oluşturan engelli vatandaşlarımızın kent…

Metrobüs Zammının Detayları

Asrın projesi, Türk insanının Çin Seddi’nden sonra dünya kültür ve tarihine armağan ettiği ikinci büyük miras olan metrobüs’te ulaşım ücreti 2 liraya çıkartılmış. Günde 700.000 yolcu taşınıyor metrobüs ile. Tam…

Metrobüs Islah Projesi

Metrobüs malumunuz, asrın projesi. İstanbul’un en batıdaki merkezlerinden Avcılar ile, Anadolu’da en yoğun merkezi Kadıköy’ü E5 otoyolu üzerinden birleştiriyor. O hat üzerinde Küçükçekmece, Bakırköy, Şirinevler, Merter, Cevizlibağ, Edirnekapı, Okmeydanı, Mecidiyeköy, Zincirlikuyu ve Boğaz Köprüsü var. Yaşanan yoğunluğu ve bu yoğunluğa “Vallaha bu kadar insan beklemiyorduk” cevabı veren yetkilileri daha önce yazdık. Yaşanan insanlıkdışı yoğunluğa kısa vadede bir çözümü olmadığından dem vuruyorlardı. Lakin, ben sanırım bu sabah o kısa vadeli çözümü buldum.

Bak Allah’ın işine…

Yüzyılın projesi Metrobüs’ün değil insan, hayvan bile taşınmayacak kadar insan yığması sistemi üzerine buralarda defalarca kelam ettik. Geçtiğimiz günlerde de tıklım tıklım otobüste bir vatandaşımız ne yazık ki, fenalaşarak kalp krizi geçirdi ve öldü. Konu ulusal basına taşınınca İETT Genel Müdürü, metrobüs hattında 300 aracın hizmet verdiğini, beklediklerinden daha fazla talep olması nedeniyle otobüslerin çok yoğun olduğunu, ancak altyapının daha fazla otobüs ve daha fazla seferi kaldıracak durumda olmadığı için bu yoğunluğun çözümü olmadığını ifade etti.

Metrobüs Kazası

Dün metrobüs ile Mecidiyeköy istikametine gidiyorum. Körüklü otobüste, tam körüğün yanındaki koltuklarda, gidişin tersine doğru sağ tarafta oturuyordum. Çağlayan durağına kadar girmek üzereydik ki önce acı bir fren koydu metrobüs, ardından kornaya bastı, dedim "werdure sıkı tutun oğlum giriyoruz bir yere". Çat diye bir ses duydum, Ardından bir şeyi ezdik. Çığlıklar falan basıldı ön taraftan. Metrobüs durdu. Sağ tarafıma baktığımda yerde yatan adamı gördüm. Düşünün adama çarptık adam körüklerin yanında iken durabildi otobüs. Başından feci şekilde kanlar geliyor. Hemen fırladım ön kapıya doğru şöför şaşkınlıktan bana açıklama yapıyor. "Önüme birden çıktı" falan. Dedim ki boşver şimdi kapıyı aç.

Bize oy vermezseniz kız ölür !!!

Televizyonun karşısına geçmiş göbek kaşıma seansımı yaparken bir yandan da haber saati hangi kanalı izlesem diye zihni zorlamakla meşguldüm. Koltukta neredeyse sırtımın üzerinde oturduğumu söylemem her halde halet-i ruhiyemi açıklamamda yeterli olacaktır. Derken televizyona artık nerenin bakanı olduğunu şaşırdığım Mehmet Ali Şahin’in konuşması takıldı. Kendisini sadece Spor Bakanı iken federasyona diş geçiremediğini, bunun ödülü olarak da Adalet Bakanlığı'na terfi edildiğini biliyorum. Haricinde bakan olarak katkıları nedir, ne değildir tarafımca pek belli değil. He pardon Metrobüs yapmışlardı.*

Kadir Topbaş’a sorular…

Malumunuz, yavaş yavaş gündemin orta yerine kurulmaya başlayan bir yerel seçim kapıda. Muhtarından, büyükşehir belediye başkanlarına kadar tüm mahalli idarecileri belirleyeceğimiz bu seçimler öncesi seçmenin genel bakış açısının "hırsız olsun da benden olsun" ya da "abi çalıyor ama adam iş de yapıyor" tadında olması politika, siyaset filan değil bilfiil koskoca toplumun çürümüşlüğünün GBT'sidir. Neyse, topluma olan inancını çoktan yitirmiş olan birisi olarak bu detaylardan uzak durarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş'a yöneltilmesini çok arzuladığım soruya geçeyim.

Haysiyetsiz Müslümanlar!

Can sıkıcı bir başlık oldu biliyorum. Yazı da can sıkıcı olacak. Her ne kadar nüfus cüzdanımda yazsa da, her ne kadar Allah'ın varlığına inansam da ve her ne kadar Müslüman birisi olarak yetiştirilmiş olsam da, namaz kılmadığım, oruç tutmadığım, Kuran'daki yasaklara uymadığım için kendimi Müslüman sayma cüretinde bulunmayacağım. Müslüman sayanlarla da, yukarıda saydığım farzları yapanlarla da problemim yok. Olamaz da zaten. Herkes inandığını yaşar, ben de inandığımı söylerim. Şimdi asıl derdim şu, malum olduğu üzere mübarek Ramazan ayını yaşamaktayız. Ve Müslümanlık vazifesi sayanlar oruçlarını tutuyor. Nefsen ve bedenen kendilerini imtihan ediyorlar. Allah kabul etsin. İnşallah bu terbiyelerinin ödülünü alacaklardır.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?