Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

6. yıl: Hepi börtdey Fasulyeden!

27 Temmuz 2004′te, 56K modem ve dial-up bağlantı ile ıssız bir yayla evinden başlayan bir maceradır FasulyedenKom. (“Bugün ise dev plazalar ve binlerce kişilik istihdamı ile sektörün öncü…” diye devam edeceğim sandınız di mi?) Hayat bugün Fasulyeden! Daha fazla ses, daha fazla gürültü, daha fazla kelam ve daha fazla ahkam ile hayat yarın daha da Fasulyeden! Kutlu olsun! …demiştim geçen sene bugün. Aradan geçen 365 gün 6 saat daha yaşanılabilir kılmadı hayatlarımızı. Eee öyleyse, bu mücadeleye devam etmekten başka şansımız var mı sandıydınız?

Soktuğumun serverı!

Cumartesi'den bugüne, nerden baksan dolu dolu 3 gündür, soktuğumun serverı göçüp duruyor, ABD'de olmasından mütevellit, biz de "Aa gene göçmüş şerefsizin evladı" diye çayımızdan yudum ala ala izliyoruz, elden birşey…

Yılın en iyi topluluk blogu: FasulyedenKom

21 Mart’ta kayıt süreciyle başlayan Blog Ödülleri heyecanı bugün, sonuçların açıklanması ile birlikte sona erdi. Blog Ödülleri’ni organize eden ekip sonuçları dün gece konuk oldukları TRT Radyo 1’de açıklamışlar. Bugün de resmi blogda sonuçlar duyuruldu. Yahu cümle kuramıyorum heyecandan, kısa keseyim bari: Birinci olduk ulan!

BÖ2009’da Oylama Sona Erdi

11 Nisan’da başlayan Blog Ödülleri oylama heyecanı dün gece, saat 00:00 itibariyle sona erdi. FasulyedenKom olarak Topluluk Kategorisinde son ana kadar kıran kırana bir mücadelenin tarafı olduk. Sonuçların açıklanmaya başladığı…

23 Nisan Editörü: Batucan Yüreksiz

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın alamet-i farikası anlı şanlı makamlara ilkokuldan bir afacan getirip, bir günlüğüne o makamı teslim etmektir. Bir günlüğüne dediğime bakmayın, lafın gelişi elbette. En fazla 15-20, bilemedin 30 dakika. Basın mensupları gelir, 2-3 kare poz alır, yalancıktan "Evet, Ahmet bugün Başbakan sensin, ilk icraatın ne olacak?" diye sorarlar, yavrucak da sınıf öğretmeninin, okul müdürünün, ilçe ve il milli eğitim müdürünün onayından geçmiş, başbakanlık görevlerinin de olurunu aldığı "Dünyada savaşı bitireceğim, çocuklar ölmesin" filan gibi kendi içinde gayet sevimli demecini verir. Gülüşülür, oynaşılır sonra çocuk evine postalanır. Belki de o günkü gazete haberlerini filan torunlarına göstermek amaçlı saklar, bilemeyiz.

BÖ2009: Neden en iyi biziz, neden değiliz?

Blog Ödülleri’ne Topluluk Blogları kategorisinde aday olduğumuzu, çok iddialı olduğumuzu, eğer seçilmezsek ödül törenini döner bıçakları ile basacağımızı daha önce duyurmuştuk. Herhangi bir aksilik olmaması durumunda 15 gün sürecek oylama süreci bu gece 00:00’da başlayacak. Sitedeki sayaç şu sıralarda 12 saat gibi bir sürenin kaldığını gösteriyor. Heyecanla rakamların düşmesini izlerken FasulyedenKom’un neden yılın en iyi topluluk blogu olduğunu ve neden olmadığını sıralamak isterim.

Yılın en iyi topluluk blogu değilsek, neyiz?

Yılın en iyi topluluk blogu muyuz, bilmiyoruz; ancak eğer öyleysek bunu duymak bizim de hakkımız. Yıllarca bu gerçeği bizden saklayanlara bir özür şansı doğdu: Blog Ödülleri oylaması. Bu sene ikincisi yapılacak olan Blog Ödülleri organizasyonuna FasulyedenKom olarak Topluluk Blogları kategorisinde aday olarak katılmış vaziyetteyiz. Kayıt kısmı tamam, şimdi de ödül alırken yapacağımız konuşma üzerinde çalışıyoruz. Ya kürsüden, ya da döner bıçaklarıyla töreni basarken, kısmet…

Google’dan mı geldin anacım? #2

Google aramaları ile ilgili çok ciddi takıntı sahibi, manyak bir insan oldum. Her gün analytics raporları başta olmak üzere farklı birkaç kaynaktan sitenin istatistiklerini kontrol ediyorum. Olağanın aksine şu kadar hit almışız, bu yazı şu kadar okunmuş, bak görüyor musun şu siteden bu kadar ziyaretçi gelmiş gibi verilerle çok ilgilendiğim söylenemez. Çünkü az çok idrak ettim ki, Türkiye’de hit almak aslında hiç te zor değil. Daya erotik içeriği, daya pornografik etiketleri, tıkır tıkır ziyaretçi gelsin. Bu. Gerçekten bu. Ehh biz de bu yolun yolcusu olma niyetinde olmadığımıza göre, “keşke yazılarımızı daha çok kişi okusa” arzusu ile, “obarey sitemize bir milyon abaza gelmiş” tedirginliği arasında yaralı bir güvercin modundayız. Velhasıl-ı kelam hit verileri çok ilgimi çekmiyor, hatta zaman zaman en az ziyaretçi rekorunu kırıyoruz bugün diye salakça bir heyecan yaşıyorum. Ama dostlar google aramaları diye birşey var ki, dedim ya, manyaklık derecesinde saplantılı bir haldeyim. Her gün bakıyor, o aramayı kimin yaptığını tahayyül etmeye, nasıl bir ruh hali içinde olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ve son olarak yaptığı arama neticesinde bizim siteye girince acaba ne düşündü, yüz ifadesi nasıldı gibi sorularla manyaklığımı tescilliyorum.

1700 kere maşallah…

Sitenin en altına bir sayaç koyduğumuzun ve bu sayaca göre bugün sitenin 1700. günü olduğunu biliyor musunuz? Muhtemelen hayır. Peki bilmenizin gerekmediğini ben biliyor muyum? Muhtemelen evet. “1700 ne ki? Ne gibi bir önemi var” derseniz eğer, verecek cevabım var mı? Muhtemelen yok. 2000’e kadar beklese miydim acaba? Üff çok var daha... Gerçi bakmayın 1700’ün kulağa az birşeymiş gibi gelmesine, nerden baksan bir 5 yıla tekabül ediyor. Tam değil de, götün götün yanaşıyoruz. Zaman zaman bloglarda sitelerde filan, “ahanda 1000. yazım hadi beni tebrik edin, ne kadar güzel bir blog olduğumdan, siteyi gezerken ne kadar çok eğlendiğinizden, girmediğiniz gün kendinizi mutsuz hissettiğinizden, sabah uyanır uyanmaz ilk yaptığınız işin buraya girmek olduğundan bahsedin” anatemalı yazılar olur ya, özeniyorum lan işte, napayım?

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?