Birleşin!

Kürt kimliği üzerindeki baskıları kaldırdığın için,

Ülkeyi bir şantiye sahasına çevirip, duble yollar, viyadükler, köprüler, alt geçitler yaptığın için,

Türk Ticaret Kanununda yaptığın köklü değişiklikler ile ticareti teşvik ettiğin için,

Özel sektör ve teşebbüslerine verdiğin destek ile sermayeyi güçlendirdiğin, devletin denetleyici olduğunun altını çizdiğin için,

Türk sporuna, özellikle tesisleşme konusunda verdiğin üstün hizmetler için,

Olimpiyat Stadı gibi bir garabeti yapan senden önceki hükümetlere, TT Arena’dan,

Anadolu’daki birçok stada kadar cevap verdiğin için,

Ordunun, askerin demokrasilerde ve siyasette yeri olmadığını en sert biçimde muhalefet ettiğin ve engellediğin için, (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Metin Lokumcu’nun Katilleri’ni Unutmayacağız!


Bir ülke hayal edin. Bu ülkenin, ileri demokrasiyi diline pelesenk eden, demokrasinin yıldızı bir başbakanı olduğunu da… O başbakan Kuzey Afrika’da çıkan olaylara “halkın sesine kulak vermek gerekir” desin. Kankası Kaddafi’yi bile, Batı’nın baskısıyla yerden yere vuruversin. Bu başbakanın partisinin iktidarın en güçlü adayı olarak girdiği bir seçim hayal edin. Bu başbakan seçim için yaptığı onlarca, yüzlerce mitingde, karşısındaki binlerce, onbinlerce insana mezhepleri yuhalatsın, siyasi rakiplerini düşman, kendisini eleştirenleri darbeci, protesto yapanları illegal örgüt olarak göstersin. Polis müdahalesiyle ölen emekli bir öğretmen olan Metin Lokumcu için “Biri ölmüş, üzerinde durma gereği duymuyorum” diyebilsin. Gözleri Muaviye baksın ama dilleri Ali söylesin, kulakları ise alkıştan başka hiçbir şey duymasın. Duyma gereği hissetmesin. İnsani hiçbir değeri olmasın, kalmasın… Ve çıksın “biz tüm ülkeyi, tüm vatandaşlarımızı kucaklıyoruz” diyebilsin. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

AKP: Hedef 2023

Seçim Yazıları Serisinin ilkini iktidar partisi AKP’ye ayırdık. Kasım 2002’den beri tek başına iktidarda olan ve bu seçimde de tek başına iktidar partisi olacağı neredeyse kesin olan AKP 2011 Seçim Beyannamesi‘ni Türkiye Hazır, Hedef 2023 başlığı ile açıkladı. Bu dönemi de çıraklık, kalfalıktan sonraki ustalık dönemi olarak ifade ediyorlar. Seçimi kazanmak, iktidar olmak gibi stresleri yok. Özgüvenleri yüksek, her seçim döneminde olduğu gibi agresif bir tanıtım politikaları var.

Malumunuz seçime giren partiler Seçim Beyannamesi adı verilen genel bir vaad listesi ve ana başlıklar halinde genel politikalarını açıklarlar. Seçim Beyannamesi işi garip bir iş Türkiye’de. Bolca lakırdı, bolca edebiyat. Kimse de okumuyor elbette. Ülkede seçimler halen daha mitinglerle, mitinglerde bağıra çağıra polemiklerle, sokak aralarında gezdirilen bangır bangır – hepsi de berbat olmak koşuluyla- müzik çalan araçlarla ve her elektrik direğine asılmak için milyon TL harcanan bayraklarla yürüyor. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Cak Cak Sakız Çiğneyen Prenses

Ankara’da, Devlet Tiyatrosu’nda, protokolde, en önde, oyuncuların gözü önünde sakız çiğneyerek oyun izleyen bir vatandaşımıza, tiyatro oyuncusu tepki göstermiş. Öncelikle oyun sırasında kaş göz işaretleri ile birlikte sakız çiğneme taklidi yapmış. Daha sonra da oyunu durdurarak “Bir şey sorabilir miyim, bu ne şimdi?” diyerek, yine sakız çiğneme taklidi yaparak tepki göstermiş. Sonradan anlaşılmış ki, bu tiyatro oyuncusu her akşam performansını sunarken, oyunun bir bölümünde, ön sırada oturanlara spontane gelişen monologlarla takılır, oyununun bir parçası olarak arz-ı endam edermiş.

Ama asıl fenası, daha da sonradan en önce sakız çiğneyerek oyunu izleyenin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın kızı Sümeyye Erdoğan olduğu anlaşılmış. Sümeyye Hanım bu olay karşısında gülüp geçmek ya da utanıp sıkılmak yerine kalkıp oyunu terketmiş. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Gereğinin Yapılması Talimatı

İbrahim Tatlıses vurulup da hastaneye kaldırılınca başbakan aramış hastaneyi. Gereğinin yapılması talimatını vermiş. Nasıl bir talimatsa artık bu, eğer verilmeseymiş doktorlar “önce bir kayıt yaptırın, onların verecekleri formla laboratuvara gidip kan tahlili yaptırın, sonra onu alıp başhekim yardımcısının odasında Leyla Hanım var, ona onaylatın, sonra film çekicez, onun için de şurdan sıraya girin, röntgen filmini de alıp bize gelin, bir bakalım durum neymiş.” diyeceklerdi herhalde. Ölümden döndü başbakan sayesinde adam.

Daha önce de Aslantepe Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena Stadyumu (breh breh isme bak) inşaatı açmaza girince verilmişti bu talimat. Kayıp oğlunu arayan acılı bir annenin feryadını dindirmek için de verilmişti sanırım. Sel bastı Ağrı’yı, gene verildi. Dolmuşcular ayakta yolcu almanın cezasına itiraz ettiler, hemen verildi. Sürekli veriliyor. Nasıl bir devletsek anasını satayım, emniyetinden, sağlığına, diplomasiden, spora, kültüre sanata, yapılması gereken ne ise, onu yapmak bile talimat gerektiriyor. Hem de öyle bürokrat, teknokrat da değil, bizzat başbakan verecek. Yoksa gereken yapılmıyor. Yapılmaz.

Fazlasını Oku

Ergenekon Ciddi Bir Meseledir

Başbakan’ın bir bloga hakaret davası açması uykularımı kaçırmaya devam ediyor. Olası bir suçlama karşısında iyi niyet göstergesi olarak bu paragrafı yazma fikri oluştu kafamda. “Ben değiştim” Hatta, yetmez diyenler için: “Değişerek geliştim.” Ülkenin başbakanı, yani söylediği her cümle vakf-ı idaresi altındakiler için ölümcül emirler arasında sayılan birisi için bu cümleler 30-40 yıllık siyasi ve ideolojik altyapısını, o altyapının emrettiği vecizeleri geçersiz kılabiliyorsa; el’garip dea için de hafifletici hatta salıverilme sebebi olabilmeli. Yetmez derseniz, tutuksuz yargılanmaya da fitim. Haberiniz olsun. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Gömleğim Beyaz, Yakası Kolalı

CHP’de yaşanan Deniz Baykal skandalının ardından büyük bir coşkuyla göreve başlayan Kemal Kılıçdaroğlu, mazbatasını almasının 3. günü olan bugüne kadar o denli eleştirildi ki, insan “lan süpermene ihtiyacınız vardı da, Tayyip’in orda işi ne?” diye sormadan edemiyor.

Adam daha koltuğa mabadının izine bırakamadan partide hiçbir şey değişmediğine, boş vaadlerde bulunduğuna, söylemlerinin popülist olduğuna dair tonla eleştiri yapıldı.

Elbette mevzubahis siyaset olduğunda, bu tarz eleştirilerin mesnedi hakkında yorum yapmak yersiz. Zaten siyaset dediğimiz şey de bu temeller üzerine kurulu. Eleştireceksin, küçümseyeceksin, kabullenmeyecek, yerli yersiz hakaret edeceksin. Formülü basit.

Lakin, Mehmet Ali Ilıcak isminden münhasır, tek titri Kemal Ilıcak ve Nazlı Ilıcak çiftinin oğlu olmak olan eski medya patronu ve 37 ekran televizyon tedarikçisi şahsın twitter üzerinden başlattığı Etro gömlek konusu, her türlü bayağılığı kabul edebileceğimiz siyaset çerçevesi için bile bomboş duruyor.

İlk etapta gömlek 350 TL idi, bir ara 350 Euro oldu, şimdi 500 TL’ye bağladılar. Hatta bir tanesi 495 TL’lik gömlek diye işaret etmiş. Kredi kartına 6 ay taksit bile var. Big Sale…

Şurdan girelim, bu adam yıllarca devletin en üst dereceli memurlarından birisi olarak çalıştı. SSK Genel Müdürlüğü yaptı. Bugün SSK’ya işimiz düşse, bu adamın 6-7 kademe altında çalışan sikindirik bilmem ne şefi, bilmem ne amirinin önünde el pençe divan durursunuz abi. SSK Genel Müdürü’nü Okul Müdürü mü sandıydınız?

Hadi onu geçtim, ee zaten milletvekili adam, tonla maaş alıyor. Takip bile edemiyorum artık 10.000 filan olmuş mudur?

Yauv, hadi yılmadım, onu da geçtim; kendimi ayrı tutuyorum, daha 1-2 senedir iş hayatında olan bir Ulvi karakteri bile bugün milyarlık takımlar, göynekler, pantullar alabiliyor kendine. Kemal Kılıçdaroğlu’nun alması neden garip? Haksız mıyım?

Havuzlu villalar, milyon dolarlık gemicikler, ABD’de alınan burslar vesaireler milyon kere gündeme gelmiştir de, bu kadar yaygara kopmamıştır soktuğumun ülkesinde. FirstLady’nin milyarlık türbanlarına, Fransız markaların ayakkabılarına döktüğü avrolara, köşkün restorasyonu sırasında bir tanecik bardağa yüzlerce avro saçılmasına ses etmeyen, edemeyen, ettirilmeyen kıtalar; gömlek edebiyatı yapıyorlar. Pes!

Son söz, Kemal Kılıçdaroğlu ile mucizevi bri değişiklik olmayacağını öngörecek kadar biliyorum bu ülkeyi, lakin, dur lan, 2 günlük Genel Başkan üzerinden “Bundan cacık olmaz, teneke bu teneke” demek te, hiç iyi niyetli bir tavır değil. Aklınızı alırım, efendi olun!

Fazlasını Oku