Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

“Ananı da al git büyükelçi”

Türkiye Cumhuriyeti'nin ve Cumhurbaşkanı'nın Almanya temsilcisi Başbakan tarafından kalabalık bir güruhun önünde azarlanıyor. Başbakan'dan aldığı gazla bu kalabalık güruh Devletin resmi temsilcisini yuhalıyor. Hem de iki kez. Sonra bu devlet terbiyesi, yol yordam görmemiş Başbakan Cumhurbaşkanlığına oynuyor. Birilerinin de kemikleri çok fena sızlıyor.

Bir berber, bir berbere

Günlerdir saçlarımı kestirmeyi düşünmeme rağmen, hatta ne günü lan haftalar oldu, çok meşgul, çok bi' bokmuş gibi bir türlü fırsat bulup da kestiremiyorum. İnsanın kendisine ait bir uzvu kısaltmak için başka birisine ihtiyaç duyması, üstüne para vermesi ne kadar acı bir şey yarabbi. Bir de insan yaratılmışların en mükemmeli mavrası var tabi. Yahu bir saçını bile kesemiyor kendi başına. İlla gidicek berbere, sıranın gelmesini bekleyecek, sıra gelmedikçe önündeki sehpadan Posta, Takvim, Güneş gibi abidik, gubidik gazetelere okuyacak, haspelkader sıra gelince de elin herifinin saçlarına makas darbeleri vurmasını aynadan izleyecek. O rezil durumda yapacak bir şey olmadığından mütevellit "ne kadar da güzel oynuyor lan herif makasla" diye de iç geçirecek. Vallahi rezalet.

Bir site: GK!com

FasulyedenKom olarak, imkan ve şeraitlerinden bolca faydalandığımız internet bokunun içinde, boktan çok bokçu kıvamında yeralan milyonlarca gerzek sitenin arasından takdire değer, kendisine biçtiği varoluş amacının hakkını veren web sayfalarını tanıtmak istiyoruz. Bu web sayfalarının ilki olarak da www.gencligiminkatilisin.com'u seçtik. Helal bize !!

Aziz Yıldırım fenomeni

Kabul edersiniz ya da etmezsiniz ama Fenerbahçe bu ülkenin en canlı, kanlı olgularından bir tanesi. Olgu diyorum çünkü Fenerbahçe asla sadece bir spor kulübü değil. Kimileri için bir hayat demekse ve bu kimileri hayatlarının en orta yerine koyuyorsa, kimileri için de nefret sebebi ve akıtılacak bir yığın irin..

Gitmek zor iş

Siz ne kadar hayatı anlamlandırmaya çalışsanız da dünyanın bir köşesinde anlamsızca şeyler size inat olmaya devam ediyordur. Bazen gerçek; göründüğü gibi olmamakla birlikte, gerçeğin göründüğünden daha gerçek olduğu zamanlar da vardır. Anlamsızdır, saçmadır. Ama bir şeyler oluyordur işte. Ufak bir odada bitti her şey. Belki anlamsızdı. Ya da anlamlıydı da kimse anlamlandıramıyordu. Kim bilir?...

Fasulyeden olan, biten…

Çok sevgili okuyucular, pek sevgili ziyaretçiler, gün geçtikçe elimizde tutabildiğimiz çakıl taşlarının sayısı azalırken elbette FasulyedenKom adını verdiğimiz bu mecrada bu azalımlardan üzerine düşeni fazlası ile alacak. Gün geçmiyor ki "eğer yatırılması gereken bir elektrik faturası söz konusu ise sikerim fasulyedenkom'u" virüsü yeni bi beyin hücremizi işgal etmesin.. Hatta dönüp de seyreylediğimiz yolun başlangıç noktasına baktığımızda farkediyoruz, sayısı her geçen gün artan 'satılmış' beyin hücrelerimiz sayesinde hayat gittikçe zorlaşırken, kendimize verdiğimiz sözlerin yerine getirilme mutluluğu bir piç edasıyla sahneyi terketmeye başlıyor.

Biz tribüncüler

Futbol kimileri için spordan çok daha fazlası, bizim için de öyle. Günümüzün, ömrümüzün çok büyük bir kısmını bir topun peşinden koşan 22 adamın değil o adamlardan 11 tanesinin giydiği formanın, o formadaki renklerin peşinden koşmakla geçiriyoruz. Bu karşılıksız ve çok büyük ölçüde anlamsız sevdanın mantığını sorgulamadan hem de. Bu mantığı sorgulayanlara da çok fena gıcık oluyoruz, en nefret ettiğimiz soruların başında "Bu adamlar mı doyuruyor senin karnını" sorusu geliyor.

Umutluyuz Hocam

Kate'nin cümlesini tamamladım. Fabrika önerilerimizi teker teker geri çevirmişti. Bunu anlattı Lars'a. Sonra "bu yüzden" dedi, ve bekledi son heceyi uzatarak. Ben de "umutsuzuz" dedim. Lars gülmeye başladı. Eliyle omzuma 3 kere dokundu gülüşü şiddetlenirken. Çok Türk gibi geldi birden gözüme. Özellikle kulaklarının arkasındaki kıllar bir İsveçli'den beklemeyeceğim kadar çoktu. ‘Kıllı Orta Doğulular' da kafamızda yer edinmiş bir yanılsamaydı. İsveçliler de kıllıydı. Batı kompleksini yenen bir doğulu olma yolunda ilerliyordum!

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?