Bir kült olarak Cevahir Alışveriş ve Yaşam Merkezi

30 Mayıs 2014 gecesi saat 22:30 sularında yine ambulans sesleri ile inliyordu Cevahir Alışveriş Merkezi… Bu sesler Dünya’nın 6.büyük AVM’si için son 2 yılda, 4.intiharı ilam ediyordu.

Aramızdan ayrılanları, Gezi Olayları disiplini içerisinde alt altta yazmak ekolünü sürdürürsek,

30 Mayıs 2014 Hakan Burak Erkoca (25)
29 Ağustos 2013 Çağla Demir (22)
20 Temmuz 2013 Ayşegül Annakaya (31)
25 Mart 2012 Ümit Büyükçolak (33)

aramızdan ayrılmak için bu AVM’yi mekan olarak seçtiler ve tüketimin arasında, parkelerde bıraktılar son kanlarını. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Güzel olan ne varsa…

Güzel olan ne varsa -ki çok azlar aslında- öldürüyorlar.

2 yaşında bir bebek kalıyor geriye, bir daha hiç gülmeyecek gözleri yaşlı bir kadın.

Bir bir,

Bir gün hesabı sorulmazmış gibi..

Öldürüyorlar…

Hepimizi…

Seçilmiş katillerin atanmış katilleri!

Fazlasını Oku

Ölüm Üzerinden Siyaset Yapalım

Türkiye gibi kaderciliğin, biat etmenin, dizini kırıp oturmanın makul; sorgulamanın, şikayet etmenin, hesap sormanın, “yeter” demenin ise hainlik sayıldığı bir coğrafyada yaşıyorsanız, kitlesel ölüm haberleri izlemenin asla sonu gelmiyor.

Herhalde gelişmiş bir ülkenin ortalama bir vatandaşına son bir kaç yılda yaşadıklarımızı anlatsak, yani nasıl desem, kaçakcılık yapan köylülerin savaş ucakları ile bombalandığını, patlayıcı yüklü araçların ilçe merkezlerinde, hatta başkentlerde patladığını, ülkenin en büyük kentinin en işlek caddelerinde doğalgaz patlamaları olduğunu, zorunlu askerlik görevlerini yerine getiren 20’li yaşlarındaki askeri tecrübesi olmayan gencecik çocukların cephane patlamasında paramparça olduğunu, ülkenin en büyük ve muhtemelen en çok para kazandıran tersanesinde hemen her gün bir kaza yaşanıp tersane işçilerinin 3’er, 5’er öldüğünü, yine ülkenin en büyük şehrinin en kozmopolit ve işlek meydanına komşu küçücük bir parka yapılan hafriyat müdahalesini engellemek için sokağa çıkan barışcıl eylemcilere yapılan hayvani müdahalelerin tırmandırdığı olaylarda gencecik çocukların kah silahla, kah gaz bombası fişeği ile, kah sırf göstericiler hükümeti eleştiriyor diye delirip aracıyla gösterici ezen partililer tarafından öldürüldüğünü söylemeye kalksak mesela, adam der ki “siz nasıl bir lanetin tesiri altındasınız böyle?” (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

SIGMIYORUZ Dünyaya, Dar Geliyor…

DOĞUM

Derler ki, insanlardan önce ruhları yaratılırmış ve evrenin uzak diyarlarında bekleşirmiş ruhlar. Sırası gelen ait olduğu bedene yollanırmış sonra.

Maç keyfimizi iyice kaçırdılar. Son yıllarda pek maç izlediğim söylenemez. Sadece goller ya da iddia oynadıysam karşılıklı gol olana kadar. Sebepleri malum.

Cumartesi gecesi maçlarını maçkolikten takip ettim, havalar geç kararmaya başladığından, “ulaan saat 8, maç vardı sahi ilk yarısı bitmiştir” meraklıyla bakıldı sadece. Eve gelince ligtv.com.tr’den hızlı hızlı golleri özet geçtim. Onlarda da mesela sadece merak ettiğim ve dilendiğim adamlar gol attıysa. Maç özetine bile tahammülüm yok.

Galatasaray maçındaki Umut‘un golü ve akabindeki Bebeto sevinci. Tesadüf işte, 1 gün önce Galatasaray tribünlerinin sevilen ismi Güven‘in oğlu olmuştu. Dedim caps alır yollarım, hem de yeni transfer adaşımı kutlamış olurum. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Metin Lokumcu’nun Katilleri’ni Unutmayacağız!


Bir ülke hayal edin. Bu ülkenin, ileri demokrasiyi diline pelesenk eden, demokrasinin yıldızı bir başbakanı olduğunu da… O başbakan Kuzey Afrika’da çıkan olaylara “halkın sesine kulak vermek gerekir” desin. Kankası Kaddafi’yi bile, Batı’nın baskısıyla yerden yere vuruversin. Bu başbakanın partisinin iktidarın en güçlü adayı olarak girdiği bir seçim hayal edin. Bu başbakan seçim için yaptığı onlarca, yüzlerce mitingde, karşısındaki binlerce, onbinlerce insana mezhepleri yuhalatsın, siyasi rakiplerini düşman, kendisini eleştirenleri darbeci, protesto yapanları illegal örgüt olarak göstersin. Polis müdahalesiyle ölen emekli bir öğretmen olan Metin Lokumcu için “Biri ölmüş, üzerinde durma gereği duymuyorum” diyebilsin. Gözleri Muaviye baksın ama dilleri Ali söylesin, kulakları ise alkıştan başka hiçbir şey duymasın. Duyma gereği hissetmesin. İnsani hiçbir değeri olmasın, kalmasın… Ve çıksın “biz tüm ülkeyi, tüm vatandaşlarımızı kucaklıyoruz” diyebilsin. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Öleceksin

Geçenlerde şu popüler sosyalleşme sitesi var ya, orada bir video paylaştım. Video da Pir Sultan’ın bir deyişinin modern sayılabilecek yorumu. Şimdi ona bağlantı verip konuyu dağıtmak istemiyorum. Onu başka bir yazıda ele alırız bir gün.

Videoyu paylaşırken altına not düştüm, “mezarım Sivas’ta olsun.” diyerek. İşte benim bazen böyle pis bir huyum oluyor, ki biliyorum aslında çok insanda var bu durum. Kafamda bir cümle kuruyorum, arkasından ona bağlı bir cümle daha kuruyorum, onu zincirleme cümeleler takip ediyor. Ama lafa üçüncü hatta bazen dördüncü cümleden giriyorum. Tabii insanlar ilk bir kaç cümleden haberdar olmadıklarından lafın sonunu tek başına söyleyince saçma oluyor. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Hele bir de sen yoksun ya…

“ölüyorum tanrım
bu da oldu işte.

her ölüm erken ölümdür
biliyorum tanrım.

ama, ayrıca, aldığın şu hayat
fena değildir…

üstü kalsın…”

(Cemal Süreyya – Üstü Kalsın)

İri kemikli Dellez, okulların kapanmasıyla birlikte soluğu bizim memlekette alırdı. Ve bu yaz kuraklığı misali uzun soluklu ziyaretlerinden birinde de yanında Grup Vitamin kasetleri ile gelmişti. O an, eminim şahsi matriximde dalgalanmaya sebep olmuş, bir iki ajanı huysuzlandırmıştır. Kaç richtere tekabül ediyor tam olarak kestiremiyorum ama, bünyeye aldığım bol vitamin, artçılarıyla birlikte hayatımda ciddi bir deprem etkisi yapmıştı. O yazın nerdeyse tamamını bu nezih insanların neşeli şarkılarını dinleyip, ezberleyerek geçirdik. Güzeldi…

“POP müziğin sevilen gruplarından Grup Vitamin‘in elemanlarından Gökhan Semiz, Bakırköy’de önceki akşam geçirdiği trafik kazasında öldü. Semiz’in içinde bulunduğu ve Mustafa Kemal Kölelioğlu’nun kullandığı 34 HKU 37 plakalı otomobil, Bakırköy Sahil Kennedy Caddesi’nde kontrolden çıkarak kenardaki demir korkuluklara çarptı. Semiz hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını yitirirken Yeliz Şirin (21) ve Çiğdem Tuncer (22) de yaralandı. Kazayı yara almadan atlatan sürücü Kölelioğlu’nun alkollü olduğu gözaltına alındığı bildirildi.”

(18 Ocak 1998 Bir kısım medya)

Benim o gün haberim olmadı aslında. Bir sonraki gün okuldan gelmiş, muhtemelen günlük izlediğim dizilerden birinin başlamasını bekliyordum. Kanalları değiştirirken denk gelen haberlerde o vardı. Gökhan Semiz‘in yeşillere bürünmüş tabutu ve üzerinde camel paketi.

Mazinin dibine yapışan Rüstem Batum Show’ un o şuursuz jeneriğindeki gibi (bence durumumu en sade ama en gerçekçi şekilde tasvir ediyor) biri beynimi seri halde tokatlıyordu sanki. Çok üzülmüştüm. Ama öyle böyle değil. Gözlerimin hızlı bir şekilde dolduğunu hatırlıyorum. Baya sürdü. Hala sürüyor. Kötüydü…

Ve;

“Bu sabah yine her sabahki gibi
sıkıldım İstanbulda
moralim bozuk ceryan kesik
hele bir de sen yoksun ya
çok yazık…”

(Grup Vitamin – İstanbul’da)

Gökhan öldü. Grup Vitamin efsane olarak kaldı.
Az bir süre sonra kısa camel’a başladım. (Sigaraya değil ) Japonlara sattılar; o da öldü. Bir efsane olarak kaldı.

[audio:Istanbulda.mp3|titles=İstanbul’da…|artists=Grup Vitamin]

Fazlasını Oku