Euro 2008 ve dikişsiz toplar

Avrupadaki tüm liglerin teker teker bitmesiyle artık gözler Euro 2008’e çevrilmeye başlandı. 6 sene aradan sonra milli takımın da uluslararası bir turnuvada yer almasıyla ülkedeki ilgi daha bir yüksek haliyle.

Takımların analizi, milli takımın şansı, kimlerin favori olduğu gibi konulara girmeyeceğim. Sadece dünya futbolunun gidişatındaki ilginç bir çıkmaza dikkat çekmeye çalışacağım.

Son yıllarda özellikle Avrupa’da savunma futbolunun öne çıktığı bir gerçek. Son Avrupa şampiyonu Yunanistan ve Dünya şampiyonu İtalya’nın ortaya koyduğu savunma ağırlıklı futbol günümüzde bu oyunda kazanmanın yolunun artık savunmadan başladığını gösteriyor. Futbolun ilk ortaya çıktığı zamanlarda kalabalık forvetlerden zamanla orta sahayı kalabalık tutmaya dönüşen, son yıllarda ise dörtlü savunmanın olmazsa olmaz olduğu bir değişim içerisinde futbol. Bu değişimin altında çeşitli dinamikler yatıyor olabilir. Bireysel becerilerden ziyade daha çok takım oyunu oynama eğilimi bu dinamiklerin başında gelebilir. Bunun yanısıra bu değişimi futbolun gelişimi olarak da nitelendirebiliriz. Sonuçta insanlar oynadıkça bu oyunda farklı kombinasyonlar yapılabileceğini, farklı teknikler geliştirilebileceğini keşfetmişlerdir.

Öte yandan futboldaki endüstriyelleşmenin de özellikle son yıllarda bu değişimde inanılmaz bir katkısı olduğunu yadsıyamayız. Bu kadar büyük paraların döndüğü, takımlar için kazanmanın neredeyse her şey olduğu ve büyük kazançların söz konusu olduğu bir endüstride, savunma futbolunun “öncelikle kaybetmeme” düşüncesinden türediğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla dünya futbolunun sürüklendiği savunma futbolunun temelinde aslan payının endüstriyel futbol olduğunu görebiliriz.

Oyunun ruhu ve seyir zevki açısından bu durumun aslında futbolseverleri çok da memnun ettiğini söyleyemeyiz. Kazanma hırsı oyunun estetiğini bozuyor. Yunanistan Avrupa Şampiyonu olurken hepimizin televizyon başında uykusu gelmedi mi? Futbolu futbol yapan ve dünyada bu kadar çok tutulmasını sağlayan en önemli öge “gol” ulaşılması zor bir olgu haline geldikçe futbola ilgi dünyada ne yöne kayacak, nasıl etkilenecek merak içerisinde izlemekteyim.

Öte yandan endüstriyel futbol kendi bindiği dalı kesmekte olduğunu farketmiş olacak ki, kalecilerin işini zorlaştıracak, forvetlerin işini kolaylaştıracak toplar icat etmeye devam ediyor. Futbol topunun meşin yuvarlak olmaktan çıktığı çok oldu. 2006 Dünya Kupası resmi topu teamgeist’tan sonra şimdi de onun abisi europass üretildi. Temel özelliği; dikişlerinin olmaması sayesinde havada sürtünmesinin daha az olması ve neticesinde daha hızlı gitmesi. Kalecilerin hoşlanmayacağı bir durum doğal olarak. Gerçi gol olmasını kolaylaştıracak olsa bile oyunun geneli açısından estetik ve dinamiğine ne kadar katkıda bulunacağını zamanla göreceğiz.

Sonuç olarak futbol nereye gidiyor ilgiyle takip etmekteyim. Önümüzdeki şampiyona da bu gidişatın önemli bir mihenk taşı olacak. Nasıl bir sonuç ortaya çıkacak hep beraber göreceğiz. Dünyanın en güzel oyunu olması sebebiyle kitleleri peşinden sürükleyen futbol aynı nedenle kapitalizmin ağına düşmüş durumda. Tabii ki kapitalizm de salça olduğu herşeyi mahvetmekle beraber futbolun estetiğini daha ne kadar bozacak, estetiği ve ruhu kaybolan futbol daha ne kadar ilgi çekecek, endüstriyel futbol kendi bindiği dalı mı kesecek? Bu soruların cevaplarını bu turnuvada bulabilecek miyiz? İzleyelim, görelim…