Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Demsiz girilmez

Hayatın girdaplarından bir an olsun çıkıp alkolün girdabına dalacağız Siktir ol git 2004 diyerekten.. Kan, terör, savaş, irtica, satılmış medya, yozlaşmış tv'ler.. 2005 sen de böyleysen eğer tornistan etmenin tam…

Beleşçiliğin püf noktaları

Beleşçiliğin püf noktaları..Nasıl beleşçi olunur ? Yoksa olunmaz doğulur mu ? Her yiğidin harcı mıdır ? Bu yazı dizisi hayata beleşçilik penceresinden bakan bir faninin klavyesiyle yazılmaktadır..Yalnız öncelikle şunu söyleyeyim..Bu dünyaya girmek için önce vicdanınızı, ahlaki duygularınızı vestiyere bırakırsanız sevinirim..Burası beleş dünya burda etik yok..

Haydi çizgi film izleyelim

Türkiye sanırım çizgi filmle bizim kuşakta tanıştı. Yani genel anlamda, kitlelere yayılması bizim kuşakta oldu. Televizyonun tek kanal olduğu dönemleri hayal meyal hatırlıyorum. Sadece TRT-1 vardı. Bir de Voltran izlediğimizi hatırlıyorum. Hayatımızda görmediğimiz bir hayal dünyasının içinde bulmuştuk kendimizi. Düşünsenize, hayatında ilk kez çizgi film gören kaç çocuk, aklına çizgi romanları getirip "Şerefsizim aklima gelmişti benim!" dememiştir ki!

Kırmızı ve Lacivert

Boğazın iki yakasının yıllardır buluştuğu bir randevudur Fenerbahçe - Galatasaray maçları .. Sarı bir zemin üzerinde Kırmızı ve Lacivert noktalar ve bu noktalarda hayatın anlamını arayan milyonlarca futbol sevdalısı... Ağlatan,…

Ya ölünce ne olacak?

Herşeyi yazmak mümkün.. Ama neye yarar?.. Eğer anlamlı bir sonuç beklenecek olsa,yazmak gibi,herşeyi yapmak da mümkün.. Ama bizi bütün bunlardan alıkoyan birşeyler var.. İlki basit bir soru Neden? Yazınca ne olacak?.. Yapınca ne olacak?..

Sus konuşma, savaş hiç olmadı!

Ece Temelkuran'dan vizyona yeni giren Yazı-Tura filmi ve bir savaşın yarasını taşıyanların hayatları hakkında bir yazı.. Okunası.. Güneydoğu'da savaşan iki gencin öyküsünü anlatıyor Yazı - Tura filmi... Erkeklik mitinin karnını deşiyor, acıyı efendi gibi anlatıyor..

Köşe yazarları mı? Yazarköşeler mi?

Her köşede bir yazar olması zorunluluğunu kendilerine gazetecilik şiari edinmiş aynı havayı soluduğumuz yazı işleri müdürlerini burdan tenkit ediyorum.. İlla kadın köşe yazarlarımız da var bizim demek için sokakta ilk gördüğün dişiyi kolundan tutup ' al sana köşe,ot yaz bok yaz netten çal yaz regl yaz hayali sevgililerini yaz ama yaz ' tarzı bir telkine tabi tutulduklarına inanıyorum..

Toplumsal cinnet ve medya

3. Sayfa cinayetleri gazetelerin olmazsa olmazlarından durumda uzun yıllardır. Artık bu durumu iki güzel giyimli, güzel konuşan sosyologun çıkıp yaşamsal sıkıntılar arasında boğuşan toplumun cinnetin eşiğine geldiği martavalları ile bile açıklama gereği duymuyoruz. Çünkü 3. sayfaları hepimiz çok yakında yaşıyoruz ve bu durumlarda entellektüel zırvalar ile daha da çekilmez kılmak istemiyoruz. Cinnetin, şiddetin, kanlı bıcağın, ateş alan av tüfeğine bu kadar alıştık alışmasına da medyamızın (medyamız mı? nasıl yani medyamız?) kendi yarattığı bu 3. sayfalar arasında ne denli kirlendiğinin farkındamıyız?

Felluce’yim ben

Felluce'yim ben... Yıkık, harap, mağrur ve asi... Medeniyet denilen arsız yalanın tekzibi... İşgale uğradım, yağmalandım, kana bulandım. Evlatlarım ceset ceset yatar caddelerimde... ...dünyanın gözleri önünde... Sofrasında yer aradığınız bir ziyafetin zor lokmasıyım. Barbarların istilası karşısında Şark'ın nefs - i müdafaasıyım.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?