Birleşin!

Kürt kimliği üzerindeki baskıları kaldırdığın için,

Ülkeyi bir şantiye sahasına çevirip, duble yollar, viyadükler, köprüler, alt geçitler yaptığın için,

Türk Ticaret Kanununda yaptığın köklü değişiklikler ile ticareti teşvik ettiğin için,

Özel sektör ve teşebbüslerine verdiğin destek ile sermayeyi güçlendirdiğin, devletin denetleyici olduğunun altını çizdiğin için,

Türk sporuna, özellikle tesisleşme konusunda verdiğin üstün hizmetler için,

Olimpiyat Stadı gibi bir garabeti yapan senden önceki hükümetlere, TT Arena’dan,

Anadolu’daki birçok stada kadar cevap verdiğin için,

Ordunun, askerin demokrasilerde ve siyasette yeri olmadığını en sert biçimde muhalefet ettiğin ve engellediğin için, (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Ah CHP, Vah CHP

Seçim yazıları tadında kurguladığımız seriyi CHP ile devam ettirecektik, nefesimiz yetmedi. Bari seçim öncesi düşündüklerimizle seçim sonu ortaya çıkan tabloyu; bu tablonun getirilerini götürülerini koyalım ortaya. CHP özeti olsun bu.

Öncelikle, CHP Deniz Baykal yönetiminde girdiği son iki genel seçimde, sırasıyla %19,39 ve %20,88 oy alarak ikinci parti olarak çıkmıştı. AKP karşısında yaptığı muhalefet hiçbir zaman etkili sayılmadı. Ne seçmenine, ne seçmeni olması gerekenlere umut vermedi, veremedi.

Baykal’ın kaset skandalı, Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa gelmesi, gelir gelmez kucağında referandumu bulması, ardından Önder Sav tasfiyesi, hopp genel seçim. Hepsi yaklaşık 1,5 yıl içerisinde oldu. CHP gibi hep ağır kalmış, hep ağırdan almış bir parti; Kılıçdaroğlu gibi tecrübesiz bir partici için müthiş baş döndürücü bir trafik. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

12 Haziran Seçimleri

12 Haziran Seçimleri yaklaşırken, siteye özel bir bölüm mü açsak? Hani olur ya gazeteler, haber siteleri filan yapar. Seçim Özel, Türkiye’nin Seçimi, Seçim 2011 vs. Bu özel bölümde günlük olarak seçim haberlerini derleyip, kendi meşrebimizde yorumlarız; Tayyip Erdoğan şunu dedi, Kılıçdaroğlu cevap verdi, Tayyip topa sert girdi, Bahçeli ip salladı filan…

Gerçi daha ortamın yeni yeni kızıştığı dönemde bile 3-5 ciltlik malzeme var, yetmezmiş gibi daha bunun 180 tane mitingi, 75 tane gafı, 3-5 tane de seks kasedi var; ee bizde ki miskinlik de malumunuz, bahar da geldi gelecek (ne zaman gelecek lan sahiden?) yetişir miyiz bu tempoya diye korku salıyor içimi. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Gömleğim Beyaz, Yakası Kolalı

CHP’de yaşanan Deniz Baykal skandalının ardından büyük bir coşkuyla göreve başlayan Kemal Kılıçdaroğlu, mazbatasını almasının 3. günü olan bugüne kadar o denli eleştirildi ki, insan “lan süpermene ihtiyacınız vardı da, Tayyip’in orda işi ne?” diye sormadan edemiyor.

Adam daha koltuğa mabadının izine bırakamadan partide hiçbir şey değişmediğine, boş vaadlerde bulunduğuna, söylemlerinin popülist olduğuna dair tonla eleştiri yapıldı.

Elbette mevzubahis siyaset olduğunda, bu tarz eleştirilerin mesnedi hakkında yorum yapmak yersiz. Zaten siyaset dediğimiz şey de bu temeller üzerine kurulu. Eleştireceksin, küçümseyeceksin, kabullenmeyecek, yerli yersiz hakaret edeceksin. Formülü basit.

Lakin, Mehmet Ali Ilıcak isminden münhasır, tek titri Kemal Ilıcak ve Nazlı Ilıcak çiftinin oğlu olmak olan eski medya patronu ve 37 ekran televizyon tedarikçisi şahsın twitter üzerinden başlattığı Etro gömlek konusu, her türlü bayağılığı kabul edebileceğimiz siyaset çerçevesi için bile bomboş duruyor.

İlk etapta gömlek 350 TL idi, bir ara 350 Euro oldu, şimdi 500 TL’ye bağladılar. Hatta bir tanesi 495 TL’lik gömlek diye işaret etmiş. Kredi kartına 6 ay taksit bile var. Big Sale…

Şurdan girelim, bu adam yıllarca devletin en üst dereceli memurlarından birisi olarak çalıştı. SSK Genel Müdürlüğü yaptı. Bugün SSK’ya işimiz düşse, bu adamın 6-7 kademe altında çalışan sikindirik bilmem ne şefi, bilmem ne amirinin önünde el pençe divan durursunuz abi. SSK Genel Müdürü’nü Okul Müdürü mü sandıydınız?

Hadi onu geçtim, ee zaten milletvekili adam, tonla maaş alıyor. Takip bile edemiyorum artık 10.000 filan olmuş mudur?

Yauv, hadi yılmadım, onu da geçtim; kendimi ayrı tutuyorum, daha 1-2 senedir iş hayatında olan bir Ulvi karakteri bile bugün milyarlık takımlar, göynekler, pantullar alabiliyor kendine. Kemal Kılıçdaroğlu’nun alması neden garip? Haksız mıyım?

Havuzlu villalar, milyon dolarlık gemicikler, ABD’de alınan burslar vesaireler milyon kere gündeme gelmiştir de, bu kadar yaygara kopmamıştır soktuğumun ülkesinde. FirstLady’nin milyarlık türbanlarına, Fransız markaların ayakkabılarına döktüğü avrolara, köşkün restorasyonu sırasında bir tanecik bardağa yüzlerce avro saçılmasına ses etmeyen, edemeyen, ettirilmeyen kıtalar; gömlek edebiyatı yapıyorlar. Pes!

Son söz, Kemal Kılıçdaroğlu ile mucizevi bri değişiklik olmayacağını öngörecek kadar biliyorum bu ülkeyi, lakin, dur lan, 2 günlük Genel Başkan üzerinden “Bundan cacık olmaz, teneke bu teneke” demek te, hiç iyi niyetli bir tavır değil. Aklınızı alırım, efendi olun!

Fazlasını Oku

2009 Bütçe Açığı: 15 niree, 43 nireee?

Hükümetin ekonomik programını çok beğeniyorum. Tayyip Erdoğan’ı Allah başımızdan eksik etmesin, neydi o beylik cümleleri, hah, Cumhuriyetin 80 yılda yapamadığını, AKP hepitopu 7 senede yaptı. Bu tablo karşısında şapka çıkarması gerekirken tırıvırı yapan mantıktan ve izandan yoksun bir kitle var. Onları kınamaktan başka ne gelir elden? “Son Osmanlı: Yandım Tayyip” sinemalarda, gidin izleyin işte…

Konuyu nereye getireceğim; 2009 yılı bütçe görüşmelerinin oldukça afaki, gerçek dışı rakamlarla kabul edildiği yönünde CHP’nin çok ciddi bir muhalafeti vardı. Tamam CHP kötü bir muhalefet partisidir, böyle kabul edip geçelim. Lakin bütçe görüşmelerindeki muhalefetini birebir takip etmiş birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, on numara direndiler, hükümeti akl-ı selime davet ettiler. Hatta global bir krizin kapıda olduğunu, krize karşı önlem alınması gerektiğini, bu iyimser rakamlarla bu işin yürütülemeyeceğini, sanal bir refah yaratılmaması gerektiğini ısrarla belirttiler.

Tabii ki mevcut TBMM yapısı içinde bu söyledikleri herhangi bir anlam ifade etmedi. Toplum zaten bütçe görüşmesiyle filan ilgilenmiyor. CHP yine kötü bir muhalefet partisi olduğuyla kaldı. Ötesi olmadı.

245225

Şimdi biraz o günleri hatırlayalım. 2009 yılı bütçe görüşmelerinde, tüm aksi iddialara ve muhalefete rağmen hükümetin bütçe açığı tahmini 15-16 milyar lira civarındaydı. 2009’un neredeyse sonuna geldik, ilk 10 aylık periyotta devletin bütçe açığı ne kadar olmuştur? 15 milyar lira? 20 olabilir mi? 30 mu yoksa?

Değil efendim. 2009 için 15 milyar lira öngören hükümetin aksine, daha yılın bitmesine 2 ay varken bütçemiz 43.2 milyar lira açık verdi. Yani 2008’in ilk 10 ayında verdiğimiz 4,8 milyar lira açığa kıyasla %785 artış gösterdi.

Detayları buradan okuyun. Ben haber sitelerini ziyaret edip hükümetin ekonomik poltikalarını öven yorumlar yapmaya gidiyorum.

Fazlasını Oku

Devletin Zirvesinde Gizli Kamera

Herkesin aylardır takır takır yazdığı, çizdiği, yorumladığı Kürt açılımı konusunda kelime üretmek dahi gelmiyor içinden. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti deyip duruyoruz ya, bu süreç o koskoca Türkiye’nin nasıl bir zihniyetin elinde olduğunu ortaya koydu resmen. Bahsettiğim zihniyet sadece iktidar değil, bilfiil, her şeyi ve her yanıyla yönetici erki. Buna muhalafet, hatta tüm unsurları ile TBMM’de dahil.

Aylar önce Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın peşpeşe yaptığı ABD ziyaretleri sonrası Çankaya’dan peşisıra açıklamalar gelmişti “Tarihi fırsat kaçıyor” diye. Bu fırsatın ne olduğu, nereye kaçtığı hala daha belli olmamakla birlikte, Kürt açılımı olarak ortaya çıkan, demokratik açılıma evrilen süreç resmen bu söylemle başlamıştı diyebiliriz.

Şimdi, iktidar şöyledir, muhalefet böyledir, açılım şurdan sakattır, burdan elzemdir diye ortada hasıl olan kakofoniye destek çıkacak değilim. Ne mecalim var bunun için, ne de arzum. Benim derdim böylesine kritik bir mevzuda bile bir araya gelemeyen iki liderdir. İktidar lideri ile anamuhalefet lideri, yani Türkiye’nin en kritik politikacılıları aylardır görüşecek mi görüşmeyecek mi diye kilitlendik, izliyoruz.

Onla tek şartta görüşürüm, telefonda görüşmem, mektup yazdım, daha gelmedi ki, müsaitseniz hayırlı bir iş için gelicez, televizyonda görüşürüm, kamera olmaz, kameraman olmaz, robot kamera koyalım, gizli kamera şekli yapalım… Eytereah beh! Gizli çekim porno mu lan bu kadar tantananın altındaki sebep?

Bu mudur arkadaşım sizin ülke yönetme biçiminiz? Bu mudur kritik meseleleri ele alma, ülke gündemini şekillendirme yolunuz, yordamınız? İlkokul çocuğu gibi atışma konusunda üstünüze yok biliyoruz, zerre de utanmıyorsunuz da, etrafınızda 50 tane danışman fink atıyor; bir tane mi akıllı bir adamınız yok?

Vallahi delirdim sonunda. Adam makam odasına gizli kamera koymuş yahu hahaha, öbürü de kamera beni şişman gösterir diyor, başka da bir şey demiyor.

Fazlasını Oku

Çakma Veritas’ın Seçim Hüznü

Veritas Latince gerçek anlamına gelen bir kelime. Harvard Üniversitesi’nin mottosu. Aynı şekilde, Türkiye’de de Bilkent Üniversitesi’nin ambleminde -İngilizce versiyonunda- kendisine yer bulur. Gülen Cemaati’nin resmi yayın organı Zaman ve omurgasız haberciliğin ağababası Cihan Haber Ajansı bünyesinde oluşturulan bir araştırma servisinin de kısa adı aynı zamanda. Uzun adı Cihan Veri Toplama ve Araştırma Servisi olan kuruma kısaca Veritas diyor şakirtlerimiz. Başarılı bir kelime oyunu aslında. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku