Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Bir Fethullah Gülen filmi… Bu yaz… Sinemalarda…

Birkaç gündür gündem malum, Taraf Gazetesi'nde yayınlanan, Genelkurmay Başkanlığı Haraket Dairesi Üçüncü Bilgi Destek Şube Müdürlüğü (Yani düşün kaç tane var bu birimden) tarafından hazırlandığı ve Ergenekon'dan tutuklu bir albayın evinden çıktığı iddia edilen "İrtica ile Mücadele Eylem Planı" isimli bir belge. Bazı yerlerde de "AKP ve Fethullah Gülen'i bitirme planı" olarak geçiyor. Doğru mudur yanlış mıdır, böyle bir evrak sahiden var mıdır bilemeyiz elbette. Bilmemiz de mümkün değil. İşbu sebeble kesin hükümlerden ziyade bu konu ile ilgili hissettiklerimi ifade etmek durumundayım. Öncelikle söz konusu belgenin bilgisayarından çıktığı idda edilen albayın avukatı, arama sırasında olay yerinde avukat bulunmadığını, kanıtların hukuken geçersiz olduğunu ve evrağın sahte olduğunu iddia etti. Ardından Genelkurmay kendi içerisinde yaptığı soruşturmada böyle bir evrağın olmadığını, karargah tarafından böyle bir araştırma yapılmadığını belirtti. Emir-komuta zinciri dışında bir araştırma yapılmış olup olmayacağı sorusunu da "hakaret kabul ederim" diye cevapladı. Burası malumunuz elbette, öyle bir evrak olsa bile "Ya evet vardı aslında, ama valla kötü bir niyetimiz yoktu" demeyeceklerdir.

Rahat Uyu Hocam!

Siz! İçinizde beslediğiniz, büyüttüğüz, tam yerinde, tam zamanında kustuğunuz o arsız nefretin esiri olanlar! Kim bilir, gözleriniz yeri kesiyordur şimdi, başınız önde, eğik. Ya da, o kadar da uzun boylu değil, kim bilir, ölçüsüzlüğünüzün, dengesizliğinizin ve hepsinden vahimi, bunu zerre önemsemiyor olmanızın getirdiği o alçak tebessüm yerleşmiştir o nurlu yüzlerinize. Artık daha az kız çocuğu okuyacak, artık daha çok kız çocuğu kendisine tecavüz edenin koynuna imam nikahı ile sokulacak diye mutlusunuzdur belki de. Evet, evet! Belki de, biz farkında değilken, biz alabildiğine uzaktan seyrederken hayatı, siz o denli büyüttünüz o yerin dibine geçesice nefretinizi. Kimbilir, belki de biz varız sırada, hepimizi gömecek kadar coşkulu, hepimizin arkasından gülecek kadar iğrenç durumdasınız ya, biz de bekleyelim keser döner, sap döner diye.

Ya siz ulan! Ya da biz! Ama muhakkak birimiz!

Habervaktim.com diye bir internet sitesinin haberi. İnsanlıktan nasibini almamış, alabildiğine yobaz, alabildiğine nefret dolu bu internet sitesi Vakit Gazetesi'nin internet cenahı. Daha önce yüzlerce kere yaptıklarını Prof. Dr. Türkan Saylan’ın Ergenekon soruşturması kapsamında evinin aranması konusunda da yaptılar. Türkan Saylan kanser tedavisi görüyor. Kemoterapi’nin orta yerinde. Doktorlar durumunun çok ciddi olduğunu vurguluyor. Tedavinin bir neticesi olarak hocanın saçları dökülmüş. Ve saçlarını bir başörtüsü ile kapatıp çıktı basının karşısında. Peki habervaktim.com adlı internet sitesini hazırlayan, annesiyle ilgili bazı sorunları olduğundan şüphe duyduğum -alabildiğine- müslüman (!) editörler ne yaptı?

Kapatma davaları ve getirdikleri

Yargıtay başsavcısının açtığı kapatma davası bugüne kadar olan kapatma davaları içinde en kritik karar olarak tarihteki yerini alacaktır. Bunun vicdani muhasebesi bu davanın taraflarını derinden sarsacak kuşkusuz. Bu davanın o kadar fazla görülen ve görülmeyen sebep ve sonuçları var ki, böyle bir şey ancak bizim kültürümüze özgü olabilir. Yavaş yavaş başlayalım:

Laik elitlerden AKP’ye kapatma davası

Minor Asia ülkesinin iktidar partisi Atalet ve Kuluçka Partisi’nin (Yazının devamında AKP olarak bahsedilecektir) kapatılması davasıyla ilgili olarak söylenecek söz bulamamak gibi bir sorunum var. Ne düşüneceğimi, ne söyleyeceğimi, ne yazacağımı bir türlü bilemiyorum. AKP’den nefret etmekteyim. Ve ülkenin geleceği açısından bu iktidardan, zihniyetten bir an önce kurtulmanın gerekliliğini her fırsatta söyleyenlerdenim.

Başka bir pencereden türban meselesi

dea tarafından kaleme alınan bir önceki yazı sonrası yorumlar aracılığıyla yapılan tartışmaya katılmak yerine yeni bir yazı yazmamın sebebi bu yazıda olayın başka yönlerine de değinecek olmam ve yorum olmak için fazlaca uzun olması. Türban meselesinin dini, sosyal, siyasi, hukuki ve hatta ekonomik boyutları bile var. dea, yazısında meseleyi özellikle dini ve sosyal boyutu ile ele almış, ben de şu ana kadar yapılan eleştirileri tenkit edip, şu sıralar yapılmak istenen değişikliklere de değinerek sorunun diğer yönlerine bakacağım.

Türban ve özgürlük üzerine

Ve yine bir türban çıkışı ile karşı karşıyayız. Türban konusu yine gündemimizin orta yerinde, çünkü başka derdimiz yok. Çünkü tüm dünyayı 2 günde kevgir eden bir ekonomik durgunluk tehlikesi yok. Asker konuşunca borsa düşüyor diyenlerin borsa tepetaklak iken önceliği türban, samimiyetinize sokayım. Tabii neden tekrar şimdi olduğunun sebeblerini iyi irdelemek gerekiyor.

Fazıl Say’a küfreden Müslüman olsa…

Fazıl Say, ülkesi ile, ülke gündemi ile yakından takip ettiği gelişmeler ışığında içinde bulunduğumuz ya da içinde bulunacağımız durumu kendi bakış açısıyla değerlendirip, bu ülkeden gidebileceğini ima ederek büyük bir tartışma başlattı. Doğru ya da yanlış, yerli ya da yersiz, ne olursa olsun, bir sanatçının içinde yaşadığı toplumla ilgili endişelerini dile getirmesi gerekmektedir. Bir aydının susması ihanettir.

Yangın yeri

Bugün 2 Temmuz 2006 ve biz Sivas'ta, Madımak Otelinde diri diri yakılan aydınlarımızı rahmetle; onları yakan, yaktıkça çoşan, çoştukça hayvanlaşan yobazları da nefretle anıyoruz. yaşamak bu yangın yerinde hergün yeniden ölerek zalimin elinde…

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?