Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Kurtuluş Mücadelesinin Yerel Kongreleri

Geçen haftalarda başladığım alıntı sözlere (yazılara) bu hafta Bülent TANÖR ile devam ediyorum. Oldukça sık başvuracağımız bir aydın olan Tanör ortaya koyduğu eserlerle Anayasa Hukuku geçmişimize ve Devrim Tarihi incelemelerimize…

Bu bir Emrivakidir!

Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed…

Ordular ilk hedefiniz: Google’dır; İleri!

Dün zilyon tane haber sitesine yansıyan bir haber vardı. Habere göre Atatürkçü Düşünce Derneği, Atatürk'e ve Kemalizm'e hakaret eden bir sitenin Google Sites hizmetinden faydalanması sebebiyeti ile Google'a erişimin engellenmesi için mahkemeye başvurmuştu. ADD'nin resmi web sayfasında konuyla ilgili bir açıklama olmadığı için, bu haberlerin mutlak doğruyu yansıtıp yansıtmadığından emin değilim. O yüzden yazıyı "Eğer doğruysa..." ekseninden götüreceğim. Elbette aksi yönde bir haber ya da açıklama gelmesi durumunda bunu belirtmemiz hiç te umrumuzda olmayan basın meslek ilkelerinden birisi. Misal ADD aslında Google'un değil de, sadece o sitenin kapatılması için talepte bulunmuş olabilir, o durumda yazının bir bölümü hükmünü yitirir tabii.

Çanakkale Geçilmez!

Ne ortaokul çocuklarına verilen dönem ödevleri, ne liseli kızlara okutulan hamaset dolu şiirler, ne tarikatların kitleler halinde gezileri ve o gezilere eşlik eden ebesini ak sakallı dedeler kovalayan embesil hoca'ül rehberler... Bu savaşın, bu zaferin, bu mücadelenin, bu varoluşun tek bir anlamı var, milyon anlam içinde. O da büyük önderin Anzaklara yazdığı mektupta saklıdır. O mektup ki, bugün Avustralya'da, Yeni Zelanda'da o büyük önder için anıtlar yapılmasına sebep olmuştur. Gerisi laf-ü güzaftır... Anlayabilen için de, anlayamayan için de...

Anayasa’nın hangi maddesi?

Bilindiği gibi, AKP ve onun sirayetini keramet kabul eden güruhu, fırsat buldukça, yedire yedire derler ya hani, işte aynen o şekilde Anayasa'nın değiştirilemez hükmündeki ilk 3 maddesinin aslında değiştirilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Bu zaman zaman Anayasa Mahkemesi Başkanı oluyor, zaman zaman AKP Grup Başkanvekili oluyor, kimi zaman, ne bileyim Tokat milletvekili, Muğla milletvekili falan filan. Türkiye'nin daha iyi bir anayasa hakettiğini düşünmekle birlikte; ilk 3 madde ile ilgili nasıl bir problem var anlayamıyorum. Yani yine bilindiği gibi AKP'nin yol haritasını çizenlerin, çizmekle mükellef olanların sıklıkla dillendirdiği gibi kendileri laikliğe karşı değiller, hatta laikliğin Türkiye'deki teminatı pozisyonundalar. Kaleye yakın, dikine oynamayı seven, golü koklayan...

Kemal

Hakimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hakimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk Milletinin hakimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hakimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hakimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehal olacaktır. Burada içtima edenler Meclis ve herkes meseleyi tabii görürse, fikrimce muvafık olur. Aksi takdirde, yine hakikat usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. M. Kemal Atatürk

Ezberler bozulsun… Mustafa!

Benim için çok önemliydi. Bir filmi daha önce hiç bu kadar merakla beklememiştim. Günler, saatler geçmek bilmedi adeta. Her yerde, her haberde, bir satır da olsa bir şeyler aradım Mustafa ile ilgili. Önce Frankfurt'ta gösterildi, sonra Antalya'da ve geçtiğimiz gece İstanbul'da galası yapıldı. Bugün de gösterime girdi. İlk günden gittik. (1907 sağolsun) Filmle ilgili beklentimi hangi seviyeye indirgeyeceğime bir türlü karar veremedim. O yüzden bu yazının ruhiyatı da aynı şekilde olacaktır. Çünkü kendi bilgi birikimime göre izlersem beklentilerimin çok altında kalacağını zannediyordum. Tabuların yıkılması adına izlersem hangi tabuları yıkacağımızı da açıkçası merak etmekteydim. Hayatının her anı ayrı bir olay olan adamın hayatı iki saatte nasıl verilecekti? Hangi kısımlar eksik kalacak veya üzerine düşülmeyecek, ya da tam tersi üzerinde çok ama çok fazla durulacak ya da her şey sıradanlaştırılıp belli bir sıkışık kompozisyon içinde mi servis edilecekti? Açıkçası kafamda onlarca soru gidip gelmekteydi.

Can Dündar’dan yeni belgesel: Mustafa

Birçok başarılı belgeselin yapımcısı olan gazeteci Can Dündar, Mustafa Kemal'in ölümünün 70. yıldönümünde yeni bir belgeseli izleyicinin beğenisine sunuyor. Yapımın adı "Mustafa", yazan ve yöneten Can Dündar ve müzikler Goran Bregoviç imzalı. Belgesel için Cumhurbaşkanlığı ve Genelkurmay'ın özel arşivleri açılmış; Atatürk'ün Selanik'te doğup, Dolmabahçe'de son bulan hayatında gittiği her yere gidilmiş, içinde bulunduğu mekanlardan çekimler yapılmış ve söylendiğine göre Gazi'nin bugüne kadar hiç görülmeyen fotoğraflarına, özel mektuplarına, notlarına ulaşılmış.

Buram buram Dolmabahçe Sarayı

Daha önce yazdığım şu yazıda Topkapı Sarayı izlenimlerini paylaşmış, yazının sonunda Dolmabahçe izlenimleri ile devam edeceğim demiştim. Kültür ve tarih yazı dizisi gibi oldu, değişik oldu, güzel oldu bence. Ahan da Dolmabahçe yazısı ile devam ediyorum. Öncelikle Dolmabahçe Sarayı’nın önünden trilyon kere geçmiş, hatta Dolmabahçe tarafındaki kale arkasından Beşiktaş Kapalısı’nın sesini bastırmaya çalışmış birisi olarak birgün olsun “lan girsek mi içeri” tarzı bir yaklaşımda bulunmamış olmaktan dolayı utanç duyduğumu belirterek başlayayım.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?