Evrenin Ölçüleri

Bu aralar, biraz da tükkandaki işlerin azlığından olsa gerek, Evrenbilime dalmış durumdayım. Okudukça okuyası geliyor insanın, neticede uçsuz bucaksız bir derya olduğundan bir türlü bitmiyor öğrenilecek şeyler.

Konuyu tetikleyen, geçenlerde internette gördüğüm bir haberdi, şuradan ulaşabilirsiniz. Üşenenler için özet geçeyim, dünyaya 16 ışıkyılı uzaklıkta keşfedilen Gliese 832C gezegeni, şimdiye kadar keşfedilenlerin içinde Dünya’ya en benzeyen gezegen. Dünya’dan benzemek nasıl oluyor, bu benzerlikle ilgili bir çok kriter var. Gezegenin kütlesinden tutun da, bunun sebep olacağı yerçekimi ivmesi değerine; atmosfer durumundan zartuna zurtuna burada saymaya üşendiğim bir sürü kriteri bir araya getirip verdikleri puan Gliese 832C için 0.81 olmuş. Puanlama 1.00 üzerinden ve bu 0.81 şimdiye kadar alınan en yüksek puan. Yani bize sadece 16 ışıkyılı uzakta bir adet kolonileştirilebilir bir gezegen olabilir, ve bu durum takdir edersiniz ki heyecan verici. Bu kadar yakında bulmayı beklemiyorlardı sanırım. (16 ışıkyılı mesafeyi günümüz teknolojisiyle kaç yılda gidebileceğimiz bilgisini de meraklılar hesaplasın) (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Sanal Alemin Aktroller’le İmtihanı

İddia ediyorum, bu adamların bu ülkeyi bu kadar parmağında oynatabilmelerinin en büyük etkenlerinden birisi, ellerindeki medya gücü. Kabulümdür, bu ülkenin insanı çoğunlukla muhafazakârdır, sağcıdır; bu kültürde lider kültü büyük önem taşır. Bunlara eyvallah, ama son zamanların moda deyimiyle, kitlelerini bu kadar “konsolide” şekilde birarada tutmalarındaki en önemli silahları da medya. Tekerleği keşfetmiş bir edayla söylemiyorum, parti tabanlarının büyük çoğunluğu hayatı medyanın sosyal olanından değil ulusal olanından takip ediyor.

Bu sayede istedikleri gibi at koşturuyorlar biraz da. Misal, müşaviri Soma’da Madenci tekmeliyor. Sen, ben bunu sosyal platformlarda fotosuyla, videosuyla görüyoruz. Ama Anadolu’da Hikmet emmi bundan haberdar olmuyor. Olduğunda da, Soma’ya dışarıdan gelen TGB’li eylemci Müşavir’e saldırdı diye öğreniyor. Misal, Cemevi’nde cenazede olan ve olaylarla uzaktan yakından alakası olmayan Uğur Kurt’u öldürüyorlar. Ama kendi tabanlarına eylemciler birbirini vurdu diye anlatıyorlar. 10 yaşındaki çocuğu gözaltına alacak kadar insanlıktan çıkıyorlar, ama bunu da “çocuğu olaylardan korumak için kenara çekiyorlardı” falan diye yutturmak istiyorlar. Bunlar son bir kaç günün aklıma gelenleri, listeyi fasikül fasikül uzatabiliriz. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Porno Site Kontrolörü Aranıyor

(Ref:PORN31XXX)
İlan Tarihi: 04/05/2011
Şehir/Ülke: Ankara / Türkiye
Personel Sayısı: 50

Genel Nitelikler:
Alanında en az 50 GB tecrübe sahibi,
Temel Brazzers eğitimini tamamlamış,
İleri derecede Youjizz, Youporn, Xvideos bilgisine sahip,
Video kategorilerini anlayabilecek derecede İngilizce sahibi (milf, threesome, swallow vs.)
Russian Institute konusuna hakim,

İş Tanımı:
Ülkemiz internet kullanıcılarını ahlaka mugayir, muzır neşriyattan uzak tutmayı amaç edinmiş BTK bünyesinde kurulacak Porno Site Tetkik Kurulu bünyesinde çalışmak isteyen, Sabah 8 Akşam 5 porno film izleyebilecek, porno sonrası pişmanlık sendromu yaşamayacak, esnek kategorizasyon şartlarına uyum sağlayabilecek (yani yeri gelir gay olur, yeri gelir bbw olur, mideniz kaldırır mı yani?), prezantabl (şart değil), devletin ahlak üzerine ahkam kesebilme hadsizliğini içselleştirmiş, devletim de devletim diyen, sansür zihniyetini ve faşizanlığını çatır çatır savunabilecek Site Kontrolörleri aranmaktadır.

Fazlasını Oku

Blogumu Elletirim ama Vermem

Bu siteyi ısrarla okuyan bir insan olarak, internet dünyasına uzak olmadığını tahmin ediyorum ey sevgili okur. Haliyle, iki gündür devam eden #blogumadokunma mevzusundan da haberdarsındır haliyle.

Yuotube, fizy, google falan derken sıra blogger’a da geldi. Her internet sitesi bir gün sansürü tadacaktır şiarından hareketle, kullanım listesinin tepesinde ne kadar site varsa, hepsini sırayla kapatıp kapatıp açıyorlar. Bu seferkinin sebebi de digiturk denen heyula çıktı, iyi mi?

Ya bakıyorum sanal ortama, feysbuku olsun, tivitırı olsun, protesto gırla gidiyor, #blogumadokunma ve #digiturk maddeleri ülkemizin en çok hit alan maddeleri arasında görünüyor mesela. Ee, sonra? Cevabını vereceklerini bilsem, arayıp digiturk’a sorasım var, “Abilerim, haftabaşından beri kaç kişi üyeliğini iptal ettirdi acaba?” diye. Şurada kırk kişiyiz, birbirimizi biliriz, çoğunuz üyeliğinizi iptal falan ettirmeyeceksiniz. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Viva la Chuck Norris

Hepimiz ergen yıllarımızda o “vurdulu kırdılı” diye tabir edilen dövüş filmlerinden izlemişizdir. Ben hatırlıyorum, hele de ilkokul yıllarımda çocuk aklımda çok severdim. Tabii o yıllar, Bruce Lee’nin ölümünün üzerinden 15 sene geçmiş, hâlâ televizyonda filmleri oynuyor, ama yine de eski popülerliği yok. Meydan Jean-Claude van Damme’a kalmış, tam da patlamaya başladığı yıllar hatta. Ara sıra televizyonlarda Bruce Lee filmlerine denk geliyoruz, ama çoğunlukla van Damme filmleri veriliyor, ve sinemalarda oynayanlar da gene onun filmleri.

Dediğim gibi, ergenliğe kadar bu tip filmlere az çok ilgi duymuş bir insanım. Ama mesela, bir Chuck Norris denildiğinde aklımda ne canlanır? Bugüne kadar hiç bir filmini oturup da başından sonuna kadar izlemişliğim yoktur. Hatta gözümde dövüş filmlerinin ikinci sınıf aktörlerinden birisidir. Ve hatta, dost meclislerinde muhabbeti şimdiye kadar filmleriyle değil, hep Atilla Atasoy’a olan benzerliğiyle geçmiştir. Bruce Lee bir efsanedir, van Damme’ın kendi çapında bir ünü vardır, Jackie Chan mevzuya mizah katmıştır, Steven Seagal bile filmlerinin kötülüğüyle bu konuda gene adından söz ettirir. Ama Chuck Norris sanki onca filmi çekmemiş gibi pek ciddiye alınmaz bu mevzularda. Hep aşağılanır, hep hor görülür, hakettiği değer pek verilmez kendisine. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

İkra

İkra B’ismi Rabbike…

Yani “Rabbin(in) adıyla oku!” Böyle başladı son semavi dinin tebliği. Okumanın önemi, inen ilk emir olmasıyla vurgulandı İslam’da.

Sanırım benim yazılara giriş yapamama sorunum hâlâ devam ediyor. Gene çok alakasız bir yerden girdim konuya. Ve evet, Ramazan’da olmamızın da bir miktar etkisi olabilir bu durumda.

Konumuz okumak. Ya da daha özelinde, benim son zamanlardaki sorunum olan “okuyamamak”. Son zamanlarda bu durumdan çok rahatsızım. Kitap okuyamıyorum. Okurken zorlanıyorum. Uzun süre okumak yorucu oluyor. En ilgimi çeken konularda bile, bir kaç sayfanın ötesinde dikkatimi tekrar tekrar toparlamak, bazen aynı cümleyi arka arkaya bir kaç kez okumak zorunda kalıyorum.

Çevremdeki insanlara bakıyorum, hepimiz okuyan insanlarız. Levo’yu saymazsak tabii, adam kendisi diyor Cin Ali’den beri kitap açmadım diye. Övünerek mi söylüyor bilemiyorum, belki de durum tespiti yapıyordur sadece. Aslında ben pek inanmıyorum bu lafına, neticede senelerdir kitap okumayan birisinin hem ağzının hem kaleminin bu kadar laf yapabilmesi imkansız benim gözümde. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku