Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Edinburgh Gezi Notlari (Instagram endeksi ile birlikte)

Iyi bir gezgin degilim, olamadim. Ya da olmadim. Yani, yeni yerleri gezmek, yeni seyler kesfetmek, evet, kagit uzerinde guzel duruyor, yapsam nefis olur, isterim de ama yani ehh, olmasa da yasarim mutlu mutlu. Ingiltere’ye gelince biraz isteyerek, cokca da kendimi zorla motive ederek gunubirlik ya da 1-2 gunluk yerlere gitmeye cabaliyorum oldukca. Madem siteyi actik, gelin Edinburgh seyahatinden aldigim notlari paylasayim sizle. Edinburgh gezisini Ekim sonunda yapmistim, muhtemelen Kasim'da yazmis olmaliyim bu yaziyi da. Yazinin sonuna kucuk bir fotograf galerisi de ekledim. Buyrun, Edinburgh...

Antalya Fotoğrafları

Epeydir yeni bir fotoğraf galerisi eklemiyordum. Hele hele Antalya'yı bu kadar çok özlemişken, en azından arşivde dursun diyerek eklemek lazım. Birbirinden güzel Antalya fotoğrafları -ki Demre de var- daha önce çekilmedikleri bir açıdan, havadan, emrinizde:

Sonunda yaptık, Fenerblog.com’u açtık!

İlk bahsedeceğimiz yere en son karalıyoruz. FasulyedenKom tanrıları bizi affetmeyecek bu yüzden. Gerçi asıl ironik olan sitede son zamanlarda hasıl olan ataletin en büyük sebeplerinden birisi ile ilgili siteye yazı yazmak, ama onu da geç yazmak. Şeym on yu! Fenerbahçe üzerine söyleyecek sözü olan blogları bir araya getirme amacını taşıyan Fenerblog.com yayına girdi. Gerçi nerden baksan 3 gün önce yayına girdi. (Yayına girdiğinin 3. saniyesinden ta bugüne kadar siteye bu yazının yazılmasını bekliyor.) Amacımız Türk spor blogları camiasında birbirinden habersiz şekilde bireysel saflar tutan Fenerbahçeli blogcuları tek bir cephede toplayabilmek, safları sıklaştırmak, sonra da öteki mahalleler ile mevzu çıkarmak :)

6 Ekim IMF ve DB Direnişi

image-98B2_4ACBAC52 Saat 10 gibi çıktığım meydandan tünele kadar yürüdüm. Merak ediyordum; IMF ve Dünya Bankası karşıtı gösterilerin boyutu ne olacaktı, hangi gruplar katılacaktı, olay çıkacak mıydı... Şiddetten uzak renkli, müzikli, danslı Direnistanbul hareketine sempati duysam da hiçbir gruba aidiyet hissetmediğim için sadece 1 Mayıslarda sokakta olan limonlu tayfayı temsil ediyordum kendimce, içimde haykırma isteği ve coşkusuyla, karşı olmanın heyecanlı romantizmiyle... Sırt çantam, kapşonlum, babamdan kalma atkım ve elimde fotoğraf makinemle başladım İstiklal'in havasını solumaya. Meydan çevik kuvvet ve haberciler dışında henüz boştu, grupların lise önünde ve tünelde toplanıp yürüyeceklerini duymuştum. Önce renkli giysileri ve "başka bir dünya mümkün" yazılı dünya haritası balonlarıyla bayanlardan oluşan minik bir grup gördüm. Sonra "kaldıraç" yazılı kırmızı sancaklarıyla 30-40 kişilik grup geçti yanımdan. Liseye yaklaştığımda çevik kuvvet hazır bekliyordu yine, arkasında fena sayılmayacak bir kalabalıkla TKP ve ÖDP sancakları yanyana durmuş toplanıyordu. Direnistanbulcuların tünelde toplaştığını bildiğimden yürümeye devam ettim. Bu sırada turuncu sancaklarla bu sefer 30-40 kişilik Halkevleri geçti marşlarla.

Eski İstanbul

İşbu fotoğraf galerisi ile birlikte 1970’lerin İstanbul’una, o güzelim şehrin kimi zaman büyülü, kimi zaman buğulu, kimi zaman da hüzünlü atmosferini iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Bir nebze bile olsun, Nebil Özgentürk olmadığıma ve duygu yoğunluğu bakımından gerekli istidadı barındırmadığıma göre sunuş kısmını burada kesip, sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum. Hem de başbaşa mı, baş başa mı yazmam gerektiğini bilmeden...

Bir Facebook Yazısı Daha

Geçen sene yazdığım facebook yazısından sonra bir facebook yazısı daha göndermeye karar verdim. Normalde "facebook yazısı" mavi renkli olurdu ve o yazıya link verirdi ama vermiyorum çünkü sağ üstte arama kutusu var, oraya facebook yazıp arayın. Bunu neden yapıyorum çünkü dea uğraşmış, arama kutusu yapmış, muhtemelen site istatistiklerini incelerken kim ne için kullanmış diye bakıyor, görüyor ki kutu haftada olsa olsa dört beş kere kullanılmış, sonra hüzünleniyor, kafasını öne eğiyor ve hayatı sorgulayıp günü bir gotik gibi geçiriyor. Neyse, kısaca şunu demek istiyorum o yazıyı merak eden yazıp arasın.

Eee ama müstehak size!

Geleneksel San Fermin Festivali bu sene de yaz dönemi TV haberciliğinin güzide öğelerinden birisi oldu. Bu sene sürüden ayrılan bir boğanın saldırısına uğrayarak, boynundan ve akciğerlerinden boynuz darbeleriyle yaralanan bir kişi yaşamını yitirmiş. Her sene onlarca yaralı çıkarıyor festival ama daha önceki ölüm 1995 yılında yaşanmış. Ne diyeceğini bilemediğin zamanlarda en makulu babaanne tepkisidir bazen: "Ee ama müstehak size! Bak bak, manyaklara bak!"

İğrenç yayıncılık için tıklayınız…

Hurriyet.com.tr’nin günümüz haber alma telaşının neresine düştüğü hepimizin malumu. Türkiye’nin nerden baksan, en çok ziyaret edilen 5-10 sitesinden birisi. Amacı haber vermek. Hürriyet gibi köklü ve Türk basınında hayati öneme sahip bir gazetenin resmi web sayfası olması, kalite ve yayıncılık beklentilerini epey yukarıya çıkarmakta elbette. Lakin gazete olan Hürriyet’in durumu ortadayken, yani imam osurmakta bu bakar ısrarcıyken, web sayfasının rezillik deryasında attığı kulaçların hesabını tutabilmek gittikçe zorlaşıyor. “Seksi fotoğrafları için tıklayınız” yayıncılığının mihenk taşı olan bu sitenin bugün imza attığı rezilliği ise kelimeler tarif etmekte oldukça yetersiz kalıyor.

Likya Yolu

Fethiye’de başlayan, Antalya’da sonra eren; 52 Likya kentinden en önemli 19 tanesinin dahil olduğu; zaman zaman deniz kenarına indiğiniz, zaman zaman da 2300 metre yüksekliğe tırmandığınız muhteşem bir yoldur Likya yolu. Çok ilginç bir şekilde bu yolu 1999 yılında Kate Clow isimli bir İngiliz oluşturmuş. Tabii oluşturmuş derken, yaptığı o güne kadar birbirinden kopuk ve çoğu ilgi görmeyen irili ufaklı rotaları, üşenmeyip tek tek taşları işaretleyerek bir bütün haline getirmek ve ortaya bir harita çıkarmak. Daha sonra Garanti Bankası’nın sponsorluğunda rotayı belirleyen taşların yerine tabelalar koyulmuş, haritalar basılmış, kitaplar yazılmış. Ehh bize de endüstriyel trekkinge karşı Likya kültürü oluşturmak adına bu yazıyı hazırlamak düştü. İşte karşınızda dünyanın en güzel 10 yürüyüş rotasından birisi kabul edilen Likya Yolu.

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?