Milliyet Gazete Arşivi

Canarino başkan, Fasulyeden’de gördüm diyerek blogunda yer vermiş, ben de kendisinden görüp burada yer veriyorum. Bir nevi loop’a girmiş oluyoruz böylece. Geçtiğimiz hafta, kusma aparatı ve Maraton Almaty’yi takip eden bireyler olarak haberdar olduğunuz üzre, Milliyet Gazetesi 3 Mayıs 1950 ile 30 Haziran 2004 tarihleri arası gazete arşivlerini internete açtı. Türkiye için bir ilk olan bu uygulama sanırım ömrünü kütüphane köşelerinde geçiren yakın tarih araştırmacılarını çok memnun edecektir. Daha Fazlasını Oku

Eski İstanbul

İşbu fotoğraf galerisi ile birlikte 1970’lerin İstanbul’una, o güzelim şehrin kimi zaman büyülü, kimi zaman buğulu, kimi zaman da hüzünlü atmosferini iliklerinize kadar hissedeceksiniz. Bir nebze bile olsun, Nebil Özgentürk olmadığıma ve duygu yoğunluğu bakımından gerekli istidadı barındırmadığıma göre sunuş kısmını burada kesip, sizi fotoğraflarla başbaşa bırakıyorum. Hem de başbaşa mı, baş başa mı yazmam gerektiğini bilmeden… Daha Fazlasını Oku

Topkapı Sarayı’nın yalan kutsiyeti üzerine…

Cumartesi gecesi Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda dünyaca ünlü piyanist İdil Biret ve kendisine eşlik eden The Whitehall Orkestrası’nın konseri varmış. Konser bir şarap markasının sponsorluğunda gerçekleştirilmiş ve bu marka konsere gelen yaklaşık 2000 konuğa şarap ikram etmiş. Vakit Gazetesi’nin “Mukaddes avluda şarap küstahlığı” temalı “Bir ülke böyle yıkılır” başlıklı haberi etki yapmış olucak ki 100’e yakın Alperen Ocakları üyesi genç Topkapı Sarayı’nı basmaya gelmiş. Tekbir sesleri arasında “protesto” yapan grup, konser afişlerini yakmış, sonra da Topkapı Sarayı’nın önünde namaz kılarak dağılmış. Daha Fazlasını Oku

İstanbul: Since 1453

Son 2-3 yıldır kendimi Osmanlı ve İslam tarihi araştırmaları ile resmi tarihe verdim. Roman ya da onun bunun hikâyesini kaynak gösteren kitapları değil; ince eleyip sık dokuyarak, deli gibi araştırarak (ansiklopedi ve kütüphanelerden, web’den değil!) kendimce birçok sonuca vardım. Okudum, araştırdım, soruşturdum, gittim hocalar buldum, araştırmacılar buldum, sordum, sordum, sordum… En çok takıldığım noktalardan birisi hep İstanbul 1453 oldu. Daha Fazlasını Oku