Bursa-Beşiktaş Maçı Öncesi Olaylar

Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesini Dair Kanun onaylanınca ülke futbolunda dert, tasa kalmadı çok şükür. Futbolseverler birbirlerine hiç olmadıkları kadar saygılı. Futbolun kazanmak üzerine kurulu olmadığının, önemli olanın mücadele etmek olduğunun, her şeyden önemlisinin “adil oyun” olduğunun ayırdına vardılar. Polisimiz zaten AB standartlarında çok uzun zamandır. Namazında, niyazında hepsi. Copunu bir saldırı aracı değil, savunma aracı olarak kullanıyorlar.Valilerimiz, emniyet müdürlerimiz, kulüp yöneticilerimiz, federasyon görevlilerimiz filan, bir İsveç, bir Finlandiya standardını yakaladı. Futbol sevgi dolu, saygı dolu bir ortamda, güzel görüntüler eşliğinde oynanan bir haftasonu eğlencesi adeta… Çok şükür yaradana…

Dünya Şampiyonu

Fenerbahçe Acıbadem, ya da Fenerbahçelilerin deyimiyle “Armanın Gururu Sarı Melekler”, bugün Katar’da dünya şampiyonu oldu.

Hem de rakiplerine bir tek set bile vermeden.

Voleybol üzerine ahkam kesecek değilim. Söyleyecek çok sözüm yok o konuda.

Tek söyleyebileceğim, son dakikalarda gözlerim doldu. Maç bittiğinde dokunsan ağlayacaktım. Hepinize helal olsun. Verdiğiniz sözü yerine getirdiniz.

Şimdi sıra sizin için dış hatları yakmaya geldi!

İstanbul Emniyeti’ne Teşekkürler: İsabetli Vuruyorsunuz!


Sokak kavgalarında genellikle şartlar karşılıklı olarak eşittir. Sopa, levye, taş ve benzeri cisimlerden yararlanma olanağı her iki taraf için de mevcuttur. Bu şartlar altında, elleri, ayakları, kafaları ve ellerdeki materyalleri verimli kullanan ekip mücadeleden zaferle ayrılır. Mevzu bahis kavgalarda materyalleri edinme imkânının her iki taraf için eşit olduğunu göz önünde bulundurursak, adil bir mücadele sayılabilir.

Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’ndan sorumlu (güvenliği sağlamak için sorumlu olduğu söyleniyor) emniyet güçleri bu sene bizlere son derece öğretici “müdahalelerde” bulundu. Yazımın başında verdiğim enformasyonla ilgisiz derslerdi elbette bunlar. Gerek materyal, gerek mevki açısından bu öğretici dayaklara “mücadele” adını veremeyiz. Öyle bir fikrimiz, zikrimiz, niyetimiz de elbette yok, hâşâ… Sadece sokak kavgalarının nasıl bir şey olduğunu hatırlatmak için yazdım. Bu bilgilere ek olarak, “ağabeyler istedikleri şekilde döverler, el kaldırılmaz” kuralını da eklersek belki sokak kavgası statüsüne sokabiliriz yediğimiz dayakları. Zira güvenlik güçlerimizin, üniformaya girmeden önce sokak kavgası konusunda oldukça büyük deneyimler kazanmış olduğunu görebildik, cop darbelerini takriben kafalarımıza inen demir yumruklar sayesinde. Sadece Van Damme filmlerinde görebildiğim, gerçekliğinden şüphe duyduğum dövüş sanatı motiflerine tanık olmadım değil.

Bu açıdan, yarın bir gün, başıma bir şey gelmesi durumunda gücümü etkili kullanmak konusunda bana kattıkları için İstanbul Emniyeti’ne ben de çok teşekkür ediyorum.

Fenerbahçe Spor Kulübü de, her zamanki sağduyulu yaklaşımı gereği İstanbul Emniyeti’ne hiç zaman kaybetmeden teşekkürlerini iletti. Spor Kulübü olmanın gereği, çok sayıda spor dalında ülke sporunu bir adım ileri taşımayı hedeflemektir. Boks şubemizin şöhreti biliniyor. Buna ek olarak uzak doğu sporları konusunda çeşitli atılımlar gerçekleştirilebileceği geliyor aklıma. Anladığım kadarıyla şeref tribününden kale arkalarında ve maç sonu yaşanan “güvenliği sağlama” operasyonları dikkatle izlenmiş sezon boyunca. İstanbul Emniyeti’nin engin tecrübelerinden yararlanılacak gibi duruyor ileride. Amatör branşlara katkılarından dolayı İstanbul Emniyeti’ne teşekkür edilmesi son derece normal. Yanlış anlamayın.

Bilhassa şampiyonluğu kaybeden, fakat maç sonunda şampiyon olduğu için sevindirilen “çok tehlikeli” kimseleri maç çıkışında sıkıştırma konusunda Emniyet Mensupları gerekli hassasiyeti gösterdiler. Binlerce kişilik Migros Tribünü’nü tek çıkışa yönlendirip, daracık kapıdan sığmadıkları için yığılma yaşayan insanlara kadın-çocuk demeden müthiş bir hırsla girişmiş olan “güvenlik” güçlerine; sadece stad içinde değil, stad dışında da bıkmadan usanmadan “güvenliği sağlamak” misyonlarını yerine getirdikleri için de teşekkür edilmiş olabilir.

Özetle, meşakkatli hayat yoluna bizleri özenle hazırladığı için emniyet güçlerine şükranlarımı iletiyorum. Kulübümüz de taraftarına sunulan bu hizmet için minnettar.

Seneye yine yerlerimizde olacağız. Kah gülecek, kah ağlayacak, kah şakacıktan saha içinde sevineceğiz. Fakat çok içten söylüyorum, yeterince deneyim kazandık. Artık bu zorlu eğitimden alacağımızı aldık. Valla bak. O sebepten haddim olmayarak bir şey istiyorum. Biliyorum; hiç haddim değil, sade vatandaşım sonuçta yahu, farkındayım. Üniformalı falan olmadığım yetmezmiş gibi, bir de taraftarım, hem de çubukluyum.

Ama bi umut, isteyeceğim, affedin

N’olur artık bizi dövmeyin?

Oy Kambala Kambala!

Sene 2004 mü, 2005 mi bilmiyorum. Tek bildiğim alabildiğine basketbolla dolu dolu yıllar olduğu… Fenerbahçe‘nin hem lig, hem de haftaiçi oynadığı Avrupa Kupası maçları için İpekçi’ye yollanıyoruz. Müdavim denir ya, işte oyuz artık. Fenerbasket.com da ya yeni çıkmıştır ya da çıkmak üzeredir. Zira Avcılar’dan İpekçi’ye giderken sıklıkla kullandığımız Avcılar-Topkapı ve Topkapı-Zeytinburnu minibüslerinde bir Avrupa Kupası maçı dönüşü yoğrulmuştu fikri.

Avrupa maçları dediğime bakmayın, Euroleague filan yok daha o zamanlar. 100. yılda şampiyonlukla taçlanacak olan Aydın Örs devriminin ilk kıvılcımları çakılıyor. Biz de Fiba Avrupa Ligi’ndeyiz.

Yine o akşamlardan birisinde, İpekçideyiz. Rakip Unics Kazan. Salonda azla çok arası karışık bir seyirci topluluğu var. Ama ortam hakikaten çok güzel. Dedim ya; bu devrim yapılacak, bu savaş kazanılacak… O kadar belli ki bu, hepimiz biliyoruz, gözlerimiz çakmak çakmak, o derece biliyoruz hem de… Daha en başındayız yolun, ilk adımları atıyoruz. O güzel insana, Aydın Hoca‘ya inanmışız, “İnananlar Asla Kaybetmez” diye haykırıyoruz…

Salon çok değil ama bizim tayfa yine kalabalık. GFB filan da olmadığı için salonun komuta görevi ister istemez üzerimize kalıyor. Zaten coşkulu anlar dışında, tek bağıran kitle biziz. Neyin komutasıysa…

Daha sonraki yıllarda Fenerbahçe forması da giyecek olan Kaspars Kambala Kazan’da o sıralar. Biz artık makaraya sarmışız. Kendimizi eğliyor, İpekçi’nin tüm soğukluğuna inat, içimizi komikliklerle, şakalarla ısıtıyoruz. Nasıl oldu, ne ara oldu, neden oldu bilmiyorum, bir anda Türk tribünlerinin nirvanası, zirve noktası, mah-ı tabanı dökülüverdi dilimizden…

Oy Kambalaaaa Kambalaaaa…
Feneeeer koysun Kazan’aaa…
Şampiyonluuuuuk yakışırrrrr…
Bu büyük taraftaraaaa….
Hele loyy loyyy loyyyy…

Hem söylüyor, hem şaşkınlığımızı gizleyemiyor, hem de kahkahadan yerlere yatıyoruz. 2004 ya da 2005… Ne kadar çabalarsam çabalayayım, olmuyor, unutamıyorum bir türlü…

Adam boksör oldu ya la sonra?! Ohaa?!

forum.fenerbasket.com

Daha önce çıtlatmıştık. 8 Mart 2005’te yayın hayatına başlayan, 3 sene boyunca harika işler çıkartan, ancak Aydın Örs’e gösterilen vefasızlığın ardından kepenklerini indiren Fenerbasket.com tekrar geri dönmüş. Bir öncekinin aksine sadece forum olarak yola devam kararı alan Fenerbasket, ara verme kararı almalarını sağlayan vaziyette herhangi bir değişiklik olmadığını, mücadele etttikleri zihniyetin halen daha şubede ve kulüpte etkin olduğunu, halen daha şevklerinin kırılmış olduğunu ifade ettikten sonra, “‘Bu işi götürürüz’ diyen arkadaşlarımız vardı, engel olmak istemedik” diyorlar. Hoşgelmişler. Kalite ve üsluptan, her şeyden öte saf Fenerbahçelilikten ödün vermeden mücadeleye devam! Daha Fazlasını Oku

Dostluk 0-1 İtfaiye

Uçaktan indiğim an karşıma çıkan çöl sıcağı başlarda beni maçın havasına sokamasa da sonrasında gazeteci edasıyla siz Fasulyeden okurları için maçtan notlar almaya başladım. Maçın önemi malum sol vurgusu ve işçi kardeşliği olduğundan sahadaki futbolla alakalı bir şey demeye gerek yok; zira sahada futbol yoktu. Peki neler vardı bu atmosfer içinde gelin beraber kurcalayalım. Daha Fazlasını Oku

İsyan Ediyoruz!

Çoğunluğu kombine bilet sahibi Fenerbahçe taraftarları olarak;

Fenerbahçe Yönetim Kurulu’nun kale arkası tribün biletlerine biçtiği 55 Liralık fiyatı protesto ediyoruz!

Localara ve/veya diğer pahalı tribünlerin kombine fiyatlarına yapılacak küçük bir düzenleme ile, aynı maddi fayda elde edilebilecekken, “yadsınamaz bir Türkiye gerçeği” olan dar gelirli kitlelerin, 55 Liralık biletle Fenerbahçe’den koparılmasını protesto ediyoruz! Daha Fazlasını Oku