Orospu Çocuğu

” Orospu çocuğu olmak için ille de anasının orospuluk yapması gerekmiyor. Memlekette bu yüzden bu kadar çok orospu çocuğu var. Ama neden hepsi beni buluyor arkadaş ?!!! “

Kral Hüseyin

Yazın son günleri.

Nevi şahsına münhasır -aslında başlı başına bir yazı konusu olması gereken, adalet teşkilatında, böyle adamlar da kendine yer bulabiliyorsa, bu denli karamsar olmamak gerek dedirten cinsinden- lisede ve fakültede birlikte okuduğum bir arkadaşımla Kadıköy’ de buluşmuşum. Geçen 10 yılın kritiğini yapmış, Nazım’ ın sahnesinde panoramayı demli çay eşliğinde değerlendirmişiz. Veda vakti gelmiş. O, Giresun’ un muhtemelen ancak kendisine şirin ilçelerinden birine hakim sıfatı ile yollanırken, ben istikametimi “buradan iskeleye kayarım, atlarım vapura, ver elini Beşiktaş, sonra hooop İstiklal” şeklinde çoktan belirlemişim bile.

Vapura binmiş, yan tarafına oturmuşum. Normal şartlarda hazır sıcacık gün, boğazdan yana efil efil de esiyorken, son zerresine kadar sömürürüm söz konusu anı. Ama ben sinire kesmişim. Sektirmeye başlamışım ki bi, Offff. Hesapta içimden kalaylıyorum ama, yüzüme bakan, her halimden anlar nasıl bi aktivite içinde olduğumu. Gözler kısılmış, dişler alt dudağı alacak şekilde kilitlenmiş, mırıl mırıl mırıl dökülüyor. Bilenin bildiği yalın halim işte.

Bahsettiğim ruh haline bürünmemim sebebi ise, iş günlerinin telaşesinden uzakta, ipim kuşağım misali bindiğim vapur keyfimin içine edilmiş olmasından çok, içine eden şahıs ve ediş şekli.

Ayaklarımı korugan demirlerine yaslamış “Ulan hakket güzel şehir bu İstanbul. Nasıldı o şiir? Bi sengine acem mülkü fedadır. Gerçi İran’ ın da taşı daaşş oluyor aslında. Peeeh peeh…” düşünleri ile yolculuğumu devam ettirirken, yanımızdan hızla geçen yat çekiyor dikkatimi.

Söz konusu orca yavrusunu andıran cengaverin tepesinde, boğazın tek hakimiymiş edasıyla duran, şekil şemal itibari ile sözlüğün tam ortasında, cadde piçinin karşılığına denk gelen, elemana takılıyor gözüm. Ne o yarı tanrı duruşu, ne de temsil ettiği ziyanlara olan öfkem değil, “Ulan neden acaba?” dedirten bana. Hızla ve paralel geçerken sürekli bizlere, yani vapurun yanında oturanlara inat ve ısrarla bakıyor olması. Dikkatleri üzerinde toplamak isteyen bünye, biz ölümlüleri neden böylesine süzüyor diye merak ediyorum taaaaaam da.

Tam da o an anlaşılıyor herifçi oğlunun soru işareti. Zat belli bi süratle geçtikten sonra bi miktar dalga oluşuyor ve bu dalga denk geldiği yerde -ki 2 metre kareye filan tekabül ediyor-  her yeri, buna o esnada “0” noktasında oturmakta olan bayan ve donu da dahil, sırıl sıklam edip bırakıyor. Yolun kenarındaki su birikintisinin üzerinden bilerek hızla geçmenin çağdaş versiyonu ile karşı karşıya kalıp, piçlikte bu denli sınırların zorlanmasının şaşkınlığını attıktan sonra, yanımda oturmakta olanlarla birlikte küfretmeye başlıyorum. Ve durumu bence en güzel, Kral Hüseyin’ in o an kafamda beliren sözleri özetliyor;

” Orospu çocuğu olmak için ille de anasının orospuluk yapması gerekmiyor. Memlekette bu yüzden bu kadar çok orospu çocuğu var. Ama neden hepsi beni buluyor arkadaş ?!  “

Orospu Çocuğu” üzerine yorum

  1. altar’i ne yapip edip yurtdisina exchange gondermek lazim, gerekirse yeniden okula baslasin. bolca malzeme var, bunun gibi 3000 tane yazi cikarir. kiz cantasi tasiyan japon emo oglanlari, sacini kirmiziya, sariya boyatan cinliyi, 2 tane bira icip sarhos olunca yaptigi gerizekali hareketlerle ozgurlugunu ilan ettigini sanan avrupali zibidiyi gormesi lazim, tam altarlik. dunyada efendi adam 3 tane bilemedin 5 tane kalmis, a.k. ben bu dunyanin.

Yorumlar Kapalıdır.