Hopa Halkı Avukatları’nın Açıklaması

BASINA VE KAMUOYUNA

Bilindiği üzere 31.05.2011 günü Hopalıların demokratik taleplerini içeren basın açıklamasının arkasından gelişen hukuksuzluklar o günden itibaren artarak şeklinde sürdürülmektedir.

Olay günü gecesinden başlayarak Hopada tam bir insan avı başlatılmıştır. İlk baskın gece saat 123 sıralarında Hayde Cafe isimli bir işyerine yapılmış olup, işyeri sahibi de dahil olmak üzere orada buluna müşteriler özel harekat timleri tarafından yoğun şiddet uygulanmış, tüm bu kişiler yereler yatırılarak kafalarına postallarla basılmak süretiyle aynı zamanda coplar tekmelerle darp edilerek gözaltına alınmıştır. Bu muameleye maruz kalan bu kişiler arasında % 90 oranında zihinsel engelli olan Erkut Kibar da bulunmaktaydı.

Tüm bu hukuk ve insanlık dışı uygulamalar işyerine ait güvenlik kameralarınca kayıt altına alındığı halde, baskını gerçekleştiren birimler, güvenlik kamera kayıtlarının bulunduğu bilgisayar kasası ve güvenlik kamerası hard diski ve tüm dijital eşyaları yasa dışı olarak habersiz bir şekilde almışlardır. Aynı zamanda kafe içinde bulunan tüm eşyalar tahrip edilmiştir.

Bu baskınlar evlerde sabaha kadar devam etmiş halen de 3 gün dür devam etmekte dir. Gözaltına alınan kişilere ilişkin tarafımıza ilişkin hiçbir bilgi verilmemiş, isimleri ve durumları saklanmıştır. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Metin Lokumcu’nun Katilleri’ni Unutmayacağız!


Bir ülke hayal edin. Bu ülkenin, ileri demokrasiyi diline pelesenk eden, demokrasinin yıldızı bir başbakanı olduğunu da… O başbakan Kuzey Afrika’da çıkan olaylara “halkın sesine kulak vermek gerekir” desin. Kankası Kaddafi’yi bile, Batı’nın baskısıyla yerden yere vuruversin. Bu başbakanın partisinin iktidarın en güçlü adayı olarak girdiği bir seçim hayal edin. Bu başbakan seçim için yaptığı onlarca, yüzlerce mitingde, karşısındaki binlerce, onbinlerce insana mezhepleri yuhalatsın, siyasi rakiplerini düşman, kendisini eleştirenleri darbeci, protesto yapanları illegal örgüt olarak göstersin. Polis müdahalesiyle ölen emekli bir öğretmen olan Metin Lokumcu için “Biri ölmüş, üzerinde durma gereği duymuyorum” diyebilsin. Gözleri Muaviye baksın ama dilleri Ali söylesin, kulakları ise alkıştan başka hiçbir şey duymasın. Duyma gereği hissetmesin. İnsani hiçbir değeri olmasın, kalmasın… Ve çıksın “biz tüm ülkeyi, tüm vatandaşlarımızı kucaklıyoruz” diyebilsin. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

İleri Demokrasi

Artvin, Hopa’da HES protestosu yapan bir gruba polis çok sert müdahale etti. 54 yaşındaki emekli öğretmen kaburgalarına aldığı darbe neticesinde hayatını kaybetti. Ölüm haberinin ardından daha da gerginleşen olaylar, Başbakan’ın da yer aldığı AKP seçim konvoyuna taşlı saldırıya dönüştü. Seçimlere 11 gün kala, bize vaat edilen ileri demokrasi’den -yine- bir tadımlık aldık. Afiyet olsun.

İleri demokrasi aşkıyla, herkes ayağa!

Fazlasını Oku

AKP: Hedef 2023

Seçim Yazıları Serisinin ilkini iktidar partisi AKP’ye ayırdık. Kasım 2002’den beri tek başına iktidarda olan ve bu seçimde de tek başına iktidar partisi olacağı neredeyse kesin olan AKP 2011 Seçim Beyannamesi‘ni Türkiye Hazır, Hedef 2023 başlığı ile açıkladı. Bu dönemi de çıraklık, kalfalıktan sonraki ustalık dönemi olarak ifade ediyorlar. Seçimi kazanmak, iktidar olmak gibi stresleri yok. Özgüvenleri yüksek, her seçim döneminde olduğu gibi agresif bir tanıtım politikaları var.

Malumunuz seçime giren partiler Seçim Beyannamesi adı verilen genel bir vaad listesi ve ana başlıklar halinde genel politikalarını açıklarlar. Seçim Beyannamesi işi garip bir iş Türkiye’de. Bolca lakırdı, bolca edebiyat. Kimse de okumuyor elbette. Ülkede seçimler halen daha mitinglerle, mitinglerde bağıra çağıra polemiklerle, sokak aralarında gezdirilen bangır bangır – hepsi de berbat olmak koşuluyla- müzik çalan araçlarla ve her elektrik direğine asılmak için milyon TL harcanan bayraklarla yürüyor. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

12 Haziran Seçimleri

12 Haziran Seçimleri yaklaşırken, siteye özel bir bölüm mü açsak? Hani olur ya gazeteler, haber siteleri filan yapar. Seçim Özel, Türkiye’nin Seçimi, Seçim 2011 vs. Bu özel bölümde günlük olarak seçim haberlerini derleyip, kendi meşrebimizde yorumlarız; Tayyip Erdoğan şunu dedi, Kılıçdaroğlu cevap verdi, Tayyip topa sert girdi, Bahçeli ip salladı filan…

Gerçi daha ortamın yeni yeni kızıştığı dönemde bile 3-5 ciltlik malzeme var, yetmezmiş gibi daha bunun 180 tane mitingi, 75 tane gafı, 3-5 tane de seks kasedi var; ee bizde ki miskinlik de malumunuz, bahar da geldi gelecek (ne zaman gelecek lan sahiden?) yetişir miyiz bu tempoya diye korku salıyor içimi. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Ergenekon Ciddi Bir Meseledir

Başbakan’ın bir bloga hakaret davası açması uykularımı kaçırmaya devam ediyor. Olası bir suçlama karşısında iyi niyet göstergesi olarak bu paragrafı yazma fikri oluştu kafamda. “Ben değiştim” Hatta, yetmez diyenler için: “Değişerek geliştim.” Ülkenin başbakanı, yani söylediği her cümle vakf-ı idaresi altındakiler için ölümcül emirler arasında sayılan birisi için bu cümleler 30-40 yıllık siyasi ve ideolojik altyapısını, o altyapının emrettiği vecizeleri geçersiz kılabiliyorsa; el’garip dea için de hafifletici hatta salıverilme sebebi olabilmeli. Yetmez derseniz, tutuksuz yargılanmaya da fitim. Haberiniz olsun. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku

Sosyal Devlete Emre Aköz Bakışı

Sabah Gazetesi’ne TMSF tarafından el konulmadan önce ne yapıyordu bu adam, hatırlıyor musunuz? Penthouse ve Esquire dergilerinin eski bir yöneticisi olarak Hıncal Uluç Jr. Olma konusunda müthiş çaba sarfediyordu. Bir gün tavlada zar tutmanın ipuçlarını, diğer gün Fenerbahçe’ye karşı forma giyecek olan Rooney’e “motherfucker” diyerek moralini bozabileceğimizi filan anlatıyordu “Türk’ün Aklı” adını verdiği laylaylom köşesinde…

“Şurada yeni bir mekan açılmış, on numara bilmem ne yapıyorlar”dan tut, viski şöyle içilir, puro böyle yakılır tarzı içi boş yazılar işte. Canlandı hemen gözünüzde…

Ne zaman ki TMSF Dinç Bilgin’i şutlayıp Sabah’a çöktü; yazar kadrosu Nazlı Ilıcak’la, Engin Ardıç’la, Mehmet Barlas’sa güzelleşti, işte Emre Aköz de birden tarihsel analizlerle, sosyopolitik kavramlarla, müthiş bir politik kalem olup çıkıverdi.

Misal, bu işin amentüsü olarak ilk iş Atatürk ilkelerine çatmaya başladı, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na dair güzellemeler yazdı, CHP’nin bu ülkenin başına gelmiş en kötü şey olduğuna inanan zevatın en ağır kalemlerinden birisi oldu. (daha&helliip;)

Fazlasını Oku