Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

İstanbul: Since 1453

Son 2-3 yıldır kendimi Osmanlı ve İslam tarihi araştırmaları ile resmi tarihe verdim. Roman ya da onun bunun hikâyesini kaynak gösteren kitapları değil; ince eleyip sık dokuyarak, deli gibi araştırarak (ansiklopedi ve kütüphanelerden, web'den değil!) kendimce birçok sonuca vardım. Okudum, araştırdım, soruşturdum, gittim hocalar buldum, araştırmacılar buldum, sordum, sordum, sordum… En çok takıldığım noktalardan birisi hep İstanbul 1453 oldu.

Alavere Dalavere Şaktar Koydu Werder’e

Yalnız ve güzel şehrimize UEFA finali gelmiş, üstüne de sponsor bileti gelmiş. Daha ne ister bir genç futbolsever? Bira, evet bira. Sözümona, maç biletini gösterene stat etrafındaki Carlsberg standlarında beleş bira veriyorlarmış diye beni kim yediyse yazıklar olsun, ulan gururumla oynadın. Geçen seferki final öncesinde de Liverpoollularla Taksim’de içip sıçıp eğlendiğimizden bu sefer daha tecrübeli ve yılışığız. Bir gece önce Nevizade’de 50 kadar Bremen’liyle takılmıştık ama sönüktü, bunun acısı çıkmalıydı.

İşçiler 31 Yıl Sonra Taksim’de…

1977'de Taksim Meydanı'nda hayatını kaybedenlerin, katledilenlerin anısına saygıda bulunmak için DİSK ve KESK makul sayıda katılımcı ile Taksim Meydanı'nda... İşte Taksim, işte 1 Mayıs! "Taksim hakkımız, bir gün alırız" diyen,…

Welcome to Turkey Mr. President

Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni başkanı Barack Obama sonunda Türkiye’de. Tüm ulusumuza hayırlı olsun. Bu gelişle ilgili olarak en sonda söylemeyi düşündüğüm şeyi, bir çırpıda ifade edeyim: Sakın, ama sakın Obama’nın şehrinizde olduğu saatlerde trafiğe çıkmayın. Heder olur gidersiniz asfalt üzerinde yeminlen... Bu çok önemli uyarının ardından bu ziyaret münasebetiyle çok çok sayın, çok çok değerli Başkan Obama’ya iki kelam etmek niyetindeyim. Edeyim o halde.

Ensendeyiz Topbaş!

Bugün Ece Temelkuran yazmış, alıntılamak lazım. Benzerini zaman zaman tribünlerde gördüğümüz bir eyleme imza atmış Öğrenci Kollektifleri. Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin itirazını –biliyorum şaka gibi ama- yanlış anladığı için iptal kararı verdiği, henüz gerekçeli kararı yayınlamadığı için yürürlüğe girmeyen bir burs davası var biliyorsunuz. Seçim sürecinde Kadir Topbaş beyefendi, sıklıkla “Bakın ne güzel burs veriyorduk, CHP engelledi.” diye propaganda yaptı. Oysaki CHP’li belediyeler burs vermeye devam etmekte, CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kılıçdaroğlu da aynı sıklıkla burs olayındaki ikiyüzlülükten dem vurdu ve ekledi: “Ben vereceğim.” Neyse, Kadir Topbaş’ın bu tutumunu yiyenler kadar, yemeyenler de var elbet. Yemeyenlerden olan Öğrenci Kollektifleri sık sık belediye önünde eylem yapıyorlar. En güzellerinden birisi de şu şekilde gelişmiş. Buyrun içeri...

Teşekkürler Kemal Kılıçdaroğlu!

Seçim sonuçları malumunuz. Uzun uzadıya epey öncesini, biraz öncesini, tam ortasını ve sonrasını konuştuk, konuşuyoruz, konuşacağız. İstatistik, matematik, televizyon kanallarının cafcaflı görselleri, gazetelerin çarşaf çarşaf manzumeleri seçimin galibinin AKP olduğunu söylüyor. Lakin hepimizin farkında olduğu başka bir kazananı var seçimin: O da Kemal Kılıçdaroğlu. Meclis koridorlarında birbirini ardına patlattığı yolsuzluk dosyaları ile tanıdığımız bu memur, hadi bilemedin bürokrat görünümlü adam iktidarın yolsuzluk performansını çamur atlarla, izi kalsınlarla değil bildiğin belgeli melgeli gözler önüne serdiğinde açık arama mekanizmaları devreye girmişti elbette. Atv/Sabah, Kanal 7, Zaman, Star Gazetesi, yani kısacası tüm yandaş medya ile ilerleyen bu çabalar Kılıçdaroğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olmasıyla da epey hız kazandı.

Seçim Kronometresi

15.10 - Oy vermek için sıraya girilir. Daha önceki seçimlerden farklı olarak bu sefer kuyruk vardır. Yaşlı çoluk çocuk bebek oy vermek için kuyrukta beklemektedir. Tabi ki oyu çocuklar bebekler vermeyecektir ama garip bir şekilde onların sayısı daha fazladır. 16.10 - Yaklaşık 1 saatlik bekleyişten sonra bir seçimde ilk defa gönül rahatlığıyla, inanarak oy vermenin dayanılmaz hafifliği vardır. Eve doğru yola çıkılır. 17.00 - Oy verme işlemi sona ermiştir. Seçim sonuçlarını izlemek için TV karşısına geçilir. 18.00 - Alt yazılar geçmeye başlar YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 18.15 - Alt yazılar devam eder: YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 18.30 - YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 18.55 - YSK’nın yasakları kaldırması an meselesi… 19.00 - Yasaklar her an kalkabilir sonuçlar birazdan. Sürprizler, sürpizler, sürprizler… 19.10 - Yasaklar kalkar. İlk sonuçlar gelmeye başlar.

Seçmek ya da seçememek

Seçimlere sadece birkaç gün kaldı. Caddeler, sokaklar, mahalle araları inanılmaz bir renk cümbüşü içinde. Partilere ait flamalar her tarafı bayram yerine çevirmiş vaziyette. En azından olumlu bakmak istediğim için böyle görüyorum. “İstersen donatalım dört yanı bayraklarla” diye bağırmanın hakkını veriyorlar vesselam. Bir de şu var, ekonomik kriz falan diyoruz ama bu seçim ekonomisi inkâr edilemez bir canlılık verdi tüm ülkeye. Esnaf bir nebze olsun nefes aldı belki de. Seçim havasının en olumsuz tarafı bangır bangır mahalle aralarından sesleri son ses geçen seçim arabaları. Hayır, söylediklerini anlayabilsek bi derece ferahlayacağız, fakat söylenilenlerin ya ortasından ya sonundan ya da başından bir şeyler yakalayabiliyoruz. O da anlam kirliliğini en derinden yaşattırıyor. Tabi ki yurdumdan seçim manzaraları minvalinde bir yazı olmayacak, yazarken daldık gittik işte. Bu seçimler güzel yurdumdaki her seçim gibi çok büyük önem taşımakta çünkü politikacı amcalarımız hep öyle diyor. Demokrasi var ya memlekette! O sebepten olsa gerek. 4–5 yılda bir sandık başına gidiyoruz oy kullanıyoruz ve bizi yönetecek kişileri belirliyoruz! Hadi canım sende, milletvekilleri belirlenirken söz aldın mı sayın vatandaş? Belediye başkan adayları için hiç fikir belirttin mi peki? İl genel meclisi ne işe yarar, nasıl aday olunur fikrin var mı? Hepsini geçtim muhtarını tanıyor musun ey vatandaş?

Oyum Satılıktır

Geçtiğimiz gün, akşam işten çıkmış eve doğru yürüyorum. Önümde 35 yaşlarında bir adam, biraz yüksek sesle telefonla konuşuyor. Tabi ister istemez ben de muhabbeti duymak zorunda kalıyorum. Adam şunu diyor, “bizim parti oy başına 1 milyar veriyor. Sizinkiler ne veriyor?”. Bir an duraksadım. Abi yoluna düz devam ederken o sırada ben sokağıma geldiğim için sola dönüş yaptım. Ama düşünmedim değil, “adamı yakala Fatik, 1 milyar 1 milyardır. Allah bereket versin”… Bugün eve geldim merdivenlerden çıkarken MHP Kağıthane Belediye Başkanı Hasan Hüseyin Ceylan’ın broşürlerinin merdivenler üzerine atıldığını gördüm. Broşürün üzerinde “Oyum Sana Helal Olsun” yazıyor. Öyle bir seçim dönemi geçiriyoruz ki, artık herkes olayın farkında. Soygunun farkında insanımız. O nedenle çabalar “Helal oy alma” üzerinde veya adaylarda, biz yolsuzluklara karşı geleceğiz, Soyguncuları önleyeceğiz düşünceleri var. Ama bunlar herhangi birinin soyacağı gerçeğini bilmeyi engellemiyor, Özellikle büyük şehirlerde…

Yeni yazilar neden ayagina gelmesin?