Herkül’ü yenen adam: Tarık bin Ziyad

Herkül’ü yenen adam: Tarık bin Ziyad

Neanderthal’ler günümüz modern insanından DNA kodları bakımından sadece %0,12 kadar uzaktaydılar. 250.000 yıl kadar önce neredeyse tüm Avrupa’da hüküm sürüyorlardı. Modern insan’ın Avrupa kıtasına ulaşmasından 5000 yıl kadar sonra yokoldular. Bu iki akraba muhtemelen ilk olarak Doğu Akdeniz’de Levant bölgesinde karşılaştılar. Evrim tıkır tıkır çalışıyordu, daha güçlü olan insanoğlu, çok çok yakın akrabalarını çok çok az daha güçsüzler diye yeryüzünden sildi.

Neanderthal abilerimizin 28000 yıl önce son görüldüğü yaşam alanı da İber yarımadasının güneyinde bulunan Gibraltar’da Gorham mağarasıydı. Muhtemelen ilk kez Doğu Akdeniz’de karşılaştığımız abilerimizi yine muhtemelen tüm Avrupa boyunca kovaladık ve kıtanın en batısında da yokettik. Allah rahmet eylesin!

Neanderthal’lerden sonra Gibraltar’da hüküm sürdüğü bilinen ilk millet bizim Fenikeliler dediğimiz Phoenicia’lılardı.

Yunan mitolojisinde Zeus’un oğlu Herkül’ün 12 görevinden onuncusu, 3 gövdeli dev Geryoneus’un sığırlarını çalmaktır. Bu görev sırasında kimilerine göre karşısına çıkan bir dağı parçalayıp bir “boğaz” ortaya çıkarmış, kimilerine göre de zaten mevcut olan bir boğazı daraltarak canavarların geçmesini engellemiştir. Herkül’ün hikayede bahsedilen Gibraltar Boğazı’nın iki yakasına iki adet sütun diktiğine inanılır. (Hercules yada Grek adıyla Heracles’in 12 görevi bir başka yazının konusu olsun mu? Olsun.) Bu sütunların bir tanesinin Gibraltar dağında (Rock of Gibraltar), diğerinin ise Kuzey Afrika’da bulunan Ceuta şehrindeki Monte Hacho ya da Fas’ta bulunan Adrar Musa’da olduğu düşünülmektedir. Daha Fazlasını Oku

“3 günde çıkarırız”

17 Mayıs 2010’da Zonguldak’ta “sigara” yüzünden olduğu açıklanan, devletin %30, işletici firmanın %70 kusurlu olduğu ama kasıt olmadığı vurgulanan Grizu patlaması nedeniyle göçen madende 30 madencimizi kaybettik. 2 madencimizin cesetlerine ulaşılamadı. Devlet, 2 madencinin cenazesini aradan geçen 5 ayda o göçükten çıkaramadı; üstüne üstlük utanmadan, arlanmadan çıkıp Tv karşısında “Güzel öldüler” dedi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı. Daha Fazlasını Oku

Ege Türk Olsun!

Bu aralar “Ortadoğuyu Anlamak” diye bir kitap okuyorum. Askerliğimi yaptığım birlikte, sanırım biraz da eğitim birliği olması sebebiyle, fena sayılmayacak bir kütüphane var, oradan düzenli olarak kitap alıp okuyorum ayıptır söylemesi. Askerliğimi yedek subay olarak yaptığımdan mütevellit azımsanamayacak kadar boş zamanım var, değerlendirmek lazım.Tabii, okumakla ilgili sıkıntılarım az biraz devam ediyor hâlâ, ama bir şekilde üstesinden gelmeye çalışıyorum.

Kitabın konusu, isminden de tahmin edileceği üzere, Ortadoğu ve süregelen sorunları hakkında. Tavsiye edip etmemek konusunda henüz biraz kararsızım, çünkü daha başlarındayım kitabın. Ancak şu noktaya kadar güzel devam etti, bitirince unutmazsam kitap hakkındaki görüşlerimi de not düşerim. Yazarı İsrailli Ilan Pappé, ancak kitap hiç de (artık aşina olduğumuz) İsrail propaganda kitaplarından değil, hatta gözlemlediğim kadarıyla gizli propaganda bile değil. Zaten araştırdığım kadarıyla Ilan Pappé de hiç o taraklarda bezi olacak tiplerden değil. Daha Fazlasını Oku

İkra

İkra B’ismi Rabbike…

Yani “Rabbin(in) adıyla oku!” Böyle başladı son semavi dinin tebliği. Okumanın önemi, inen ilk emir olmasıyla vurgulandı İslam’da.

Sanırım benim yazılara giriş yapamama sorunum hâlâ devam ediyor. Gene çok alakasız bir yerden girdim konuya. Ve evet, Ramazan’da olmamızın da bir miktar etkisi olabilir bu durumda.

Konumuz okumak. Ya da daha özelinde, benim son zamanlardaki sorunum olan “okuyamamak”. Son zamanlarda bu durumdan çok rahatsızım. Kitap okuyamıyorum. Okurken zorlanıyorum. Uzun süre okumak yorucu oluyor. En ilgimi çeken konularda bile, bir kaç sayfanın ötesinde dikkatimi tekrar tekrar toparlamak, bazen aynı cümleyi arka arkaya bir kaç kez okumak zorunda kalıyorum.

Çevremdeki insanlara bakıyorum, hepimiz okuyan insanlarız. Levo’yu saymazsak tabii, adam kendisi diyor Cin Ali’den beri kitap açmadım diye. Övünerek mi söylüyor bilemiyorum, belki de durum tespiti yapıyordur sadece. Aslında ben pek inanmıyorum bu lafına, neticede senelerdir kitap okumayan birisinin hem ağzının hem kaleminin bu kadar laf yapabilmesi imkansız benim gözümde. Daha Fazlasını Oku

Dünya Kupası Takip Başlığı

FasulyedenKom‘dan dev hizmet anasını satayım. Madem 47 ayın sultanı Dünya Kupası başlamış; madem günde 3 defa ekran başına geçiyor; madem elimizden birayı, cipsi, çerezi eksik etmiyoruz; madem Vuvuzela beynimizi kemiresiye yiyor; alın ulan size Dünya Kupası takip başlığı. Becerebilirsem bir de tahmin yarışması koyucam. Alın da doyun eşşek sıpaları… Lakin, üzerimize amentü gibi çöken bu ölü toprağını bu da atmazsa, dünya sizsiniz, kupa da size girsin, söz mü lan?

[world-cup-predictor tables=1]

81 Düzce 82 Hayfa 83 Tel Aviv

Filistin konusundaki düşüncelerimi Ocak 2009’da yazmıştım. Hala daha arkasında duruyorum. Ordan hareketle, Türkiye’nin, Filistin’in ve daha da ötesinde Hamas’ın hamisi rolünü kendisine biçmesi beni çok da mutlu etmiyor.

Ve hatta, bu yardım konvoyunun parçalarından ve gün itibariyle kilit isimlerinden birisi olan İnsani Yardım Vakfı’na da sempati beslemiyorum. Amacı sadece Müslümanlara yardım olan, gittikleri Müslüman olmayan coğrafyalarda bulunma amaçlarını da “İslam’ın güzelliklerini öğretmek için buradayız” diye açıklayan bir sivil toplum örgütünün derdiğin insani değil, islami yardım olduğunu düşünmekteyim.

Ama elbette, benim İHH’ye ve Türkiye’nin Filistin konusundaki rolüne olan muhalefetim, keskin bir abluka altındaki Gazze’ye insani yardımın şart olduğunu, İsrail denen katil devletin ablukasının kırılması için birşeyler yapmanın elzem olduğu gerçeğini değiştirmez. Daha Fazlasını Oku

Kanadanın dikmeni, gidersem öpsünler beni!

Ülkenin “siyaset mi hukuku döver, hukuk mu siyaseti?” tartışmalarına kanalize olduğu şu günlerde, naçizane bendeniz de gündemimizi biraz değiştireyim istedim. Zaten bu siteye siyasi içerikli bir yazı yazsam ne olur tahmin etmek bile istemiyorum. Yazılara yorum kanalıyla laf sokuşturmak daha çok işime geliyor sanırım.

Konumuz Vancouver kentinde düzenlenen kış olimpiyatları. 5-6 Oyuncu ile katılmışız. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) başkanı Togay Bayatlı “Komite olarak müthiş destek olacağız, 4 sene sonra daha fazla sporcu ile katılım olacak” falan demiş. Doğrudur yapar. Togay Bayatlı’nın bir işi daha var komite başkanı olarak, o da bizim Eurovizyon hikayesine dönen olimpiyatları Türkiye’ye getirmesi. Bu işlerden pek anlamam ama kulis mulis dönüyordur herhalde, e malum kış olimpiyatlarının yapıldığı yerde de illa muhabbet edilesi 3-5 adam vardır. Komple bu kulis işini geçtim. Netice de sporcun katılmış oraya gidip destek olman gerekir değil mi? TMOK başkanı dellez olsa “Kanka karda kışta ne işimiz var, s.ktiret soğuktur şimdi oralar.” der, onun yardımcısı da ben olsam “kanka o zaman sıcak denizlere geçelim,mohitoları çekelim” derim. Hah işte adam da aynen böyle düşünmüş.

Şimdi adamın ciddi bir işi vardır. Bağlantılarını kovalıyordur falan orasını ayrı tutuyorum. Netice de bir basın toplantısı düzenleyip, cüzdanı çıkarıp sallayarak “para mı alıyoz ulan biz” diye höykürebilir de. Ama hacı ayarlanır be o iş-güç. Sonuçta ne zaman, nerede, hangi tarihlerde yapılacağı yıllar önceden belli olan bir şey.

Bir detay daha. Haberin kendisini ayrıca tebrik ediyorum etmesine de. Bu fotoğraf fotomontaj ise -ki ben çok anlamam ama öyle gözüküyor-  Havaii denince akla nedense bu çiçekten yapma çelenkler ve abik desenli uzun gömlekler gelir ve montaj buna göre düzenlenmiş. Montaj yapmaya karar verilmiş ise ve ironiye bağlamak istiyorsam konuyu -ki fotoğraf der ki millet olimpiyatlar da ben her gece barda- ben olsam sörf yaparken yaparım ki adamın sporla bir ilişkisini kurardım. İroninin kralı olsun.

Not:Yazı yazarken şöyle bir uyarı notu vardı. Günahı benden gitsin. WordPress 2.9.2 sürümü çıkmış! Lütfen site yöneticisine haber verin.